Cyprus Today sol
  • 18 Nisan 2018, Çarşamba 8:22
AliBATURAY

Ali BATURAY

Halk hükümete karşı neden sabırsız?

Muhalefet etmekle, hükümet etmenin arasındaki farklara daha önce değinmiştik. Muhalefette konuşmanın, öneri yapmanın, “şunu da yapın, bunu da yapın” ya da “Biz olsaydık şöyle yapardık” demenin kolaylığından söz etmiştik. Evet muhalefetteyken konuşmak kolaydır, nasıl olsa size hemencecik “hade gel yap” demeyecekleri için ne söylesen mubahtır. Muhalefette konuşmanın bir sorumluluğu yoktur, ya da öyle sanılır.

Tabii ki muhalefetin de sorumlulukları vardır ama pek önemsenmez. En olmayacakmış gibi görünen konuları bile yapabileceklerini iddia ederler. Bir vatandaş olarak “güzel vaatler duymak” beni rahatsız etmez. Daha iyi bir yaşam, sorunsuz bir ülke vaadine kim karşı çıkabilir ki? Kronikleşmiş sorunlarla ilgili formülleri olduğunu söylüyorsa birileri, sevinirim...

Sevinirim de inanır mıyım? İşte o “inanma” meselesi biraz sorunlu... Neden mi? Çünkü bir aldanırsın, iki aldanırsın, üç aldanırsın sonra bunun kısır bir döngüye dönüştüğünü görürsün. Aynı olumsuzlukları tekrar tekrar yaşamak sizde bir inançsızlığa dönüşür. “Kim gelse çözemez” düşüncesi ile beklentileriniz minimize olur. Artık mucize beklemez hale gelirsiniz, gelen en azından mevcut düzeni idare etsin, daha kötü olmasın diye düşünürsünüz. Kötü bir psikoloji ama toplumun büyük kesiminde bu psikoloji hakim...

Genel başarısızlık beklentilerinizi hafifletmenize neden olur, baştan yenilgiyi kabullenirsiniz. Ne “kötü” ki, daha “kötü” olmamak için mevcut “kötü” düzeni sürdürebileceklere sarılırsınız... Kötülüklerden, beceriksizliklerden, iş bilmezliklerden, partizanlıktan “bir güzellik” yaratmak olsa olsa bizim gibi ülkelerde olur…

“Haline şükret” meselesi… Şükredilecek bir halimiz varmış gibi... Sonra ne olur? “Eeee, işte idare etsinler, maaşlar ödensin, düzen devam etsin, biraz da yerlerse yesinler, yakınlarını kollarlarsa kollasınlar, nasıl olsa dönem onların dönemi…” görüşü hakim olur tabii ki... Sonra mevcut düzeni en iyi idare edecek, Türkiye’den parayı en iyi alacak olan sahneye çıkar ve “ben talibim” der. Evet mevcut düzenin kurucusu ve idare edicisi yani “orijinal versiyon” iktidara gelir, nasıl olsa durumu en iyi idare edenler onlardır. Onu seçen de “bile bile seçtik” der.

Ya idealistler? Ya kurtarıcılar, “yeni bir düzeni” vaat edenler? İşte onlar vaatlerini yerine getiremeyince, halk onlara hiç katlanamaz. Hep merak edilir, UBP ve DP’ye olan tahammül neden diğer partilere gösterilmez diye… Neden olacak, çünkü UBP ve DP’den zaten üç aşağıya beş yukarıya bekledikleri o kadardır, fazla beklenti yoktur, ölçüyü kaçırıp da işleri daha da içinden çıkılmaz hale getirmezlerse çok şikayet de olmaz.

O çok şey vaat eden, kronikleşmiş sorunları çözecek olan, sorunları çok iyi bilen ve önerileri de olanların işi ise zordur... İşte onlara karşı toplum acımasızdır, yanlışlarına tahammülsüzdür, hatta çoğu kez süre vermekte bile pintidir toplumumuz... Çünkü o kadar çok şey vaat etmiş ve halkın beklentilerini o kadar yukarıya çekmişlerdir ki hayal kırıklığının intikamı çok acı olur. İnsanlar “bir şey beklemediklerine” değil de “çok şey beklediklerine” daha çok kızarlar... Dörtlü hükümetin üç partisi; CTP, HP, TDP’yi, eğer vaatlerinin büyük çoğunluğunu yerine getirmez veya getiremezlerse böyle büyük bir öfke bekliyor olacaktır.

Yeni hükümete biraz daha süre verilmesinden yanayım ama onlara karşı halk sabırsız, homurdanmalar başladı bile... Müşavirler konusundaki tıkanıklık, seçim süreçlerinde yasal sınırlar düşünmeden söylenenler, söylenenlerin yanına dahi yanaşamayacak düzenlemeler, hazırlanan yasanın da anayasadan geri dönebileceği ihtimali... “Bet ofisleri kapatırım” deme kolaycılığının pratikte o kadar kolay olmadığının anlaşılması... Dövizle ilgili tedbirlerin gecikmesi, üstelik de uzmanların, alınacak kararların direkt halka dokunamayacağını iddia etmesi... Yolsuzluk dosyalarının ilerlemeyecek ya da çabuk yürümeyecek gibi görünmesi, halkın “hemen şimdi yapın görelim” istencinin pratik karşılığının yok gibi algılanması... Din de kullanılarak baş gösteren bazı irticai faaliyetlere karşı çekingen tavırlar takınılması... Gece kulüpleri meselesinin neredeyse komediye dönüşmesi... Lefkoşa- Girne anayolundaki tamirat, iyi bir şey olmasına rağmen, trafikte yaşanan tıkanıklık, hükümetin hanesine olumsuzluk olarak yansımak üzere… Bir bakıyorsunuz, sanki kamudaki vurdumduymazlık, verimsizlik devam edecek, sanki hiçbir şey değişmeyecek gibi...

Örnekleri artırabiliriz... Evet kısa zamanda çok şey bekleniyor, çoğu zaman haksızlık da yapılıyor ama yeni hükümet işe çok iddialı koyuldu, çıtayı çok yüksek tuttu, halk farkı görmek istiyor. Halk umut beslemiş, yıllardır süren hayal kırıklıklarının son bulmasını istiyor... Kimse yeni bir hayal kırıklığı yaşamak istemiyor... Ciddi iddialar, söz verilen icraatlar yarım yamalak kalır, rutine düşerlerse hem hükümet hem de toplum için hiç iyi olmaz...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek