Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

20.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Hamo Ağa”dan sonra “Şivan” da öldü

Tuncel Kurtiz öldüğünde bir yazı yazmıştım, “Sürü” filminin beni ne kadar etkilediğini anlatmıştım...

Filmi, Gönendere açık hava sinemasında yanılmıyorsam 1979 yılında izlemiştim...

Yazıyı geç saatte yazmaya başladım yoksa Gönendere açık hava sinemasının sahibi Yaşar Artam abime bir telefon açar, tam tarihi öğrenirdim... 11- 12 yaşlarımdaydım...

Köyümüz Alaniçi’nin kahvehaneler meydanına biri senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı, Zeki Ökten’in yönettiği “Sürü”ye, diğeri ise İhsan Yurdakul ile Remzi Jöntürk’ün yönettiği Cüneyt Arkın’ın rol aldığı “Yarınsız Adam”a ait iki afiş asılmıştı. O zamanlar iki film birden gösterilirdi.

Çok küçükken bırakacak birini bulmadıklarından annem- babam beni de sinemaya götürüyormuş ama ben ilk kez sinemaya Gönendere’de bahsettiğim tarihte gittim sayarım.

Biz küçükken Cüneyt Arkıncılık oynardık. Cüneyt Arkın, vurduğunu deviren, havada seken, hiç yenilmeyen, en iyi adam döven kahramandı. Biz de duvarlardan aşağıya atlar onun gibi uçmaya çalışırdık.

Ben Cüneyt Arkın’ın “Yarınsız Adam”ı için gitmek istedim Gönendere’ye…

Televizyondan izlediğim Cüneyt Arkın’ı bir de sinemada görmek istiyordum.

Televizyondan romantik filmlerini izlediğim Tarık Akan kimseyi dövmüyordu, onun aşık olan nazik adam rolleri ilgimi çekmiyordu. “Sürü” hakkında hiçbir bilgim yoktu...

Gönendere’ye “Yarınsız Adam” için gitmiştim ama “Sürü”den çok etkilenmiştim.

“Sürü” normal Yeşilçam filmlerine hiç benzemiyordu, çok gerçekçiydi, çok hayatın içindendi, oyuncular rol yapmıyor, yaşıyordu. Özellikle Tuncel Kurtiz’in oynadığı “Hamo Ağa” beni çok etkilemişti.

Tabii ki bir de Tarık Akan’ın oynadığı oğlu “Şivan”... Çok öfkelenmiştim sert, acımasız bir baba olan “Hamo Ağa”ya... Oğlu “Şivan”a etmediğini bırakmamıştı.

Bir tarafta “Yarınsız Adam”da yenilmez Cüneyt Arkın, diğer tarafta töreye isyan eden ama isyanını içinde yaşayan, babası “Hamo Ağa”nın sözünden çıkamayan çaresiz Şivan...

Şivan’ın onca sıkıntısı içinde bir de hiç konuşmayan karısı; Melike Demirağ’ın oynadığı “Berivan” vardı.

Tarık Akan, o eski şımarık zengin çocuğu rollerinin çok dışında sanki bambaşka biriydi “Sürü”de...

O filmle birlikte Tuncel Kurtiz ve Tarık Akan benim için en değerli aktörlerdi.

Sonraki yıllarda da hep takip ettim iki sanatçıyı… Bence Tarık Akan, 1978 yılında çekilen “Sürü”deki Şivan ve 1982 yılında çekilen “Yol”daki Seyit Ali rolleriyle mükemmel bir oyunculuk ortaya koydu.

Oyunculuğu Yılmaz Güney’in bu iki filmiyle zirve yaptı.

Başarısı uluslararası alanda da kabul gördü, sanatçı 1982’de Cannes’da “En İyi Erkek Oyuncu Adayı” oldu, 1985’te Berlin Film Festivali’nde “Gümüş Ayı Mansiyon Ödülü” aldı.

Türkiye’de de tam 7 kez “En İyi Erkek Oyuncu” seçildi. Hem “Sürü”de hem de “Yol”da devlet ilgisizliği, ezilmişlik, fakirlik, töre belası çok etkileyici işleniyordu…

Ezilmişliğe, haksızlığa, eğitimsizliğe isyandı bu iki film... Yavuz Özkan’ın yönettiği ve Tarık Akan’ın Cüneyt Arkın’la birlikte oynadığı “Maden” filmi de etkileyici bir filmdi.

“Maden”, bugün dahi yakıcı bir sorun olan maden ocağı çalışanlarının dramını ortaya koyuyordu.

Nitekim 1978 yılında çekilen ve kötü koşulları, göçük facialarını konu alan “Maden”de oynayan Tarık Akan, yıllar sonra 2014’te Soma maden faciasında madencilerin haklarını savunanların arasındaydı.

Zaten, “Sürü”, “Yol”, “Maden” bugün çekilmiş kadar taze filmler, bu filmlerin işlediği sıkıntıların yüzde 90’ı halen Türkiye’nin sorunları...

Tarık Akan’ın kaliteli oyunculuğu “Derman”, “Baraj”, “Pehlivan”, “Karatma Geceleri”, “Sis”, “Eylül Fırtınası” gibi filmlerde devam etti. Tarık Akan, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra yargılanmış ve 2.5 ay hücre cezası da almıştı. Sanatçı, 2013 yılında Gezi direnişine de destek vermişti.

Tarık Akan, yalnızca filmleriyle değil, normal yaşamında da bir direniş adamıydı.

Görüşünden, fikirlerinden taviz vermeyen onurlu bir insandı, laiklik bekçisiydi, bir devrimciydi.

Cenazesine o kadar fazla insan katılması, mezarlığa götürülen tabutun arkasında insan seli olması işte bu tutarlı yanlarından dolayıydı.

Evet “Hamo Ağa”dan sonra “Şivan” da öldü... Ancak ikisi de iz bıraktı...

Tuncel Kurtiz ve Tarık Akan, yıllar önce “Hamo Ağa” ve “Şivan” karakterlerine can vermişlerdi.

Yılmaz Güney, yaşanan sıkıntılar son bulsun diye “Hamo Ağa”, “Şivan”, “Seyit Ali”, “Berivan”, “Zine” karakterlerini yaratmıştı.

Bugün Yılmaz Güney, Tuncel Kurtiz, Tarık Akan hayatta değil ancak Türkiye’de halen “Hamo”lar “Şivan”lar ve onların yaşadığı sıkıntıların benzeri var...

Filmlere yalnızca film, oyunculara yalnızca oyuncu diye bakmayın, verdikleri ve veremedikleriyle de değerlendirin. Yılmaz Güney, Tuncel Kurtiz, Tarık Akan, içinde çok şey barındıran kişiliklerdir, saygıyı, saygıyla anılmayı fazlasıyla hak ediyorlar...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.