Güngut
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

19.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Farklı düşüncelere tahammül edebilme

Beğenmediğimiz fikirlere, yine fikirlerle karşılık vermeliyiz.

Varsa söyleyecek sözümüz, varsa ikna kabiliyetimiz, onu kullanmalıyız.

Herkesin aynı görüşte olması beklenemez.

Mutlaka toplum içinde farklı görüşler vardır, olacaktır da.

Birisine göre doğru olan, başkasına yanlış gelebilir.

Birisinin kurtuluş gibi gördüğünü, başkası ölüm fermanı olarak algılayabilir.  Bu son derece normaldir.

Eğer bir toplumda herkes aynı görüşte olursa, esas orada bir sorun var demektir.

Çünkü insanların görüşleri fabrikasyon bir şekilde olamaz.

Tarih boyunca demokrasinin olmadığı en baskıcı yönetimlerde, diktatörlüklerde, imparatorluklarda bile insanlar tek tip düşünceye sahip olmadı, olamaz da...

Fikirlerin çatışmasında kimin haklı kimin haksız olduğunu zaman ortaya çıkarır ama insan davranışları ya da fikirlerindeki farklılıklarda illa ki ortada haklı ya da haksız bulmak için diğer tarafı yok etmeye gerek yoktur.

Robot olmadığımız ve bir akla sahip olduğumuz, düşünebildiğimiz, düşündüğümüzü uygulayabildiğimiz için toplum içinde çok farklı düşünen, farklı davranan insanlar olması kadar doğal bir şey olamaz.

Aynı ana- babadan doğan insanlar dahi farklılıklar gösterdiğine göre, toplumda da farklı görüşler bulunması doğaldır.

Örneğin politik düşünceler farklılık gösterdiği için çok sayıda siyasi parti kuruluyor.

Kitabı kuralı olmasına rağmen, hukuki ve bilimsel görüşlerde de çok farklılıklar ortaya çıkıyor.

Moral değerler, yani insanın ruhsal güçleri, maneviyatları farklılık gösteriyor.

Güzellik duygusu, güzelliğe bakışta farklılıklar oluyor.

Sanata bakışta, felsefi düşüncede de mutlaka farklılıklar vardır.

Din seçiminde farklılık olduğu gibi, aynı dini paylaşan insanlarda da farklı düşünce ve anlamlandırmalar olabiliyor.

Demokrasi işte bu farklılıkları içinde barındıran ve birbirine karşı hoşgörüyü gerektiren bir yönetim biçimidir.

Buna rağmen en demokratik ülkelerde bile farklılıklar zaman zaman hoşgörüsüzlüğün kurbanı oluyor.

Kendisi gibi olmayanı, kendisi gibi düşünmeyeni, hor görme, tahammül edememe, ona zarar verme, nihayetinde onu yok etme düşüncesi hep egemen olmuştur. Sırf bu yüzden nice canlar yanmıştır.

Nefret suçları, maalesef çağımızın da en büyük sorunlarındandır.

Kendisi gibi düşünmeyeni fikirle alt etme yerine, belden aşağıya vurma, arkadan hançerleme, yalanla gammazlama, mağdur etme, ekmeğiyle oynama, haysiyetine, saygınlığına, itibarına zarar verme başvurulan yollardan bazılarıdır.

Korku salarak, yolundan döndürme bir taktik olarak kullanılmaktadır.

Hiçbir şey fayda etmezse, öldürmeye kadar dayanabilir bu tehdit.

Tarihte, hatta Kıbrıs tarihinde bile örnekleri vardır.

Gerçeği görememek, ya da görüp de kabullenememek, sağduyulu olamamak, hoşgörülü davranamamak insanları hep yanlış yollara saptırmıştır.

Kişisel çıkarlarını, kişisel korkularını ön plana çıkararak, bunu bir toplumun ruh haline, bir toplumun derdine dönüştürmeye çalışmak bana göre doğru değildir ama bunu da normal karşılarım, insan davranışları içinde buna da yer vardır…

Ancak bunu yapma misyonu edinmişse de bir kişi ya da grup, bu amacını fikirleri, konuşmasıyla, eylemleriyle, ikna kabiliyetiyle yapmalıdır.

Diğer düşünceyi, düşünceyle alt etmeye çalışmalıdır, karşı tarafı karalayarak, çamur atarak, “hain” damgası vurarak yapmamalıdır.

Ne solcular sağcıları görüşlerinden dolayı “faşist” ilan etmelidir, ne de sağcılar solcuları görüşlerinden dolayı, “hain”, “vatan satan” diye damgalamalıdır.

Ya da sağ- sol demeyelim de ülkemizden başka bir örnek verelim;  ne çözüm istemeyenler, çözüm isteyenleri “hain” ilan etmeli, ne de çözüm isteyenler istemeyenleri “çıkarcı” olarak görmeli.

Ya da “çözüm istemeyen” de demeyim çünkü sorduğunuzda herkes çözüm istiyor da yöntemleri farklı…

İşte bu farklılıkları fikirleriyle, düşünceleriyle, anlattıklarıyla savunmalı ve çoğunluğu ikna etmeye çalışmalı, korkutarak, yalana başvurarak, değişik yöntemlerle canından bezdirerek, bazı kişileri hedef seçip de etkisizleştirerek değil...

Bu tartışmalar, 70’lerde, 80’lerde, 90’ların başında yapılıyordu, karalama kampanyasıyla, korkutmayla, tehditle fikir empoze etmek artık bitmeli, dünya değişti, yeni bir yüzyıla girdik, halen bunlarla uğraşmak gerçekten çok anlamsız...

Bir birimizi yok etmeden de farklılıklarımızı ortaya koyabilmeliyiz, unutmayalım ki hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız, bu ülke hepimizindir, ülkesini kimin ne kadar sevdiğine başkası karar veremez...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.