Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

21.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüme giderken Türkiye-Rum yönetimi ilişkileri

Türkiye ile Güney Kıbrıs’ın ticari ilişkiler içinde olduğu bilinmeyen bir gerçek değildir.

Düşmanlık edebiyatı yapanlar bu gerçeği çok fazla gündeme getirmeyi sevmez.

Kıbrıs’ta çözüme karşı olanlar Türkiye’nin Rumlara mal satmasına ve onlardan mal almasına gözlerini kaparlar...

Bugünkü “KIBRIS Ekonomi” ekimize, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) rakamlarına dayanarak Artun Çağa arkadaşımız “Ticaret sınır tanımıyor” başlıklı bir haber yaptı.

Tam da Kıbrıs’ta çözüm bulunmaya çalışılan bu günlerde bunu manşetten vermeyi de uygun bulduk.

Böyle yaptık ki görmek istemeyen gözler de görsün.

Türkiye ile Güney Kıbrıs arasında resmi ilişki yokmuş…

Sözde resmi ilişki yok ama hem ticaret ilişkisi hem de başka uluslararası ilişkiler de var.

TÜİK verilerine göre, Güney Kıbrıs, son sekiz yılda Türkiye’ye 1 milyon 986 bin dolarlık mal sattı.

Aynı sürede, Rum yönetimi de Türkiye’den 9 milyon 895 bin dolarlık mal aldı.

Yani, Türkiye- Rum Yönetimi ticaret hacmi 11 milyon 881 bin dolar oldu.

Bazıları, “Türkiye- Kuzey Kıbrıs ticaret hacmi 8 milyar dolarken, Türkiye- Rum yönetimi arasındaki yaklaşık 12 milyon dolar nedir ki?” diyebilir.

Yani bir tarafta “milyar dolar”, diğer tarafta “milyon dolar” telaffuz ediliyor olabilir.

Ancak önemli olan rakam değil, kimilerine göre düşman olan (ki ben böyle ifadeleri hiç sevmiyorum) iki ülkenin ticaret yapmasıdır.

Rum toplumu Türkiye’yi büyük bir tehdit olarak görüyor.

Bildiğiniz gibi Rumlar, Türkiye’yi Kıbrıs’taki anlaşmazlıktan sorumlu tutuyor, garantör olarak Kıbrıs’ta kalması durumunda çözüm bulunamayacağını iddia ediyor...

Ancak aynı Rumlar, Türkiye ile ticaret yapabiliyor.

Öte yandan, Türkiye’de büyük bir kesim düşman olarak gördükleri Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin anlaşma yapmak istemesine, çözüm aramasına anlam veremiyor ve bunu istemiyor.

Hatta Türkiye’den bakanlar müzakereleri yürüten liderleri zaman zaman hain gibi görüyor.

Ancak Ak Parti Hükümeti, işadamlarına düşmanlığı bir tarafa bırakıp, ticaret ilişkisi çağrısı yapmıştı...

Hatırlayın, 2004 yılında o dönem Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül, Türk işadamlarına Kıbrıs Rum Kesimi ile ticaret yapmaları için ‘tarihi’ bir çağrıda bulunmuştu.

Abdullah Gül, Hürriyet Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamada Türk işadamlarına “Al çantanı Rum Kesimi'ne git, malını pazarla, para kazan... Türk işadamı Kongo'ya, Sibirya’ya kadar gidiyor da, burnunun dibindeki Kıbrıs’ın Rum Kesimi’ne niye gitmesin? Gitmemesi için sebep yok” diye seslenmişti.

O dönem Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB'ye tam üye olması nedeniyle Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasından dolayı, Türk mallarının gümrüksüz şekilde ithalini serbest bıraktığını hatırlatan Gül, şunları söylemişti: “Bu çok önemli bir gelişme. Olayların hep olumsuz yanını görmeyelim. Olumlu gelişmeleri de görmek lazım. Bu önemli gelişmeden çok sayıda işadamımızın haberi yok gibi. Rum Kesimi'nin zenginliğini biliyoruz. Bundan dolayı orada büyük bir potansiyel var. Bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum”.

O dönem Abdullah Gül, “Rumların özellikle Türk cam ürünlerine büyük ilgi duyduğuna dair duyumlar alıyorum. Benim bildiğim kadarıyla Paşabahçe ürünlerini çok beğeniyorlarmış” demişti.

Bu haber Kıbrıs Türk basını ile Rum basını tarafından da büyük ilgi görmüş, günlerce bu sözler yazılmış, çizilmiş, konuşulmuştu. Anlaşılan Abdullah Gül’ün anlamlı çağrısına birçok işadamı uymuş...

İşadamı için sınır yoktur, ticaret sınırları da anlaşmazlıkları da yener, yeter ki istesin ve inansın.

Büyük oranda Kıbrıslı Türk işadamının çözüme desteği de takdire değerdir.

Özellikle de Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın her dönem çözüm çabalarına önemli katkıları olmuştur.

Bugün de Ticaret Odası, işadamlarımızı çözüme hazırlamaktadır.

Çözümün katkısını en iyi bilen, gelecekte sağlayacağı faydaları önceden görebilen işadamlarımız, Kıbrıslı Rum işadamlarını da bu konuda hazırlamalı, ikna etmelidir.

Bu yönde çalıştıklarını da çok iyi biliyoruz. Bu çabalarından hem kendileri hem de toplum kazanacak...

Türkiye ile Güney Kıbrıs arasında uluslararası hukukun, uluslararası anlaşmaların zorunlu kıldığı ilişkiler de vardır.

Spor müsabakaları, uluslararası başka organizasyonlar Güney Kıbrıs’ta olduğunda Türkiye oraya gidiyor, Türkiye’de yapılıyorsa Rumlar orada oluyor.

Biz Kıbrıslı Türkler de hep uzaktan bakıyoruz, neden bize “düşmanlık” kalsın, onlara da ikili ilişki?

Haksızlık değil midir bu? “Düşmanlık edebiyatı”, “hamaset”, “kuru milliyetçilik” bizi bıktırdı.

Kıbrıslı Türkler yıllarca dünyadan koptu, uluslararası hukukun dışında kaldı, artık hakkı olan her şeyi bir çözümle elde etmelidir... Dünyaya kapı açmak, insanca yaşamak bizim de hakkımızdır...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.