HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

04.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Dünyanın neresinde bir barış kaybetse üzülürüm

2004 yılında yaşadığımız referandum heyecanı geldi aklıma… Aslında heyecan 2003’te başlamış, 2004’te doruğa çıkmıştı... Ne günlerdi ama o günler…

Sanki her geçen gün Kıbrıs’ta çözüme biraz daha yaklaşıyorduk...

Her gün tartışmalar, yorumlar, “Annan Planı iyi mi kötü mü değerlendirmeleri”, televizyonlarda, radyolarda atışmalar... Hiç ummadığımız insanların çözüme destek vermesi, çok tatlı sürprizlerdi.

En katı insanların, “Ehhh yeter artık, bu ülkeye çözüm lazım” demesi ve plana destek vermesi inanılmaz keyifti bizim için…

Her gün yorumlar yapıyor, köşe yazıları yazıyorduk ama sanki söyleyeceklerimiz hiç bitmeyecek kadar çoktu. Çözümü, barışı yazarken sonsuz özgürdük sanki...

Annan Planı’nı beğenmeyenlerin, çözüm istemeyenlerin söyledikleri kızdırmıyordu bile bizi, bir kulağımızdan girip diğerinden çıkıyordu. O kadar emindik ki referandumdan “evet” çıkacağına, keyfimizi hiç bozmuyorduk.

Mitingler şölen havasında geçiyordu. Eylem, slogan atmak, haykırmak ne kadar güzeldi.

Ne kadar güzeldi, bizi toplayanın bir parti bir örgüt olmaması, birçoğunun yan yana olması, parti ve örgüt bayraklarının bir birine karışması...

Ne kadar güzeldi normalde bazı farklılıkları olan insanların aynı uğurda buluşması...

Ne hayaller kuruyorduk, ne kadar mutluyduk... Her günümüz dolu dolu geçiyordu, belliydi, biz çözüm isteyenler çoğunluktaydık ama yine de yeterli gelmiyordu bize, durmaksızın başkalarını da ikna etmeye çalışıyorduk. Ne kadar çoğalırsak o kadar iyiydi…

Birinin bizi örgütlemesine de gerek yoktu, gönüllüydük, gönüllü yapıyorduk çözüm için ne yapıyorsak...

Her tarafı didik didik ediyorduk, çözüme fayda edecek her bir söz, cümle, ifade hiç fark etmez, “işimize yarıyor” diye düşünüyorduk.

Hele Türkiye’den, Türkiyeli yetkililerden gelen lehte açıklamalara bayılıyorduk, ne de olsa yıllardır oralardan çözüm lehine böyle açıklamalar duyamıyorduk, duyacağımızı da zannetmiyorduk.

O nedenle bizim için çok kıymetliydi...

Arkadaşlar röportaj yaptığında, ya da televizyonlarda insanları dinlediğimde görüyordum ki herkesin kendine göre bir beklentisi vardı çözümden, bazıları ütopikti, tuhaftı, gökten para yağacağını sanan vardı ama bunlara da gülüp geçiyorduk...

Çünkü 2004, sanki bir peri masalıydı... Sanki hiç bitmeyecek bir peri masalı...

Ancak bitti, hem de öyle bir bitti ki tüm umutlarımızı aldı götürdü...

Hayatımın en güzel günlerini de en kâbus günlerini de 2004’te yaşadım…

Sanki birileri beni alıp 10 katlı bir apartmana çıkardı ve aşağıya bıraktı... 10 katlı apartmandan yere çakıldım.

Hani bazen boş hayallere kapılır da gerçekle yüzleşince büyük hayal kırıklığına uğrarsınız ya öyle bir şey...

Hani takımınız son dakikaya kadar şampiyonluğu kovalar da son düdükle başkası kucaklar ya şampiyonluğu siz de sanki bir boşluğa yuvarlanırsınız, öyle bir şey...

Hani sevgilinizle büyük büyük hayaller kurar, bulutlarda gezerken size “Ben ayrılmak istiyorum” der de sizi uçuruma yuvarlar ya, işte öyle bir şey...

Evet biz Kıbrıslı Türkler emindik “evet” diyeceğimizden de Güney Kıbrıs’tan gelen “hayır” bizi yıktı.

Bir daha kendimize gelemedik...

O hayal kırıklığı bizi temkinli olmaya itti.

O kadar yaklaşmışken avuçlarımızın içinden kayıp giden çözüm, biliyorduk ki artık çok uzaktı bize ve onu elde etmek de kolay olmayacaktı... Öyle de oldu.

Bunları bana anımsatan, ajanslardan gelen gözyaşlarına boğulmuş Kolombiyalıların fotoğraflarıydı.

Bildiğiniz gibi Kolombiya halkı, hükümet ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında varılan barış anlaşmasına onay vermedi.

Yapılan tarihi referandum sonucunda, 52 yıllık çatışmaları resmen sonlandıracak anlaşma, yüzde 1'den de az bir farkla reddedildi.

Anlaşmanın rafa kalkması, birçok Kolombiyalıyı gözyaşlarına boğdu.

Hükümet ile FARC arasında imzalanan anlaşma, 52 yıldır güvenlik güçleri ile Marksist-Leninist FARC gerillaları arasındaki çatışmaları bitirmeyi öngörüyordu.

Anlaşmaya göre FARC silah bırakacak, siyasi bir yapıya bürünecekti ama olmadı...

Kolombiyalıların hayal kırıklığı bizden beter, düşünebiliyor musunuz yüzde 1’den bile az bir farkla barışı kaybettiler... Kayıpların en büyüğü...

“Haline bakmayıp, başkalarına mı üzülüyorsun?” demeyin, dünyanın neresinde bir barış kaybederse ben ona üzülürüm...

Ancak bizim barışımız için artık temkinliyim, gönlümü kaldırmıyorum, peri masalı kaç kez yaşanır ki?

Umudumu yitirmedim ama ayaklarım yere basıyor, beklentim de daha gerçekçi artık…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.