Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

07.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

CTP’deki istifalar ve düşündürdükleri

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nde (CTP) geçen hafta üç istifa yaşandı…

Yıllarca partiye hizmet vermiş, Sonay Adem, Ali Gulle ve İbrahim Korhan istifa etti.

CTP’de son birkaç yıldır bir iç çekişme, kavga var…  Kimse bu kavganın partiye zarar vermediğini söyleyemez. Çok zarar verdi... Genel, yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde parti büyük yaralar aldı.

Parti, yer aldığı hükümet deneyimlerinde beklenen başarıyı gösteremedi.  Bir taraftan kavga etmek diğer taraftan ülke yönetmek kolay olmadı. Kavgalar, bazı kök partilileri bile CTP’den soğuttu...

Yıllarca aynı uğurda mücadele vermiş olan insanlar neden birdenbire kendi kendini yemeye başlar?

İçeridekiler, kavganın ilkesel olduğunu söylüyor ama dışarıdan bakanlar bunu “kişisel çekişme” olarak görüyor.

Bir birini görmeye, aynı ortamda bulunmaya tahammülü olmayan insanların bulunduğu bir partinin, başarılı olması düşünülemez zaten.

Aynı parti içindeki insanlar, dava arkadaşının başarısız olması için çaba sarf eder, seçim kaybetmesi için rakip partilerle işbirliği yaparsa orada iş bitmiş demektir.

Kişi haksızlığa uğrasa bile, sırf birilerine kızdı, öfkelendi diye kendi partisinin zararına uğraşmaz.

“Ama önce onlar yaptığı için biz de böyle yaptık… Canımız yandı böyle davrandık” diyebilirler.

Haklıyı ya da haksızı aramak değildir önemli olan, perde gerisinde iş çeviren herkes suçludur.

İş çığırından çıkmıştır, “ortak değer” diye bir şey kalmamıştır, duygudaşlık kaybolmuştur, “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diyemiyor kimse…

Şucular bucular,  eskiler yeniler, bıyıklılar bıyıksızlar, KÖGEF’liler ÜTK’lılar gibi tuhaf yakıştırmaların bazıları basın tarafından yaratılmış olsa bile ve meselenin adı yukarıdakiler olmasa da bir ayrışma, kutuplaşma olduğu inkâr edilemez.

Sırf bu dağınıklığı düzeltmek için geri dönen eski başkan, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, kavgaları durduramadı.

Sorunu diyalogla çözmeye çalışan Talat, tarafların sesini kısmasını sağlasa da kavgayı bitirecek formülü bulamadı. Kimisine göre kavga sertlikle çözülmeliydi, yani kesip atarak, ancak hangi tarafın kesileceği sorundu.

Kime göre kim haklı, kime göre kim haksız?

Son başkan Tufan Erhürman’dan önceki son birkaç yılın başkaları hep bir tarafa yakın görüldü.

Hatta cumhurbaşkanlığı süresince ve ondan sonraki birkaç yıl partiyle mesafeli bir ilişkide olan Mehmet Ali Talat da kavgalı gruplar içinde bir tarafa daha yakın görüldü.

Başkanlar kendileri öyle davranmasa ya da öyle olmadıklarını iddia etse de onları hep bir tarafa daha yakın gördüler. O nedenle Talat da çok istemesine rağmen parti içi kavgaları bitirebilecek kişi olamadı.

Elbette başkanla bitmez bu işler, ekibinin de onunla aynı iradeyi ortaya koyabilmesi lazım, MYK’nın oluşumu ve başkana vereceği destek, ya da birlikte düşünebilmeleri, ortak karar alabilmeleri de önemlidir.

Partinin bir kabile gibi başkan tarafından yönetilmesini öneriyor değiliz ama işte başkanın gerçekçi adımları ile organları da harekete geçirebilmesi, fikir birlikteliği içinde olmaları için lider özelliğini de ortaya koyabilmesi çok önemlidir. Tufan Erhürman, gerçekten de başkanlık için en uygun kişiydi.

Birçok önemli vasfı var ama bu büyük kavgada taraf olmaması belki de bu dönemde en büyük artısıydı.

O beklenen liderliği ortaya koyup koyamayacağını zaman gösterecek ama kavgaları devam ettirecek gruplardan hiçbirine yakınlığı olmadığı için kangrene neden olacakları kesip atmakta, ya da atılmasını sağlamakta zorlanmayacağı kesindir.

Nitekim henüz başkanlığa bile gelmeden, manifestosunu açıklarken, bu türlü kavgalara fırsat vermeyeceğini, gerekirse tasfiyeye başvurabileceğini söylemiştir.

Yapacak çok işleri olduğunu ve bu tip kavgalarla zaman kaybedemeyeceğini vurgulamıştır.

Sanırım mesaj gerekli yerlere gitmiştir.

Elbette “şıp” diye kavga bitmez ama Erhürman kararlı olduğunu ve bunun için her yolu, acılı olanı da deneyebileceğini söylemiştir.

Partinin geçmişine dönük çok önemli özeleştirilerde bulunarak, neden başarısız olunduğunu iyi tespit eden ve bunları söylemekten çekinmeyen Erhürman, manifestosuna yazdıklarını gerçekleştirebilirse mutlaka başarılı olacaktır.

Sonay Adem, Ali Gulle ve İbrahim Korhan, yeni başkanla hiçbir sorunları olmadığını söyleyerek, istifa etti.

Yıllarca hizmet ettikleri partilerinde artık mutlu değillerse, içte mücadele verecek ortamın da yitirildiğine inanıyorlarsa ve kendilerini buraya ait hissetmiyorlarsa istifa haklıdır, zorlamaya gerek yoktur.

Doğrusu budur, “ne bu partinin onlara, ne de onların partiye verebilecek bir şeyi kalmamışsa” tabii ki istifa doğru bir karardır.  Yalnız isimleri CTP ile özdeşleşmiş bu kişilerin başka bir partiye gitmeleri veya yeni parti kurmaları bence doğru olmaz. Onlar istifa etse de CTP’li Sonay Adem, Ali Gulle ve İbrahim Korhan’dır, öyle de kalmalıdır... Kim bilir, belki de geri dönüş için gerekli ortam da bir gün sağlanır…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.