KTV
  • 29 Haziran 2017, Perşembe 8:04
AliBATURAY

Ali BATURAY

Dr. Bülent Dizdarlı’dan bu kez bana cevap

Aşağıda okuyacağınız yazı, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı’nın dün yazdığım “Dr. Bülent Dizdarlı’ya uzun bir cevap” başlıklı yazıma cevaptır. Konuyu polemiğe çevirip, uzatacak değilim. Dizdarlı, cevap yazdı, bugün onu yayınlayıp, konuyu kapatacağım. Yazının tek satırına dokunmadan yayınlıyorum. Dizdarlı’nın yazısı bittikten sonra en aşağıda birkaç konuya cevabımı bulacaksınız.

“Sn. Ali Baturay’ın 28 Haziran 2017 tarihli KIBRIS Gazetesi’ndeki “Dr. Bülent Dizdarlı’ya uzun bir cevap” başlıklı yazısına cevabımdır:

Ali Baturay’ın yazısının başlangıç kısmında söz ettiği sevgi, saygı konularında, duygularım kesinlikle karşılıklıdır.  Şimdi bu yazıyı okuyan sizler, “Madem birbirinizi seversiniz sayarsınız, neden böyle papaz oldunuz da bizim zamanımızı alırsınız?” diye soracaksınız. Pek tabii haklısınız. Ancak bunu ben başlatmadım ve ben devam ettirmedim.

Ali Kardeşim, bana yazısının bir yerinde “Bülent Dizdarlı hem suçlu hem güçlü” diyor. Güçlü olduğum doğru da acaba suçlu muyum?  Ali Bey kardeşim aşağıdaki sorularıma yanıt verirse, bunu net olarak anlayacağız.

Bülent Dizdarlı, KIBRIS Gazetesi dahil, tüm medya kurumlarından gerek telefoniyen gerek, yüz yüze bilgi taleplerine anında yanıt veriyor mu, vermiyor mu? Diyelim ki telefon meşguliyet nedeniyle açılmadı dönülüp tekrar kendini arayan numarayı arıyor mu, aramıyor mu?

Sevgili Ali Baturay bu soruları kendi cevaplayamıyorsa, muhabir arkadaşlarına sorup yanıtlar umarım. Ve devam edelim: Gazetede haberin çıktığı gün ben kendilerini cep telefonlarından aradım. Açmadı, işi vardır. Açmayabilir ama bana geri dönmedi de.

Düşünün gazetenin her aramasına cevap veren başhekim o gazetenin yazı işleri müdürünü arıyor ama o tenezzül edip geri dönmüyor. Tabi bu da olabilir. Mecbur değildir. Doğal olarak artık ben de değilim...

İşin ilginç yanı aynı gün başka bir mesele için beni gazeteden arayan ve bilgi isteyen muhabire “Artık size telefoniyen bilgi vermeyeceğim. İşinize geldiğinizde arıyorsunuz işinize gelmediğinde kafanıza göre takılıyorsunuz. Ali Bey de telefonlarıma cevap vermiyor” dedim. İsmi bende mahfuz muhabir de “Söylerim abi” diye cevapladı ve telefon kapandı ama ne arayan oldu ne soran.

Demek istediğim karşılıklı sevgi ve muhabbetimizde bir kırılganlık olmuşsa buna ilk taşı atan ben değilim. Aksine ben bunu korumak için karşı tarafa bayağı uzun bir süre verdim.

Ali Baturay Bey, ne kadar farkındadır bilemem ama aynı zihniyet yapılan söz konusu haberde de vardır. Haber tek taraflıdır. Bizim hastanemizin hiçbir şekilde görüşü alınmamış, adeta linç tarzı bir yargılama düzeni içinde mahkum edilmiştir.

Sayın Yazı İşleri Müdürü bana cevabında “Aile geldi şikâyet etti” demektedir. Hayır Ali Bey, aile gelse bile sonra siz de onlara gittiniz. O hastanede o ailenin fotoğraflarını çektiniz. Bu yanlış mı? Bilemem yanlış olup olmadığına hasta hakları dernekleri karar versin ama madem ki bir yerlere gidip fotoğraf çekebilecek olanağınız vardı, bize neden gelmediniz? Bana ya da ilgili hekim arkadaşıma neden ulaşmadınız? Neticede biz de ayda yaşamıyoruz. Bu daracık coğrafyadan çıkmıyoruz.

Ali Baturay Bey, bana yazdığı cevapta “Biz sizi ventilasyon cihazı yok, bu sebepten hasta sevk ettiniz diye eleştirmedik ki” diyor. Yapma be Ali kardeşim. Lütfen gazetenin manşetine bir daha bak. Bu konuda da başka bir şey söyletme bana Allah Aşkına. Ventilason cihazı neden yok? Çocuk nöroloğu neden yok? Sorularına da muhatap oldum.

Hastanemizde son alınanlarla birlikte 37 adet ventilasyon cihazı mevcuttur. İlaveten 20 tane daha sipariş verilmiştir. O gün mevcut cihazlara hasta bağlıydı. Elimizde boş cihaz yoktu. Sevk ettik.  İnşallah yeni tedariklerle uzun bir süre bize yetecektir ama yetmediği gün yine sevk yapılacaktır. Bu kaçınılmazdır.

Çocuk nöroloğu konusuna gelince:  Ali Baturay’ın bana cevabının çıktığı gün facebook’taki sayfamdan bir yazı yayımlamıştım. Olur da kendileri görmemiştir ya da okurlardan görmeyenler vardır diye tekrar yapacağım:

BİR DOKTORU NASIL KAYBETTİK

Dr. Sabiha Güngör... Bu ülkenin bin bir emekle, ailesinin büyük masraflarla okutup yetiştirdiği, hâlen tek çocuk nöroloğudur. Bir çocuk nöroloğu kolay yetişmiyor. Önce altı senelik tıbbiye bitirilecek sonra 4 yıl çocuk hastalıkları ve sağlığı ihtisası yapılacak. O da bittikten sonra 3 yıl çocuk nörolojisi üst ihtisası yapılacak. Yani lise ve öncesini saymazsak 13 yıllık bir eğitimin ürünü olarak bu ihtisas dalında uzman oluyor. Böyle bir uzman geldi, kamu hizmeti vermeye başladı ve biz onu hastane de tutamadık. Neden mi? İşte sebebi:

Yeni başhekim olduğum zamanlardı. Doktor hanım iki gözü iki çeşme elinde bir gazeteyle odama gelmişti.   ‘Bülent abi bu bana reva mı?’ dedi ve devam etti:  ‘Abi beni bilirsin işimi severim, mesaime uyarım, ne zaman çağrılsam koşar gelirim. Hem Lefkoşa hem Mağusa Hastanelerine yetmeye çabalarım. Bu ne şimdi? Beni kimse korumayacak beni kimse savunmayacak mı?”

Onu önce sakinleştirmeye çalıştım sonra elindeki gazeteyi aldım. Ülkenin en yüksek tirajlı gazetesinin ikinci sayfasında onu yerden yere vuruyorlardı. Hasta bir çocuğun babası şikayet etmişti. EEG çekilmesi gerekiyordu ve iddia Dr. Sabiha’nın kasıtlı olarak hastanede bunu yapmadığı idi. Güya bu sayede özel muayenesine gidilip çekilmesini sağlama çabası içindeydi. Oysa o alet çocuk EEG cihazı hastanemize daha yeni alınmış, Türkiye’den teknisyenlerin gelip kurulmasını bekliyordu.

Haberi okuduğumda Dr. Sabiha Güngör’e dönerek ‘Bunlara aldırma. Ağzı olan konuşur. Şimdi bir cevap yazsak da onların işi bu bize onlarca karşılık verirler’ dedim. O teskin olmadı.

Benzer yazılar ertesi gün bir başka gazetede tekrar çıktı. Bu arada haber sosyal medyaya düşmüştü. Haberin altında insafsızca ve ağıza alınmayacak yorumlar yapılıyordu. Hakaretin bini bir para idi.

Dr. Sabiha iyice gerildi. Ben de orada iyi yöneticilik yapamadım. Açıkçası gazeteleri ciddiye almamıştım. Sabiha’nın ruh halini hiç hesaplamadım. 2 gün sonra tekrar yanıma geldi ve masama istifasını bıraktı. ‘Ben mademki hastaları kliniğime çağırıyorum, artık onları orada görürüm’ dedi. Yalvardım yakardım. Dönmedi.

Bir bencil anlayışsız hasta yakını, sorumsuz bir medya, terbiyesiz sosyal medya yorumcuları yüzünden bugün hastanelerimizde çocuk nöroloğu yoktur. Bu gün hastanemizde çocuk nöroloğu arandığında daimi bulunamamasının sebebi budur…

Ne var ki Dr. Sabiha İNSANDIR. Ne zaman arkadaşları sıkışsa ve yardım istese ya koşarak yanlarına gelmekte ya da telefoniyen  yardıma koşmakta ve elinden gelen katkıyı koymaktadır. Hak ediyor muyuz bunu, kararı siz verin… İşte bir hekimi kaybedişimizin öyküsü.  Ne yazık ki ben bu satırları yazarken genç bir kardiyoloğun daha istifası önüme geldi.  Kimse kusura bakmasın ben, bu hastanenin başhekimiysem tek hekimi kaybetmemek için her şeyi yapacağım. Sabiha’yı tutamamak en büyük pişmanlığımdır. Bu pişmanlığı bir daha yaşamamak adına artık bana her şey MUBAHTIR.”

İşte böyle Ali Bey Kardeşim. Bilmem anlayabildin mi hastanemizde çocuk nöroloğu neden yoktur?

Neyse ki yazının sonunda en azından ilgili hekim arkadaşımızın hakkını teslim ediyorsun. Keşke bunu baştan yapsaydınız ve hiç bunları yaşamasaydık. Yaşadık bari deneyim kazanalım. Yoksa her cevaba cevabım vardır

Not: Havadis Gazetesi’nde iki aydır yazmıyorum ve o gazete ile KIBRIS arasındaki sorunlar beni hiç ilgilendirmez.”

Yukarıdaki yazıya birkaç cevap

Polemiğe girmek istemiyorum ama bazı konulara açıklık getirmek lazım. Sevgili Bülent Dizdarlı, olaya biraz duygusal yaklaştı ve hastanenin yaşadığı sıkıntılar, esas sorun olan “yetkililerin sıkıntılara çözüm bulamaması” yine havada kaldı.

Tabii Sayın Dizdarlı, o gün muhabirimizin kendisine ulaşamamasını en önemli savunma aracı olarak kullandı. Doğrudur, Dizdarlı’nın görüşlerini almak isteyen muhabir, telefonun önce çaldığını ardından da kapandığını söyledi. Dizdarlı, geç saatte aradığımızı fark ettiğini söylüyor. Dizdarlı’ya gazetemizin santralinde görevli kişinin kendisini kimin aradığını bulacağını söylemiş ama ona dönmemiş. Santralde kimdi bulmaya çalışıyorum ama kendisini aradığımızı telefonunun çağrısından gördüğünü kabul ediyor.

Sonraki gün beni aradığını, cevap vermediğimi söylüyor. Ben “TV’de canlı yayında” ya da “toplantıda” olmadığım sürece tüm telefonlara cevap veriyorum. Sayın Dizdarlı, beni cep telefonumdan da aradığını söylüyor. Benim iki telefonumdaki kayıtlı numarası “533” kodlu ancak şimdilerde kendisi “542” kodlu numarayı kullanıyor. Toplantıdan ya da canlı yayından çıktıktan sonra çok fazla cevapsız arama varsa, yalnızca telefonumda kayıtlı olanları arıyorum, durup tümünü arasam iş yapamaz hale gelirim. Yoksa telefonda kayıtlı olsa, Sayın Dizdarlı’nın aradığını görsem mutlaka ona dönerim... Bir muhabire beni aradığını söylemiş ama o muhabir bana bunu aktarmadı, onun da hesabını sorarım...

Dizdarlı, “Şikayetçiler size gelmedi, siz onlara gittiniz” diyor. Bize geldiler, muhabir istediler biz de muhabiri o özel hastaneye gönderdik. Bunu yapmamız, özel hastanenin reklamını yapmak için değil, vatandaşların sorununu yazmak içindir.

Hastaneden ayrılma kararı alan Dr. Sabiha Güngör, haksız eleştiriler almış olabilir, size inanıyorum ama hangimiz zaman zaman haksız eleştiriler almıyoruz ki? Bu hekimimizin duygusal yaklaşımına da saygım sonsuzdur ama hastaneden istifa edenler hep gazeteciler ve halktan gelen tepkiler nedeniyle mi ayrılıyor? “Göç Yasası”ndan kaynaklanan maaş sıkıntısı, aşırı iş yükü ve hastaneden çözülemeyen diğer sorunlar etkili değil mi? Her satıra cevabım var ama uzatmayacağım. Karşılıklı tartışarak sorunun özünden uzaklaşıyoruz çünkü..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup