KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

22.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hata yaptığını bile bile hayatını riske atmak

İnsanlar, kendileri için nelerin zararlı nelerin yararlı olduğunu bilmez mi? Bilir tabii ki...

Bilir ama birkaç nedenden dolayı dikkate almaz.

Mesela zararlı olup da insana zevk veren, keyif veren şeyler var ki kişi bunları bile bile yapar.

Biraz daha fazla keyif, biraz daha zevk ona zararı unutturur.

Mesela zararlı olduğunu bilir ama para kazanmak için o zararlı işi yapar.

Mesela zararlı olduğunu bilir ama ya “yetiştirmek” için yaptığını söyler, ya da konuya göre “zamansızlıktan”, ya “parasızlıktan” yapamadığını iddia eder.

Mesela zararlı olduğunu bilir ama bunu yaptığı zaman birisinin onu engelleyemeyeceğini düşündüğü için yapmaya devam eder.

Burada aslında iki türlü zararlı alışkanlık ya da davranış vardır.

Birincisi kişinin kendisine yönelik zararlı alışkanlıklar.

Sigara, içki, uyuşturucu, uykusuzluk, hareketsizlik, aşırı ve zararlı yiyecekler yeme- obezlik, kimyasallar, radyasyon ya da aşırı toz bulunan ortamda bulunma ya da çalışma gibi ilk anda aklımıza gelebilecek olan kişinin kendisine zarar verebileceği durumları veya ortamları sıralayabiliriz.

İkincisi ise kendisiyle birlikte başkalarına da zarar verebileceği alışkanlıklar...

Aslında yukarıda saydığım bazı durumların, ilk anda kişinin kendisi için zararlı olduğu düşünülse de bazen o halin başka bir hale neden olması durumunda başkalarına da zarar verebilir.

Yani kişi aşırı içkili ya da uykusuz trafiğe çıkarsa sebebiyet verebileceği trafik kazası başkalarının yaşamını da tehlikeye sokar.

Ya da uyuşturucu kullanan kişinin başkaları içinde zararlı olabilecek davranışları olabilir.

Ancak trafikteki zararlı alışkanlıklarımız direkt hem bizi hem de başkalarını etkilemektedir.

Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin yaptığı kamuoyu yoklamasında vatandaşların bile bile trafik suçu işlediğini söylemesi ilginçtir.

Vatandaşlar araç kullanırken telefonda konuştuklarını ve mesajlaştıklarını söyleyebiliyorlar.

Dehşet bir durum bu; telefonda konuşma da yetmedi, “mesajlaşıyoruz” diyorlar. Kişinin mesajlaşabilmek için gözünü tamamen yoldan ayırıp bununla meşgul olması gerekiyor ki, bu da kazayı çağırmak demektir.

Ankete katılanlar, yalnızca bunlarla yetinmiyor emniyet kemeri takmadığını ve sürat yaptığını da itiraf ediyor.

Bir insan neden emniyet kemeri takmak istemez ki? Ne zararı olacak o emniyet kemerinin?

O kadar mı rahatsız edici bu kemer? Hayatımızdan vazgeçebilecek kadar mı rahatsız ediyor bizi?

Kemeri takmayınca sırf aracın çıkardığı sesi susturmak için her türlü numarayı yapanlar var.

Kimi kandırıyoruz ki kemeri takmayınca?

Son zamanlarda kazalardaki ölümler, araçlardaki kişilerin dışarıya fırlamasından kaynaklanıyor, yani kemer takmamaktan...

Ankete katılanlar, sürat yaptığını da söylüyor. Bu bozuk, hatalı yollarda sürat yapmak delilik gibi bir şey...

Hepimiz yapıyoruz bunu; bir çeyrek, yarım saat daha erken yola çıkıp da aklımızla gideceğimize, zamanı ayarlayamayarak gideceğimiz yere uçarak varıyoruz.

Biliyoruz tehlikeli olduğunu ama yine de yapıyoruz.

Yolda 8-10 arabayı geçip gidiyoruz, kırmızı ışığa geldiğimizde tüm geçtiğimiz araçlar gelip arkamızda duruyor. Değer mi bu yaptığımıza ama hiç düşünmüyoruz, direksiyonun başına oturduk mu gözümüz hiçbir şey görmüyor. Ankette samimi bir itiraf daha var.

Vatandaşlar, araç kullanırken kemer takmama ve telefonda konuşmak suçundan genellikle polisi atlattığını, cezadan yırttığını ama daha çok süratten ceza yediğini söylüyor.

Aslında polisten gelen haftalık raporlarda çok sayıda cep telefonu ile sürüşün rapor edildiğini görüyoruz ama demek ki çok fazla telefonda konuşan ve kemer takmayan var ki ankette bu suçu işledikleri halde yakalanmadığını söyleyebiliyor vatandaşlar.

Ne sosyolog, ne psikolog ne de toplum bilimciyim ama yaptığı işin hatalı olduğunu bilen, bunu söyleyen ama suç işlemeye devam eden bir halkın araştırılması gerekir diye düşünüyorum.

Güney Kıbrıs’a geçtiğinde tüm trafik kurallarını harfiyen uygulayan bir kişinin aynı itinayı Kuzey Kıbrıs’ta göstermemesi, “Nasıl olsa beni kurtaracak birisini bulurum” rahatlığındandır.

Araç kullanırken, trafik kurallarını dikkate almayarak torpille kurtulacağını düşünenler, aslında ölüme sürdüklerini ve Azrail’in torpil morpil dinlemeyeceğini unutuyorlar.

Patronu biraz daha az para ödesin diye sesini çıkarmayan, ya da işverenini şikayet ederse işinden olacağını düşünenler en tehlikeli ortamlarda ölümle dans edenler, hayatlarını kaybettiğinde olanın kendisine ve ailesine olacağını o patronun bir şekilde yırtacağını bilmelidir.

Hiçbir şeye değer verilmeyen bu ülkede hiç olmazsa biz kendi hayatımıza ve başkalarının hayatına daha fazla değer verelim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.