HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

16.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hekimler mutsuzsa toplum da mutsuzdur

“Tıp Bayramı” nedeniyle sağlık sorunları yine gündeme geldi.

Aslına bakarsanız, sağlık camiasının bitmeyen sorunları zaten yıllardır gündemdedir.

Tıp Bayramı nedeniyle, tüm hekim örgütlerinin temsilcileri aynı salonda buluşunca, oldukça ateşli bir kutlama yapıldı.

Mesleğimizin gerektirdiğinden midir nedir, gergin toplantılar, uyuz bir havada geçen heyecansız ortamlardan daha çok ilgimi çeker. Aslında sağlıktaki sorunların bitmesini istiyorum, sakın yanlış anlamayın.

Ancak böyle bir törende sırf orada cumhurbaşkanı, meclis başkanı, sağlık bakanı var diye kişiler konuşmalarını daha özenli seçip de sorunları o günkü hararette yapmasaydı, günün anlamına uygun olmazdı.

Bir birlerini suçlamaları, hükümete ve genel sisteme sert eleştiriler yapmaları beni hiç rahatsız etmedi.

Evet sorunsuz olmalarını istiyorum tabii ki ama o kadar sorun varken, her şey tamammış gibi konuşsalardı hiçbir kıymeti olmazdı.

Bana göre TIP-İŞ Başkanı Sıla Usar İncirli’nin de Serbest Hekimler Birliği Başkanı Remzi Gardiyanoğlu’nun da söyledikleri yerindeydi.

Her ikisinin söylediklerinin içinde haklılık payı var, yani her ikisine de “Haksızsın” diyemeyiz.

Yok herkese mavi boncuk dağıtan siyasetçiler gibi yapmıyorum, hiç öyle bir niyetim yok.

Hatta bu konuda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın törende konuşmasına başlarken anlattığı Nasrettin Hoca fıkrası tam da yerindeydi.

Hani Nasrettin Hoca aralarında anlaşmazlık olan iki kişiyi dinlemiş, tam zıt şeyler anlattıkları halde ikisine de “Haklısın” demiş... Konuşmalara kulak misafiri olan eşi hocaya, “Farklı şeyler söyledikleri halde her ikisine de haklısın dedin, bu nasıl olur hoca?” diye sormuş. Hoca eşine “Sen de haklısın” demiş.

Gerçekten de Tıp Bayramı töreninde, baktığınız zaman konuşmacıların tümü haklı. Peki suçlu kim?

“Sistem” demeyeceğim, çünkü sistemi yaratan da insanlardır, somut olarak ortada olmayan, elle tutamayacağımız bir şeyi suçlamak sorumluluktan kaçmaktır. Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin kabahati vardır.

Her gelen hükümet reformdan söz etmiş ama sonuçta popülizme yenilmiş ve sağlığı bir sisteme oturtamamıştır.

Her gelen hükümet hekim hakları ile ilgili ciddi sözler sarf etmiş ama bir türlü ne özelde ne kamuda çalışanlar hayatından memnun olabilmiştir.

Belki de gelmiş geçmiş sivil toplum örgütlerini de suçlamalıyız, baskı unsuru olamadıkları, yönetenleri yola getiremedikleri, istediklerini yaptıramadıkları için...

Belki de eski yeni tüm hekimleri, tüm sağlık çalışanlarını da sorumlu tutmalıyız, çünkü gelmiş geçmiş tüm yöneticilere sözlerini dinletemediler diye...

Onları da suçlamalıyız; hekim camiası içindeki daha az sayıda olan popülizm düşkünü kişileri, tüm hekimleri zan altında bırakanları ayıklayamadıkları, teşhir edemedikleri için...

Toplumun bu kadar muhtaç olduğu, toplumun tanrıdan sonra kendini emanet ettiği doktorların, hekim camiasının sorunlarını çözdürecek gücü bulamaması normal midir?

Bu konuda tüm hekimlerin kendilerini de sorgulaması gerekmez mi?

Parlamentoda en fazla bulunan meslek grubu hekimlerken yine de sorunlarını çözemiyorlarsa burada bir tuhaflık yok mudur?   Yönetenler hekimleri bir birine düşürerek, bir birine parçalattırarak bugünlere gelmiştir.

Herkesin biraz da kendini sorgulaması gerekmektedir.

Kendi kendine işkence edercesine zor şartlar altında çalışmak ve sesini yükseltememek, sözünü yönetenlere dinletememek de neyin nesidir?

“Toplum zarar görmesin, halk tepki göstermesin, mesleğimiz çok hassas” diyebilirsiniz ama sorunlar o kadar yığıldı ki hem hekimler hem de halk aynı anda enkaz altında kalmak üzeredir.

Adım atmak için, “Vatandaşlar ne der?”, “Partime ne olur?”, “Örgütüm zarar görür mü?”, “Üyemi teşhir edip, üzer miyim? Kazancına zarar verir miyim?” gibi endişelerle, hatırı kırmama kaygılarıyla bir yere varamayız.

Küçük memleketin, bir birini tanıyan, bir birini kırmak, üzmek istemeyen, popülizme teslim olan halkının hekimleri, hekim örgütleri bu sarmalın içinde yer almamalıydı...

Bugün hekim örgütleri geçmişe göre daha sert, daha dobra konuşuyor, daha acımasız eleştiriyor gibi gelebilir bazı kesimlere ama bence az bile tepki gösteriyorlar... Hatta her ne kadar çıkış noktaları farklı gibi görünse de buluştukları nokta aynı olan ama farklı noktalardaymış gibi görüntü veren hekim örgütleri güçlerini birleştirerek, yönetenlere göz açtırmamalıdır. Sağlık sistemi, hekim camiası Kıbrıs Türk toplumu için çok önemlidir.

Hekimler mutsuzsa toplum da mutsuzdur, hekimlerin sorunu varsa toplumun da sorunu var demektir, hekimler bizim için o kadar önemlidir. Ha, sistemi tartışıp duruyoruz da dünkü toplantıda hastanede “Ateş düşürücü ilaç olmadığı” da anlatıldı. Bunu duyunca da “Neredeyiz biz? Neyi konuşuyoruz?” diyor insan, her şey anlamsız kalıyor sanki ama sorunlar karşısında yılmak değil, mücadeleyi yükseltmek gerekir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.