Cyprus Today sol
  • 28 Mayıs 2018, Pazartesi 7:56
AliBATURAY

Ali BATURAY

Garantilerle ilgili Kıbrıslı Türklerin söz söyleme hakkı var mı?

Bu konuları konuşmaya da artık değer mi bilemiyorum. Konuşuyoruz da ne oluyor, her defasında başladığımız yere dönüyoruz. Mesele şu; Türkiye’den büyük bir çoğunluğun, (bunun içine çoğu kez yöneticiler de giriyor) Kıbrıs sorununa bakış açısında sorun var… Hatta biraz daha ileriye gidecek olursak, genel olarak Kıbrıs’a, Kıbrıslı Türklere bakış açısında bir türlü anlamakta zorlanılan ters bir bakış açısı mevcut…

Öyle bir bakış açısı ki; sanki buralarda insanlar yaşamıyor. Sanki Kıbrıs dediğin sade bir toprak parçası, üzerindeki insanlar olsa da olur olmasa da olur… Bu toprak parçasında yaşayanlar ne düşünür, ne arzu eder, nasıl yaşamak ister, gelecek için ne planlar hiç önemi yok… Zaten onlar Türkiye tarafından kurtarıldılar, kurtarılmasaydılar hayatta olmayacaklardı. Şimdi hayatta kaldılarsa Türkiye sayesindedir. O nedenle orada yaşayanların istedikleri önemli değil, Türkiye onlar için düşünebilir, karar verebilir, gelecek dizayn edebilir. Kıbrıslı Türkler susacak ve Türkiye kendileri için ne karar verirse paşa paşa buna uyacak… Türkiye’de geniş bir kesimin istediği budur maalesef…

Bakın en son olarak bir televizyon programına katılan Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Garanti ve İttifak Anlaşmalarının Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yi ilgilendirdiğini, bu konuda KKTC Cumhurbaşkanı’nın, KKTC Meclisi’nin ve KKTC halkının söz söyleme hakkının olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, “Guterres belgesi çerçevesinde Rum Lider Anastasiadis’e yaptığı çağrının” yankıları sürüyor. İşte İlker Başbuğ da bunu eleştiriyor. Başbuğ, bu çerçevenin Garanti Anlaşması’nı dışladığını belirterek, önce Cumhurbaşkanı Akıncı’nın garantilerle ilgili konuşma hakkının olmadığını söylüyor, “Sen Garanti ve İttifak Anlaşmaları konusunda söz söylemeye yetkili misin?” diye soruyor. Emekli Genelkurmay Başkanı, daha sonra hızını alamayarak KKTC Meclisi ve KKTC halkının da böyle bir hakkı olmadığını dile getiriyor. Başbuğ, hukuksal olarak Kıbrıs’ta kimsenin söz söyleyemeyeceğini belirtiyor ve Garanti ve İttifak Anlaşmalarında söz söyleyecek, hatta son sözü söyleyecek olanın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) olduğunu belirtiyor…

Ben garantiler kalksındı, kalkmasındı tartışmasına girecek değilim, o başka bir tartışma konusu. Belki de referandum yapılsa çoğunluk garantileri isteyecek, mesele o değil. Mesele, bu konuda Kıbrıslı Türklerin söz hakkının olmadığını düşünmektir. Garanti Anlaşması çerçevesinde, güvenliği sağlanacak, halk diliyle “korunacak” olan kimdir? Kıbrıslı Türkler değil midir? Peki kendi hakkındaki bu konuda Kıbrıslı Türkler neden söz söyleyemesin? Elbette Kıbrıs’ta bulunacak çözümde Türkiye’nin de sözü olacak, zaten kimse Türkiye’yi dışlayıp da bir çözüm yapmaktan söz etmiyor ki? Garantilerle ilgili Türkiye, hatta Yunanistan ve İngiltere kadar bile söyleyecek sözü yoksa Kıbrıslı Türklerin, nedir onlar bu memlekette süs mü, dolgu malzemesi mi?

İlker Başbuğ’un bu söyledikleri, yani KKTC Cumhurbaşkanı, KKTC Meclisi ve KKTC halkının söz söyleme hakkı yoksa o zaman KKTC de yok demektir. O sırasında yere göğe sığdıramadığınız devleti Türkiye de tanımıyor demektir. Cumhurbaşkanı, meclisi, halkı söz söyleyemeyen bir devlet, devlet olabilir mi? Olsa olsa “yok hükmünde” bir şeydir. O zaman, “KKTC, Türkiye’nin bir alt yönetimidir” diyenlere kimse kızmasın…

İlker Başbuğ ve onun gibiler böyle söyledikten sonra ne düşünmemizi bekleyebilirsiniz ki? Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümünü Kıbrıslı Türkler için mi istiyor yoksa kendisi için mi? Kıbrıs, stratejik bir toprak parçasından öte önem taşıyor mu Türkiye için? Kıbrıs, Türkiye için başka konularda hak elde etmek için bir koz mudur yoksa?

Akıncı, Anastasiadis’e bir çağrı yaptı yalnızca, üstelik de cevap alamadığı bir çağrı. Bu çağrı ne müzakereleri başlattı, ne garantileri masaya koydu. Ne bir plan çıktı ortaya ne de bir referandum tarihi belirlendi. Bir kaşık suda fırtına koparmanın anlamı nedir? Garantilerin, garantörlerin de buluştuğu bir platformda ele alınacağını çocuklar bile bilirken, bu suni heyecan, bu aşağılama, bu hor görme, bu Kıbrıslı Türkleri hiçe sayma da neyin nesidir ki?

Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere yaptığı katkıları kimse inkar etmiyor, her fırsatta da bunlara teşekkür ediliyor ama gördüğünüz gibi bu yardımlar o kadar da karşılıksız değil aslında. Şimdi bunun muhasebesini yapacak değiliz ama unutmayınız ki burada bir toplum yaşıyor, kendine özgü konuşması, hareketleri, beğenileri, yaşayış şekli, gelenekleri, görenekleri var… Kendine özgü bir geçmişi olan ve kendine özgü gelecek tahayyül eden bir toplum… Devleti yok hükmünde olabilir ama bireyleri gerçektir ve vardır, cismiyle, duygularıyla, düşünceleriyle, kalbiyle vardır, buradadır…

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık