KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

20.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Hiçbir partiyi işaret etmedim

Geçen hafta içinde yazdığım “Kitle partileri tıkanmış durumda” isimli yazımla ilgili beni arayan bazı vatandaşlar ve bazı arkadaşlarım, “Sen de mi Halkın Partisi’ne geçtin?” diye sordu.

Bir kişi sorsa bir şey değil de birkaç kişi aynı kanıya varınca bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Bizim ülkenin insanı bayılır böyle şeylere; “Yoksa sen de mi?” diye başlayan sorulardan hiç hoşlanmam.

İlla ki arkasından tuhaf bir soru ya da tespit gelir.

Geçenlerde Rum tarafını eleştiren bir yazı yazmıştım, karşıma çıkanlar, “Yoksa sen de mi çözümü savunmaktan vazgeçtin?”, “Telkin mi geldi de böyle yazdın?” diye soru üzerine soru yöneltti…

Kardeşim ben çözümü savunmaktan vazgeçmiş falan değilim.

Rumların bir kusurunu görmüşsek ve yazmışsak, bu çözümden vazgeçtiğimiz anlamına gelmez.

Hükümetin iyi yaptığı bir şey varsa ve ona “bunu iyi yaptınız” diye yazmışsam, bu benim UBP’li veya DP’li olduğumu ya da hükümet yalakalığı yaptığımı göstermez.

Yalakalığın ne olduğunu, nasıl yapıldığını başkaları bilir, güzel yapar, o bize göre değil.

Yani demek istediğim gerçekleri yazmak, bir şeyci olduğunuzu, ya da bir şeyden vazgeçtiğinizi kanıtlamaz.

Benden farklı düşünenlerin, farklı davrananların da hatalarını görebiliyorum, kendime yakın hissettiğim, aynı dünya görüşünü paylaştıklarımın da...  Bundan kimsenin şüphesi olmasın…

Lâfı yine çok uzattık, gelelim bana yöneltilen; “Halkın Partisi’ni mi işaret ediyorum?” ya da “Halkın Partisi’ne mi geçtim?” gibi sorulara.

Hiçbir parti ile bir bağım yok, mesleğim icabı olmaması da en doğrusu.

Gençlik yıllarımda içinde aktif olduğum, gençlik kollarında yer aldığım, delegeliğini yaptığım bir parti vardı ama şimdi hiçbir partiyle bir bağım yok...

Gerçek gönül bağı olunca, içinde çıkar bulunmayınca, bir ideali büyük bir toplulukla paylaşınca partili olmak, politikayla ilgilenmek gerçekten çok güzel bir şey ama nerede şimdi o çıkarsız yürek birlikteliği?

“Kitle partileri tıkandı, yeni bir şey yaratamıyorlar” derken Halkın Partisi’nin akla geleceğini düşünmemiştim.

Ancak Halkın Partisi, alternatif olarak akla geliyorsa ve halk tarafından mevcut partilerden ayrı tutuluyorsa ne mutlu bu partinin yöneticilerine.

Ben direkt onları işaret etmedim ama öyle anlaşılmışsa da yapacak bir şey yok.

Ben birisini yazacaksam, direkt yazarım öyle ima falan yapacak değilim.

Halkın Partisi’ne de başarılar dilerim, halka farklı olduklarını, fark yaratacaklarını inşallah anlatabilirler ve parlamentodaki yerlerini alırlar.

Bugüne kadar iktidarda yer almış partilere dönecek olursak; tekrar aynı şeyleri yazmak istemiyorum ama seçim bildirgelerine ülkenin ne kadar sorunu varsa sıralamak marifet değildir.

Seçim bildirgelerine ve hükümet programlarına ülkenin sorunlarını çözeceklerini yazanların, gerçekleştiremeyecekleri sözler verenlerin foyası iktidara gelince ortaya çıkıyor.

Söylenenlerle yapılanlar farklı oluyor, iktidara gelenler, geçmişte başkaları ne hata yapmışsa aynısını tekrarlıyorlar.  Partilerdeki en idealist görünen kişiler bile “eski sistem siyaset” içinde kaybolup gidiyor.

Devlet kaynaklarından partililere ve partili yapılmak istenenlere menfaat sağlayarak oy elde etmeye çalışmak ve yeniden iktidara gelme hesapları yapmak vazgeçilmez bir yöntem olarak kullanılıyor.

Popülizm ve şov üzerine dayalı bir politika ile sorunların üzerine gidememek, yapılacak her ciddi icraatta “Oy kaybeder miyim?” kaygısı taşımak, partiliye, partiye kaynak sağlayan kişilere dokunamamak, politikacıların ciddi çıkmazlarındandır.

Sorunları çözmek için proje hazırlayamamak, ortaya vizyon koyamamak büyük sorun.

“Tekrar nasıl seçilebilirim?” değil de “Seçilmezsem seçilmeyeyim ama bu sorunları çözeyim, kökünü kazıyayım” diyemiyorlar.

O ellemeye korktukları, can yakıcı sorunlar evet belli bir kesimin canını yaksa da ülke genelinden takdir toplayacak.

Hiç merak etmesinler, o kangrenleşmiş sorunları çözerlerse zaten halk onları tekrar seçecek...

Benim demek istediğim buydu; farklı, çok farklı şeyler söylemeli politikacı, yapabileceklerini de yapamayacaklarını da önceden halka anlatmalı.

Partiler popülizmden uzaklaşmalı, samimi olmalı, halka gerçeği söylemeli, gönül almaya çalışmamalı, gerekirse can yakacağını önceden belirtmeli, bunun sorunda da doğruların bulunacağına insanları inandırmalı.

Birini işaret etmedim ama bunu yapacak olan Halkın Partisi ise veya geçmişe yönelik özeleştirilerle ve gerçekçi tespitlerle işe koyulan Tufan Erhürman’ın CTP’siyse ya da ne bileyim başka bir partiyse onları alkışlarız.

Yeter ki bir birini kopyalayan düzen partilerinden olmayan, farklı çözümler sunabilen, radikal kararlar alabilen, kimsenin yapamadığı icraatlar, reformlar yapmayı başarabilen bir parti olsun.

Çok şey mi istiyoruz acaba?

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.