KTV
  • 19 Temmuz 2017, Çarşamba 8:45
AliBATURAY

Ali BATURAY

Cumhurbaşkanı Akıncı’ya teknik direktör muamelesi

Bir süreden beridir tartışılıyor, müzakerelerin başarısızlığında Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın payı var mı, ya da varsa ne kadar vardır?  Kimisine göre, Akıncı elinden geleni yaptı ama Rum tarafından, ya da Rum Lider Anastasiadis’ten benzer olumlu yaklaşımı görmedi. Bu kesime göre, açılımları yapan, “Kıbrıs Konferansları”nın yapılmasını sağlayan kişi olan Akıncı’nın başarısız ya da müzakerelerin kopmasına neden olan kişi olarak görülmesi büyük haksızlık.  Kimisine göre ise Akıncı, Rum Lideri ya da Rum tarafını ikna edemediği ve imza aşamasına getiremediği için başarısızdır. Kimleri, Akıncı’nın Türkiye’yi de bazı noktalarda ikna edemediğini iddia ediyor. Kendi fikrimi yazının ilerleyen bölümlerinde yazacağım ama bana göre kimin başarılı kimin başarısız olduğunu tartışmak, tarafların birbirini suçlama yarışı kadar anlamsızdır.

Hani Crans Montana’daki çöküşten sonra Cumhurbaşkanı Akıncı’nın söylediği “İki taraf da kaybetti” sözü var ya, durum oldur. Evet Kıbrıs’ın iki tarafı da kaybetti. Evet, görünürde kaybeden taraf Kıbrıslı Türkler görünüyor ama biraz daha derin bakarsanız ve ilerisini de düşünürseniz aslında hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar kaybetmiştir.  Olan olduktan sonra suçlu aramak, “O bu kadar suçluydu, diğeri daha fazla suçluydu” değerlendirmeleri yapmak tarafların kendilerini ya da kendi vicdanlarını rahatlatma çabasından başka işe yaramaz. Liderler sonuçta siyasi kişilerdir, siyasilerin kendi halklarına kendilerini haklı gösterme çabası içerisine girmesini de anlayabiliyorum ama bunu abartmamak gerekir.  Elbette bir “anlaşmazlık” meselesi, “tarafların itirazları”, “kabul etmedikleri”, “ayak sürüdükleri” noktalardan ele alınabilir ve daha fazla itiraz eden tarafı “daha uzlaşmaz” olarak değerlendirebiliriz, yapıyoruz da ama sonuçta bunun kime faydası olur ki?

Karşılıklı suçlamalar, dozajın yükselmesine, sinirlerin gerilmesine, kine, nefrete nenden olur ve gelecekte yapılabilecek müzakerelere ve de olası varılabilecek bir anlaşmaya da zarar verebilir. Karşılıklı suçlamaların hiç kimseye yararı yoktur. Anlıyorum, suçlama yapıldığı zaman, hele de gerçekleri yansıtmıyorsa, cevap vermemenin kabul etmek gibi algılanacağından endişe ediliyor ama bir yerde kesmek lazım. Cevap verilmeyince arkası da gelmeyecektir. İlla ki cevap verilecekse de diplomatik bir dille olmalı, uzatılmamalıdır.

Sayın Akıncı’nın durumunu futbol mantığı üzerinden anlatayım isterseniz. Şimdi bir teknik direktör göreve getirilir. Teknik direktör kendi ekibini kurar ve kendisini göreve getirenlere “başarı sözü” verir. Bazı teknik direktörler şampiyonluk garantisi verir, bazıları “en iyi sonucu almaya çalışacağını” söyler ama hiçbir teknik direktör “başarısızlık için geldim” ya da “takımı küme düşüreceğim” demez. Teknik direktör, “Rakipler çok güçlü” ya da “Rakipler çok agresif” diyerek “Bu nedenle başarısız olacağız” sözünü de söylemez. Günün sonunda bu teknik direktör, takımı başarılı bir sezon geçirmesine rağmen, bazı hakem hataları, futbolculardaki sakatlıklar ya da benzeri bazı talihsizlikler nedeniyle şampiyonluğu kaçırır. Yani final maçında 10 tane karşı karşıya pozisyon olur ama gol atılamaz, şampiyonluk gider. Teknik direktör ve takımı, oraya kadar başarıyla gelmiştir ama şampiyon olamadığı için başarısız sayılır. Dersiniz ki; “Ama son maça kadar şampiyonluk kovalandı, birçok aksiliğe, talihsizliğe rağmen sezon başarılı denilebilecek yerde bitirildi. İkincilik de başarıdır...” Dersiniz demesine ama meramınızı anlatamazsınız, size cevap hazırdır: “İkincilik bizi kesmez, bize şampiyonluk sözü verdin. Bize göre başarısızsın…”

Evet şampiyonluğa ulaşamamak, ikinci gelmek, fanatik futbol yöneticisi ve taraftarını kesmez, o teknik direktöre yapmadıkları eleştiri kalmaz. Anlayan, anlamayan değerlendirme yapar, haksız suçlamalar olur ve hatta teknik direktör görevden bile alınır. Futbol tarihi bu tür olaylarla doludur.  Kıbrıs sorunu bir futbol müsabakası değildir ama müzakerelere futbol mantığıyla bakan çok sayıda insan vardır. Sayın Akıncı, hiçbir zaman “kesin çözümü sağlayacağım” demedi ama bunu başaracak kişi olarak görüldü ve bu mealde çok umutlandırıcı konuşmalar yaptı. Birçok kişi doğru kişinin o olduğuna inandı. Akıncı, Rum lider ile de iyi bir başlangıç yaptığı için beklentiler yüksek oldu. Yılladır çözüm bekleyen Kıbrıslı Türklerin büyük bir kesimi için Mustafa Akıncı doğru bir teknik direktördü, bizi şampiyonluğa götürecekti. İşte çok güvenilen insanların talihsizliği de onlara “hata payı” bırakılmaması, bırakın hata payını elinde olmayan talihsizlikler için bile tahammül gösterilmemesidir. Yani müzakereler başarısızlığa uğrayınca teknik direktörümüz de eleştiri yağmuruna tutuldu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, eleştirilere çok içerledi, sitem etti. Gazeteciler Birliği’nin bina açılışında sitemlerini canlı olarak da dinledim. Morali çok bozuk görünüyordu, bence eleştiriler ne kadar ağır olursa olsun Sayın Akıncı, kimseye kırılmasın. Hade yine futbol üzerinden örnek vereyim. Başarısızlıkta eleştiri yağmuruna tutulan futbolcular ve teknik direktör, “Biz üzülmüyor muyuz, olayı yaşayanlar olarak en fazla biz üzülüyoruz” derler ya Akıncı ve ekibinin ben ne kadar üzgün olduğunu anlayabiliyorum, başarıya imza atarak tüm toplumu sevindirmeyi, halkına parlak bir gelecek sunmayı ve tarihe geçmeyi onlar da istiyordu bunu hissedebiliyorum…

Ancak tüm toplumun morali bozuktur, 49 yıldır süren müzakerelerden artık sonuç bekleniyor ve başarısızlık herkesi agresif yapıyor, bu nedenle eleştirileri de anlamak lazım. “Müzakereler sonuç vermezse yolumuza bakarız” şeklindeki sözlerini ben de yadırgadım ama bana göre de müzakerelerin yıkılmasını Cumhurbaşkanı Akıncı’ya mal etmek, tüm yükü ona yıkmak haksızlıktır. Bana göre süreç bitmemiştir, uzatmalara kaldık ve iki yıllık daha sözleşmesi olan teknik direktörümüze ihtiyacımız vardır, biz onu yıpratmayalım, o da eleştirilerden moralini bozup, bildiğimiz Akıncı olmaktan çıkmasın, söz verdiği ilk günkü gibi işine devam etsin...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup