KTV
  • 28 Haziran 2017, Çarşamba 8:27
AliBATURAY

Ali BATURAY

Dr. Bülent Dizdarlı’ya uzun bir cevap

Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı, sevdiğim, güvendiğim, inandığım bir insandır. Hastaneye başhekim olduğunu öğrendiğim gün, “Keşke olmasaydı, çünkü mutlaka karşı karşıya geleceğiz, onu eleştirmek zorunda kalacağım” diye düşündüm. Bu hastanede başhekim olmak, ateşten gömlek giymektir ve eleştirilmeniz kaçınılmazdır.

Bu meslekte insan sevdiklerini de eleştirir, eleştirmek zorunda kalır. Mesleğin en zor tarafı da budur. Tanımadıklarına okları fırlatmak kolaydır da, ya sevdiklerinize ne yapacaksınız? Yapacak bir şey yok, hatalı olduğunu görüyorsan eleştireceksin, işte dostumuz Dizdarlı için de bunun vakti geldi.

Bülent Dizdarlı, “KIBRIS Gazetesi” ile “Havadis Gazetesi”nin yaptığı ve aynı insanların sorununu yansıtan haberlerle ilgili basın açıklaması yaptı ve bizi suçladı.

Havadis Gazetesi, beni ilgilendirmez ama ben kendi payımıza düşen eleştirilere burada Dizdarlı’ya cevap vereceğim. Dizdarlı, “Hastanede ventilasyon cihazı (solunum cihazı) olmadığı için hastaları özel bir hastaneye sevk ettik diye iki gazete bizi eleştiriyor. Ne yapsaydık, elimizde imkan olmadığı halde hastanemizde mi tutsaydık?” diye soruyor. Dizdarlı bir hastanın “solunum cihazı” olmadığı için, bir hastanın ise hastanede çocuk nöroloğu bulunmadığı için özele sevk edildiğini söyleyip bize yükleniyor.

Çok üzgünüm ama Sayın Dizdarlı, hedef şaşırtıyor. Hem bizde hem de diğer gazetede yayınlanan haberlerde, “Neden hastaları özel hastaneye sevk ettiniz?” eleştirisi ya da sorusu yoktur. Zaten haberler yorumsuzdur, mağdur kişilerin görüşü aktarılmaktadır ama iki haberin de mantığı ve çıkış noktası bu değildir.

Sayın Dizdarlı, bu açıklamanız bence “hem suçlu hem güçlü” nitelemesini hak ediyor. Size “Neden özele sevk ettiniz?” diye sorulmuyor. Haberlerin mantığı şudur: “Neden solunum cihazı hastanede yok? Neden hastanede çocuk nöroloğu yok?”

Ben size bir kez daha sorayım. Memleketin en büyük hastanesinde nasıl solunum cihazı olmaz? Önce Girne Akçiçek Hastanesi’ne ardından da Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne sevk edilen bir hasta şifa bulamıyor ve özel bir hastaneye kaldırılıyor. Neden? Neden böyle olsun? Neden devletin, o yüce devletin, o büyük devletin, o ilelebet yaşayacak devletin en büyük hastanesinde solunum cihazı olmaz, bu hastanenin neden çocuk nöroloğu yoktur? Siz bunların cevabını verin.

Evet belki bunlar sizi aşıyor, bunlar Sağlık Bakanlığı’nın hatta hükümetin sorunu ama siz meydana çıkıp da kahramanca sisteminizi savunduğunuza göre, biz de size cevap veriyoruz. Siz, hükümetin, Sağlık Bakanlığı’nın ve hastanenin sorumsuzluğunun cezasını bize kesemezsiniz.

Biz bu haberleri özel bir hastanenin, hade adını da verelim, Yakın Doğu Hastanesi’nin reklamını yapmak için yazdığımızı iddia ediyorsunuz. Hiç alakası yok, hiç de öyle bir niyetimiz olmadı. Bizi mağdur insanlar aradı, muhabirimiz insanların sorununu gözyaşı dökerek dinledi. Çocuğunun beyin ölümü gerçekleşmiş bir annenin haberini yazmanın kolay olduğunu mu sanıyorsunuz? Biz o hastanenin reklamını yapmayı hiç düşünmedik ama sizin yetersizlikleriniz, imkansızlıklarınız, cihaz, ilaç ve hekim eksikliğiniz nedeniyle bu hastane gündeme geliyor.

Eğer bu özel hastanenin dolaylı olarak reklamı yapılıyorsa, bu da hükümetin, Sağlık Bakanlığı’nın beceriksizliği, yetersizliği, sorunları ciddiye almamasındandır. Sizin başhekimi olduğunuz hastanenin perişan halinden dolayı insanlar bu özel hastaneye ya da başka özel hastanelere veya Güney Kıbrıs’a gidiyor.

O özel hastanenin reklamının yapılmasına vesile olan sizsiniz, biz değiliz. O özel hastane gazetelere milyonlar verip, sayfa sayfa ilanlar yayınlatsa inanın sizin yaptığınız katkı kadar etkili olmaz.

Haberlerin aynı kalemden çıktığı, duplikasyon ve copy paste (kopyala yapıştır) olduğu iddiası da çok ciddi bir suçlamadır. Böyle bir şey olması imkansızdır... Biz haberi 24 Haziran Cumartesi günü yayınladık. Benzer bir haber Havadis’te ise bizden 2 gün sonra 26 Haziran Pazartesi günü çıktı.

Sayın Dizdarlı, Havadis Gazetesi, yayınları ile KIBRIS Medya Grubu’nu ve Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Asil Nadir’i hedef alan, bu uğurda her türlü fırsatı kullanmaya hevesli ve bunu misyon edinmiş bir gazetedir. Havadis Gazetesi ile KIBRIS Gazetesi’nin hiçbir işbirliği olmadığını, olamayacağını siz Havadis’te yazı yazan birisi olarak çok iyi bilmeniz gerekir.

Duplikasyon ha? Böyle ciddi bir olayda bile espri yapıyor olmanıza hayranım! Hem tıbbi anlamı olan hem de yazım yaşamında kullanılan duplikasyonu bize reva gördünüz demek... Duplikasyon, genel olarak, aynı araştırma sonuçlarını birden fazla dergiye veya gazeteye yayım için göndermek veya yayınlamaya denilmektedir.

Örneğin bir makale önceden değerlendirilmiş ve yayınlanmışsa bunun dışında aynısının başka yerde yayınlanması artık duplikasyon sayılır...

Tıbbi anlamı olarak duplikasyon ise bir kromozomun bir parçasının o kromozom üzerinde iki veya daha fazla sayıda tekrarla görülmesi şeklindeki kromozom anomalisidir. Yani kromozomun bir kısmının kendi kendini eşlemesi olarak da tanımlanabilir. Özür dilerim ama KIBRIS’ın Havadis ile aynı kromozomun kendi içinde eşleşmesi tanımını yapmışsanız bize, size “yok artık” diyeyim, artık ne diyeyim ki?

Haberlerin benzerliği aynı insanların konuşuyor oluşundandır. Yaşadıkları ya da yaşadıklarına inandıkları şeyler aynıysa, farklı şeyler mi söyleyeceklerdi? Mağdur vatandaşların neden aynı gün değil de bir hafta sonra gazetelere gittiğini soruyorsunuz. Bunu neden bize soruyorsunuz ki? Belli ki çaresizlikten... İnsanlar çaresizlik içinde bir yerlere sarılmaya çalışıyorlar, gazeteler yazdığında acılarını toplumla paylaşmanın faydası olacağına inanıyorlar.

İki gazetenin haberlerinin, “Sağlık Bakanlığı’nca yeni solunum cihazlarının alındığının basında yer almasından sonra yapıldığını” da söylüyorsunuz. Hayır biz, yani KIBRIS Gazetesi, tam da o gün yaptık haberi, sonra değil. Cihazların, şov için haberlerinin yapılıp bir köşeye öylece bırakıldığı gün... Aletlerin şovunun yapıldığı ama henüz kullanılmadığı gün...  Solunum cihazlarının bu kadar geç tedarik edilmesinden ve onca ihtiyaca karşılık gelememesinden sonra... TIP-İŞ Başkanı geçen ayki eylemi sırasında “Makam aracı alanlar hastaneye solunum cihazı almıyor?” dememiş miydi? Bugünün sorunu değil ki bu solunum cihazları?

Mağdur insanların ağzından çıkanlar hastane personelini de rencide etti biliyoruz. Çocuğunun beyin ölümü gerçekleşmiş anne veya yatakta ölü gibi yatan, yaşam mücadelesi veren, ayılıp kalkması beklenen başka bir hastanın yakınlarının ağzından çıkacak sözlerin tatlı olmayacağını en iyi sizler bilirsiniz. Canı yanmış, kendisini çaresiz hisseden insanların ağzından nasıl güzel söz çıksın ki?

Sayın Dizdarlı’nın facebook sayfasında Dr. Hüseyin Helvacı’nın konu ile ilgili paylaşımını da okudum. Helvacı, nasıl bir yoğunluk içinde, nasıl insanüstü çabayla, imkansızlıklara rağmen özveriyle çalıştıklarını uzun uzun anlattı. Ben Dr. Helvacı’ya inanıyorum ve gerçekten de eleştirileri hak etmedikleri görüşündeyim. Ancak bunları basın mensupları ya da medya nedeniyle yaşıyor değiller.

Hastaneye ve hekimlere yapılan eleştiriler ne vatandaşların ne de medyanın ürünüdür. Tüm yaşadıklarınız hükümetin, Sağlık Bakanlığı’nın sorunları çözememesindendir.

Hastanede hekimler ve hemşireler kapasitelerinin çok üzerinde iş yoğunluğu altında eziliyorsa, cihaz ve ilaç eksikliği varsa, sular akmaz, klimalar çalışmazsa, asansör arızalanırsa bunun suçlusu tabii ki siz hekimler değilsiniz. İş yoğunluğu altında ezilen hekimin ya da hemşirenin yüzü gülmüyor diye onu eleştirecek değiliz ama oraya şifa bulmaya gelen insanın sorunu değil bunlar. Oraya gelen en iyi sağlık hizmetini almak, en iyi muameleyi görmek ister, hekimin ve hemşirenin ne çektiğini bilmez, bilmek zorunda da değildir. Evet biliyorum abartan, memnun olmasını bilmeyen insanlar da vardır, normaldir, insan ile direkt muhatap mesleklerde olur bunlar. Ancak hastanede çok sorun var, biri bitmeden diğeri baş gösteriyor. Bunları gizlemek saklamak da mümkün değildir.

Sayın Dizdarlı, sevgili hekimler ve diğer sağlık çalışanları, biz sizin dostunuzuz, iyi işlerinizi, önemli ameliyatları, özverilerinizi de hep yansıtıyoruz, amacımız hastanenin hep daha iyi olmasıdır.

Suçlu biz değiliz, bize yükleneceğinize Sağlık Bakanlığı’na ve hükümete yüklenin, sizin bu sorunları yaşamanıza biz değil, onlar sebep olmuştur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup