Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

09.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Dünya, suyun özelleştirilmeden uzaklaşıyor, kulağımıza küpe olsun

Türkiye’den deniz altından boruyla ülkemize su getirilmesi meselesi tartışmaları uzunca bir zaman bizleri meşgul etti, hatta hayli yordu.

Geliyordu, gelemiyordu, ertelendiydi derken nihayet su geldi, bir süre de fiyatı tartışıldı, yok o belediye alacaktı, yok diğeri almayacaktı derken tüm belediyeler suyu aldı.

Su fiyatı ve bazı şartlar belediyeleri fazla memnun etmese de, daha çok hükümetin istediği daha doğrusu Türkiye kanadının istediği şekilde bir orta yol bulundu, su çeşmelerden akmaya başladı.

Henüz faturalara nasıl bir ücret yansıyacağı konusunda tam bir bilgi yok, bu da yaşanarak öğrenilecek.

Şimdilik gelen su miktarı tarım alanlarına yetecek boyutta değil, “Tarıma su nasıl verilecek? Verilebilecek mi? Bu konuda çalışma var mı? İlk olarak hangi bölge alacak?” bunlar akla gelen bazı sorular.

Ülkemizde suyun özelleştirilmesi meselesi uzunca bir süre tartışıldı, Türkiye’den ve dünyadan örnekler verildi, su konusu hükümet krizine bile yol açtı ama sonunda ortalık şimdilik duruldu.

Suyun özelleştirilmesi meselesinin yalnızca bizim ülkemizde tartışıldığını sanmayın…

Dünya suyun özelleştirilmesini tartışıyor, hatta bundan vazgeçiyor.

Tüm dünyada suyun özelleştirmesi ile ilgili geri adımlar atılıyor, özelleştirme çağdaş ülkelerde dahi insanları memnun etmiyor.

Türkiye’de yayınlanan “Derin Ekonomi” dergisi ekim sayısında “Suda özelleştirme rüzgarı dindi”

başlığıyla, dünyada suyun özelleştirilmesi konusunu işledi.

Ümit Sinan’ın araştırmasından bazı bölümler aktaracağım size.

Bu alıntıları yapmakla bir amacım yok, yalnızca dünyada suyun özelleştirmesinde durum nedir bir görmenizi istedim, belki gelecekte aynı sorunlarla karşılaşırsak, aklınızın bir kenarında olsun diye.

Ümit Sinan’ın araştırmasına göre, Avrupa’da 1990’lı yıllarda su şebekelerinin işletmesinde büyük pay sahibi olan özel sektör son yıllarda eski hızını kaybetti.

Yeterli yatırım yapmayan, yüksek zamları tercih eden özel su şirketleri başta Paris ve Berlin gibi büyük kentler olmak üzere su dağıtımını belediyelere devretti.

“Derin Ekonomi” dergisine göre, özelleştirme karşıtları su dağıtım şebekelerini kamudan devralan özel su şirketlerinin doğal bir tekel olduğunu, su fiyatlarını fiyat rekabeti olmayan ortamda artırdığını buna karşılık en düşük derecede yeni yatırım yaptığını ve su kalitesinin kimi zaman hayati tehdit oluşturacak derecede düştüğünü savunuyorlar.

Başta halkın mücadelesi ile Bolivya’nın Cochabamba kenti olmak üzere Dares Salam, Jakarta, Berlin ve Paris gibi kentlerde su hizmetlerinin özel kesimden alınarak belediyelere devredilmesi, özel sektörün başarısızlığı olarak gösteriyorlar.

Örneğin Filipinler’in başkenti Manila’daki su özelleştirmesi bir yanda başarı diğer yanda ise başarısızlık hikayesi…

IFC’nin (Dünya Bankası’nın özel sektörü destekleyen finans kolu ‘Uluslararası Finans Kurumu’) desteklediği proje olarak 1997 yılında 2.7 milyar dolara 25 yıllığına özelleştirilen Manila su şebekesi, 1.7 milyon yeni abonenin suya erişimini sağlarken, ishal vakalarının yüzde 51 azalmasına ve taşıma suya oranla tüketicilerin tasarruf yapmasına neden oldu.

Ancak diğer yandan; bu özelleştirme sürekli olarak yasal sorunlar ve soruşturmaların konusu olurken, sürekli fiyat artışları ve kentte özellikle yoksul bölgelere hiçbir zaman hizmet götürülmemesiyle eleştiri konusu oldu.

Derginin araştırmasına göre, aynı sorunlar ABD’de de yaşanıyor. Son olarak, kamuya devredilen su hizmetleriyle birlikte ABD’de özel sektör nüfusun yüzde 12’sine hizmet sağlıyor.

Doğaları gereği en yüksek kârı hedefleyen özel sektör su şirketleri enflasyonun üzerinde fiyat artışı yapıyor.

Ayrıca özel sektör, daha düşük miktarda su kullanan ve fatura ödemede sorunlar yaşayan düşük gelirli bölgelere hizmet götürmekten kaçınıyor.

Bunun yerine inşaat şirketleriyle işbirliği yaparak yeni konut inşaat bölgelerine yatırım yapmayı tercih ediyorlar.

1980- 1990’lı yıllarda özelleştirme hız kazanıp 2000’lere kadar sürdü ancak, 2000’lerden sonra yine özellikle Latin Amerika’da su özelleştirilmesine karşı toplumsal muhalefet artış gösterdi.

Su özelleştirmelerinde havanın dönmesiyle birlikte birçok şehirde özel su şirketleriyle yapılan 20 yıllık veya daha uzun vadeli kontratlar iptal edildi.

Bunun başlıca gerekçeleri yukarıda da belirttiğimiz gibi şirketlerin vaat ettiği altyapı yatırımlarını yapmaması, yeni erişim sayısını artırmaması ve fiyatları zamlandırması oldu.

Suyun doğal bir hak, kamusal bir mal olduğunu savunan sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları özelleştirmelerin son bulmasında etkili oldu.

Böylece son 10 yılda, 35 ülkede 180 şehirde su hizmetleri yeniden belediyelere devredildi.

Sadece 2014 yılında dünya üzerinde toplam 100 şehirde su şebekeleri yeniden belediyelere döndü.

Yukarıda bazılarını saydık ama tekrar edelim, bu şehirler arasında Paris, Berlin, Buenos Aires, Johannesburg, Akra, La Pez, Kuala Lumpur gibi metropoller de yar alıyor.

Belediyelere dönenlerin 100’den fazlası ABD ve Fransa’da, 14’ü Afrika’da ve 12’si Latin Amerika’da bulunuyor.

Halen dünyanın 400 büyük kentinin yüzde 90’ında su hizmetlerini özel değil, kamu şirketleri veriyor.

Son beş yılda suyun özelleştirmesi ve su arıtım projelerinde başarısızlık oranı oldukça yüksek…

Dergideki araştırma yazısında daha birçok çarpıcı rakam ve sonuç var ama köşemizin kapasitesini zaten aştık, üstelik birebir dergiyi buraya iktibas etmek etik değil ama iyi bir alıntı yaptım diye düşünüyorum...

Dünya devleri bile suyun özelleştirmesinde geri adım atıyorsa, vardır bir hikmeti, iyi düşünelim, yukarıda size alıntı yaptığım bilgiler kulağımıza küpe olsun...

Ara sıra dünyaya, oralarda neler olduğuna bakmakta fayda vardır diye düşünüyorum...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.