Cyprus Today sol
  • 18 Temmuz 2017, Salı 9:05
AliBATURAY

Ali BATURAY

Deniz kirli mi, temiz mi?

Halkımız, yöneticilerine, yetkili makamlara güvenmiyor... Daha önce de birkaç kez yazdım, ülkede büyük bir “güvensizlik” Hakim... Özellikle de ülkeyi yönetenlere ve bürokrasiye güven duyulmuyor... İnsanlar güven duymamakta ise çok haklı, çünkü geçmişte yaşadıkları, edindikleri tecrübe onları böyle düşünmeye itiyor. Verilen sözler tutulmuyor, vaat edilenler gerçekleşmiyor, “yoktur” denen şeyler ortaya çıkıyor.

İşin kötü tarafı güvensizlik bulaşıcı bir hastalık gibi tüm ülkeye yayıldı, artık neredeyse kimse kimseye güvenmiyor. Herkes birilerinin kendisini kandıracağını, kazık atacağını, dolandıracağını düşünür oldu.

Taze bir örnek olarak denizlerimizle ilgili tartışmalara değinelim isterseniz. Uzunca bir zamandan beridir, denizlerin kirletildiği yönünde iddialar vardır. “İddia” demek de ne kadar doğrudur bilemiyorum, çünkü birçok “denizi kirletme olayı” gözle de görülebiliyor.

Denizin kirletildiği defalarca fotoğraflandı, defalarca videosu çekildi. Yalnızca denizin üstünden değil, altından da teşhir edildi. Bu işe kafayı takanlar, denizin altına daldı alttan çekti, paylaştı... Her defasında ”kirletilme” olayı yalandı, illa ki böyle bir şey yok...

Olmasın tabii ki, biz de olmasını istemiyoruz. Biz manyak mıyız, kafayı mı yedik ki denizlerimizin kirlenmesini isteyeceğiz? Zaten bu çabalarımız da olmaması içindir. Keşke olmasa ama insanlar sosyal medyada fotoğraflar paylaşıyor, örgütler gözlemlerini anlatıyor. İnsanlar bazı bölgelerde karşılaştıkları manzaralar karşısında hayrete düşüyor.   İnsan dışkılarının denizin yüzeyine çıktığını, facebook’taki paylaşımlarda herkes gördü. Gazeteler, denizin renk değiştirdiği bölgelerle ilgili haberler yaptı.

Bazı bölgelerde insanlar denize giriyor ve kirliliği hissediyor. Birçok kişi, “Hissedebiliyoruz, deniz eski değil”  diyor. İnsanların koku duyusu var, lağım kokusunu alabiliyorlar...

Yıllardır yetkililer raporlar yayınlıyor, denizlerin temiz olduğunu açıklıyor, bir kez bile kirlilik tespit edilmedi.

Bir kez bile çıkıp da “Şurası kirlidir, tedbir alıyoruz” demediler. Bazı tesislerin arıtma tesisinin yetersiz olduğu, bazılarının arızalı olduğu biliniyor ama bunları kimse kabul etmiyor. İnsanlar lağımı görüyor, kokuyu duyuyor ama yetkililer “deniz temizdir” açıklaması yapıyor. Hatta dalga geçer gibi “mükemmel seviyededir” diyebiliyorlar. Kim, nasıl, nereden numune alıyor ve mükemmel sonuca ulaşıyor anlamak mümkün değil.

Uzmanlar arıtılsın veya arıtılmasın, borularla denize su akıtılmasının doğru olmadığını ve çağdaş ülkelerde yapılmadığını, bunların kontrol edilmesinin kolay olmadığını söylüyor. Devletin yat ve gemilere, atık sularını vidanjörle çekmek yerine, denizin 1- 2 kilometre içerisine bırakılmasına izin verdiğini belirten uzmanlar, bunun çok yanlış olduğunu ve denizi kirlettiğini belirtiyor.

Sadece koliform bakteri testi yapmanın yeterli olmadığına da dikkat çeken uzmanlar, farklı testler de yapılması gerektiğini, yatlar, jet skilerin çıkardığı atıkların, yakıtlardan çıkan maddelerin ve daha birçok maddenin kirlilik nedeni olduğunu vurguluyor.

Bazı turizmciler, özellikle otelciler bu gibi haberleri sevmiyor, tepki gösteriyor, “100 milyonluk tesislerin yöneticileri neden böyle bir şey yapsın?” diye soruyor. Daha önce de yazdım, bizim de merak ettiğimiz konu bu, neden hu kadar parayı ödeyen bir işletme lağımı önleyecek parayı da vermez? Bu tür haberlerin turizmi etkileyeceğini düşünen işletme yetkilileri, gelecekte kirlilikten çok daha büyük zarar görebileceğini neden düşünemiyor? Bu ülkeye yatırım yapan işletmeler, para kazanmak isterken bu ülkenin nimetlerini korumalıdır.

Nasıl olur da kendisi için bir nimet olan denizi bu kadar hoyratça harcar? Arıtılmış dahi olsa bu suyu neden denize dökme ihtiyacı hisseder?

Ovalar, derler, tarlalar, göletler, çöplüğe çevrilmiş, hiçbir tedbir alınmıyor da denizlerin kirletilmesini engellemek için tedbir alınıyor mu? Hiç sanmıyorum. Deniz kenarlarındaki, kumsallardaki kirliliği gördükten sonra denizin korunabileceğini düşünemiyoruz.

Girne Belediyesi’nin arıtma tesisinin şehre yetersiz kaldığı, geçmişte taşmalar olduğu, denize lağım aktığı iddiaları da şehir efsanesi midir? Yine Girne’de yetersizliğe cevap vermek için özel sektörden bazı işletmelerin de katkısıyla bir süre önce arıtma için yatırım yapıldığını hatırlıyoruz.

Yetkililer denizlerde acaba ne arıyor, ne buluyor? Çeşit türlü kirlilik var, tümünü de tespit edebiliyorlar mı? Çok ciddi tedbirler alınmalı, yapılan kontrollerde kirlilik yaratan hangi işletmeyse teşhir edilmeli, ağır cezaya çarptırılmalı. Çok şeffaf bir sistem yaratılmalı ki, insanlar denizlerimize kirlilik olmadığına inansın. Aksi taktirde iddialar ve güvensizlik son bulmayacak, tartışmalar sürüp gidecek.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 19 11 4 4 13 37
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 19 3 6 10 -14 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık