KTV
  • 09 Haziran 2017, Cuma 8:07
AliBATURAY

Ali BATURAY

Halkta hiç mi suç yok?

Hep politikacıları suçluyoruz, “şunu yapmıyorlar”, “bunu yapmıyorlar” diye...

Evet politikacıların günahları çok ama ya halkın?

Şikayet ettiğimiz konuları değiştirmek için ne yapıyoruz?

Dost sohbetlerinde, kahve köşelerinde söylenip durmakla sorunlar çözülmez ki?

Sorunların çözülmesi için irade koymuyoruz, gerektiğinde sokağa inmiyoruz.

Beğenmediğimiz politikacıları değiştirmek için çaba sarf etmiyoruz.

Aynı insanları defalarca seçiyoruz, kimisini elesek bile birebir ona benzeyen muadilini seçiyoruz.

Değiştirmek aslında isim- cisim değiştirmek de değildir.

Seçimi iyi yapmak lazım, bir öncekinin çok benzeri kişileri seçmek değişiklik anlamına gelmez.

Seçmesini bilmeyen, sorunlara sahip çıkmayan vatandaşlarımız, birilerinin gelip kendilerini kurtarmasını bekliyor.

Öyle süper güçlerin gelip de sizi sorununuzdan kurtarmak filmlerde olur, gerçek yaşamda kahraman bulamazsınız.

Hep kendisine aşık olabileceğiniz kurtarıcı beklemekle geçmez bu hayat.

Halk maalesef direkt kendini etkilemeyince sorunlara duyarsız kalıyor.

Başkasının sorununu kendi sorunu olarak göremeyen, o duygudaşlığı ortaya koyamayan, sorunları memleketin sorunu olarak göremeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.

İlla ki yılanın gelip de sizi ısırmasını beklememelisiniz.

İlk kez Özker Özgür Hoca’nın bir yazısında okumuştum rahip Martin Niemöller’in itirafını. Daha önce başka bir yazımda da yazmıştım ama hatırlatmakta fayda var.

1892-1984 yılları arasında yaşamış Alman Rahip Martin Niemöller, Yahudilere karşı soykırıma karşı olmamış ancak daha sonra pişmanlığını şöyle dile getirmiştir:

“Naziler önce komünistler için geldiler, bir şey demedim çünkü komünist değildim. Sonra Yahudiler için geldiler ama bir şey demedim çünkü Yahudi değildim. Sonra sendikacılar için geldiler ama bir şey demedim çünkü sendikacı değildim. Sonra Katolikler için geldiler ve bir şey demedim çünkü Katolik değildim. Sonra benim için geldiklerinde ise çevremde benim için bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı...”

Yukarıdaki yaşanmış öykü bize aslında çok şey anlatıyor.

Ülkede farklı kesimlerin sorunlarına başka kesimler kayıtsız kalıyor, hatta onlar sorunlarını ortaya koyarken, eylem yaparken onları eleştiriyorlar.

Başka bir kesimin sorunları ortaya çıktığında bir başka kesim onlara “oh” çekebiliyor.

Yönetenlerden hakkını isteyenleri başka kesimler sabote ediyor.

O kesimin eyleminin başarısız olması için görev üstlenenler var, inat uğruna gidip iş karıştıranlar, hak arayanların istediğinin tam tersini isteyenler, grev kırıcılık üstlenenler var.

Siyasi partilere alet olup yandaş dernekler, sarı sendikalar kurulmaktadır.

Kişisel ya da zümresel çıkarlarını ön planda tutup, siyasi partilerin arka bahçesine dönüşen, siyasi partilerle birlik olup meslektaşlarını zor durumda bırakan kesimler var.

Gerçekleri gördüğü halde sesini çıkarmayanlar, “beni ısırmayan yılan bin yaşasın” zihniyetiyle hareket eden insanlar çoğunlukta.

Parçacıklar halinde kendi yerimizde oturtarak, sorunlara çözüm bulamayız.

Siyasiler, iktidardakiler “böl parçala yönet” taktiğini uyguluyor ve biz de buna alet oluyoruz.

Bugün bir arsa sahibi olmak, bir “T” izni, bir benzin istasyonu açma izni, çocuğuna ya da kardeşine devlette bir iş bulmak, bir ihalenin ayarlanması, kredi ya da hibe size cazip gelebilir ama önemli olan bu kişisel çıkarlar değil, ülke çıkarlarıdır.

Bugün elde ettiğinizi sandığınız bu avantajlar, ya da bana göre menfaatçikler, yarın ülkeyi kasıp kavuran sorunlar karşısında sizi kurtaramayacaktır.

Bugün milliyetçiliğin, bayrağın, Türkiye sevgisinin arkasına sığınanlar, bunları perde olarak sunup gerisinde işler çevirenler, yarın kendileri de zor durumda kaldığında onları kim kurtaracak.

Bazı milli, ulusal duyarlılıkları mayın gibi duyarlı insanların ayaklarının altına döşeyenler, yarın kendileri de o mayınlara basmak zorunda kalacaktır.

Bu ülkede banka krizi baş gösterdiğinde ve birikimlerini kaybetmekle karşı karşıya kaldıklarında en milliyetçi kesimlerin ne bayrak, ne ülke, ne devlet, ne millet aklına gelmiştir. Hiç ummadığımız insanlar meclisi basmıştır.

Tehlikenin bu kadar yakınımıza gelmesini beklememeliyiz, bencillikten uzaklaşmalıyız...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup