Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

17.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Çözüme zarar verecek diye korkuları gizlemek anlamsız

Çözüm isteyen, çözüme inanan bir arkadaşım Güney Kıbrıs’ta fanatik saldırıların olduğu günlerde bir itirafta bulundu bana.

Aslında bu söylediğini kendi kendine bile itiraf etmekten çekindiğini belirtti.

Yıllardır Rum tarafına gidip geliyor ama hiç yalnız gitmemiş.

O gün yalnız gitmiş ve bir anda, maçtan dönen Rum fanatik futbol taraftarları arasında bulmuş kendisini.

Bir şey yapmamışlar ona, yalnızca lâf atmışlar, Rumca bilmediği için ne söylediklerini anlamamış ama “İyi bir şey söylemedikleri belliydi” dedi.

“Hep gidip geliyordum, ilk kez sınır kapısından geçip, Kuzey Kıbrıs’a vardığımda kendimi güvende hissettim. Bu duyguyu hiç yaşamak istemezdim ama öyle hissettim, üzgünüm. Bunu kimseye anlatma “dedi.

Nasıl bir suçluluk duygusu içindeydi, inanamazsınız.

Fanatiklerin onu korkutması sanki de kendisinin suçuymuş gibi.

“Bunu anlatma çünkü çözüm istemeyenler ‘Bak işte Rumlar budur’ diyecek” dedi arkadaşım…

Benim bunu anlatmamam, saklı tutmam ortadaki gerçeği değiştirmiyor ki.

Son zamanlarda arka arkaya yapılan ırkçı saldırılar, rastlantıya bakın ki gönülden çözüm isteyen, çözüme, barışa inanan insanlara denk geliyor.

Çok farklı duygular içerisindeki arkadaşım, “Bu duyguyu, yani Türk tarafına geçtiğimde kendimi güvende hissedeceğim duygusunu hiç yaşamak istemezdim ama bu duyguyu yaşadım” dedi…

Benzer duyguları yaşayan başka kişilerle de konuştum...

Arkadaşım, “Kim bilir, belki de başkalarından duyduklarım beni korkuttu. İnanmayacaksın ama Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağından korkmuyorum ama Yunan bayrağı beni korkutuyor” dedi.

Fanatiklerin, ırkçıların elinden düşürmediği Yunan bayrakları başka insanları da korkutuyor.

Şimdi bunu gizleyelim, anlatmayalım, çözüme zarar verecek diye insanlar korkularını, endişelerini içinde saklasın... Bence bunları insanların içinde taşıması çözüme fayda etmez.

Bu duyguyla sandığa giden kişi büyük bir ihtimalle “hayır” da der...

Arkadaşıma, “Sen niye kendini suçlu hissediyorsun ki? Bunu sana hissettirenler utansın. Bu ırkçılığın önüne geçemeyenler utansın” dedim.

Işık Kitabevi’nin düzenlediği fuar çerçevesinde katıldığımız konferansta Rum meslektaşım Nikolaos Stelya, Güney Kıbrıs’ta da bazı kişilerin benzer korkuları olduğunu, yıllardır kuzeye geçmek istediği halde korkularını, önyargılarını yenemediği için gelemeyen birçok insan bulunduğunu söyledi.

Demek ki kafalarımızdaki engelleri de kaldırmamız gerekiyor.

Her iki toplumun da korkuları var, bunu inkar etmeye, bundan utamaya hiç gerek yok, gerçeklerden kaçamayız.

Birçok kişi zaman zaman benzer korkulara kapılıyor, Güney Kıbrıs’ta ırkçılığın, fanatikliğin önüne geçilememesi korkuları körüklüyor. Kıbrıslı Türkler saldırıya uğradığında, sağduyulu Rumlar da misillemeden korkup kuzeye geçemiyor, yani ırkçılığın etkisi tek taraflı değil...

Cumhurbaşkanı Akıncı’yı “iki kesimliliğin kalıcı olması” ve “garantilerin devam etmesi” için formül aramakla suçlayanlar var ancak toplumun büyük bir kısmı “iki kesimlilik” ve “garantiler/ garantör” için ısrarlı.

Akıncı, BRT’de yayınlanan, 4 gazetecinin soru sorduğu o çok tartışılan programda “tehlike yaşanabilir” duygusunu ciddiye aldığını, o yüzden “iki kesimliliğe” önem verdiğini, Kıbrıs Türk halkına temel konularda güvence verebilirse başarıya ulaşabileceğini söylüyor.

Cumhurbaşkanı, Kıbrıs’ta çözüm aranırken, hem “garantiler” hem de “iki kesimlilik” konusunda halkımızın kendini tehdit altında hissetmemesi gerektiğini söyledi. Tabii aynı şeyin Rum halkı için de geçerli olduğunu belirtti.

Evet biliyorum “iki kesimlilik” birleşik bir Kıbrıs’ın ruhuna terstir, evet biliyorum “garantiler” günümüz şartlarında “o kadar önemli gelmeyebilir” size, şartlar çok değişmiştir ama toplumun büyük bir kısmı bu konuda duyarlıysa, henüz korkularını yenememişse Cumhurbaşkanının ve ekibinin bu konuda hassas davranması şarttır.

Referanduma sunulacak plana “evet” denilmesi, bir çözüm bulunması isteniyorsa toplumun büyük kesiminin de hassasiyetleri dikkate alınmalıdır.

Yoksa hepimizin kafasında farklı farklı çözüm formülleri vardır mutlaka ama bunu hem içimizdeki her görüşten insana hem de Güney Kıbrıs’taki halka uydurmak kolay değildir.

Elbette kafalardaki engelleri aşmamız gerekiyor, bazı kesimlerin önem vermediği güven artırıcı önlemler sırf bu yüzden önemliydi.

Ancak gerçekten 90 gün içinde çözüm istiyorsak, kafalardaki engelleri kaldırmak için pek zamanımız kalmadı demektir, bu nedenle bulunacak çözüm halkın büyük çoğunluğunun başta “sulandırılmamış iki kesimlilik” ve “garantiler” gibi hassasiyetlerine formül bulmak şarttır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.