KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

02.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İngiliz sömürge yönetimini de aratmayın hiç olmazsa

Halen birçok vatandaşımızın Kıbrıs’taki İngiliz sömürge dönemine övgü yapması ne ilginçtir değil mi?

Bazı insanlara “iş disiplini” ya da “dakikliği”, “titizliğiyle” ilgili övgü yaptığınızda, “Ey amma biz İngiliz terbiyesi aldık” derler.

İngiliz sömürge yönetimini yetişip de o çalışma yaşamının içinde olanlardan yıllardır bu sözleri duyuyoruz.

Ya da yine aynı kişiler, “Evet sömürge yönetimiydi ama bir sistem, bir disiplin vardı” diyor.

Bugün sistemsizlik olduğunu, gerek kamuda, gerekse özelde bunun sıkıntısını yaşadığımızı, halbuki İngiliz sömürge yönetimi döneminde düzen bulunduğunu, kişiye değer verildiğini, saygı duyulduğunu, emeğin karşılığının alındığını söylüyor bazı eskilerimiz...

Biz o günleri yetişmeyen insanlar, bunların ne kadarının gerçek olduğunu bilemeyiz ama bunu birçok kişi söylüyorsa, mutlaka gerçek payı vardır.

Birçok kişi, “Sömürge yönetiminin yaptığı kadar bile yapamıyoruz” sözünü sarf ediyor.

Amacımız İngilizleri ya da sömürge yönetimini övmek değildir.

Sömürge yönetiminin baskıcı tutumu sıkıntı yaratıyordu, Kıbrıslı Türkler bazı haklarını kullanamıyordu, o günlerin zorlukları vardı, onlar da zaman zaman gündeme geliyor...

Sömürge yönetimine karşı Kıbrıslı Türklerin verdiği mücadeleyi yok sayacak değiliz ama tüm olumsuzluklarına rağmen vatandaşlar, “iş yaşamı”, “kamuda işlerin düzeni” gibi konularda halen sömürgecimize hayranlığımız sürüyorsa bir yerde bir hata var demektir.

Eğer ülkeyi yönetenler ve kurduğu düzen insanımıza, bir bölümüyle bile sömürge yönetimini aratıyorsa bazı şeyleri ciddi ciddi düşünmek gerekir.

Ülkemiz yöneticileri o kadar başarısız icraatlar ortaya koyuyor ki, insanımız o kadar eskilere gidip “O günlerde bile bunları yaşamadık” diyebiliyor.

Bunları Avukat Barış Mamalı’nın gazetemize verdiği bir demeç içerisindeki sözleri aklıma getirdi.

30 Ekim tarihli gazetemizin manşetinde de yer alan “40 yıldır bir ıslahevi açamadık” başlıklı haberde Barış Mamalı, İngiliz sömürge yönetiminin dahi ıslahevini düşünüp yasaya koymuşken, bugünkü yöneticilerin bunu hayata geçiremediğini söylüyordu.

Mamalı, İngiliz sömürge yönetiminin çocuk suçluları düşünerek, 1946 yılında Fasıl 157 Çocuk Suçluları Yasası’nı çıkardığına dikkat çekerek, “Yani bundan 70 sene önce adayı yönetenler, suçlu çocukların ayrı bir merkezde tutularak, cezalarını çekmeleri gerektiğini düşünüp bir kanun yapmıştır. Bu kanun ile suçlu çocukların bulunacakları kuruma da ‘Islah Okulu’ adını vermiştir” dedi.

Bu yasayla “Çocuk Mahkemeleri”nin kuruluşunun da gerçekleştiğini belirten Mamalı, 70 yıl önceki dar ekonomik, fiziki ve personel koşulları altında bu kanunun çıktığına, çocuk suçlular için gereken şartların sağlandığına, İngiliz yönetimi altında bu maksatla “Islah Okulu” açıldığına değiniyor.

Söz konusu yasa halen yürürlükte ama gelip giden hükümetlerde, kimse bir “Islah Okulu” açma, “Çocuk Mahkemeleri” kurma derdinde olmadı.

Mamalı, “Yöneticilerimiz, sömürgecilerimiz kadar çocuklarımızı düşünmemektedir” diyor.

Bu doğru bir saptamadır, halkını sevdiğini söylemek lâfla olmaz, bunu eylemle de göstermek gerekir.

Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel de devletin çocukları bir yurttaş olarak algılamadığına işaret ederek, “Ne zaman ki çocuklar bir olayın mağduru olur, tecavüze uğrar, hırsızlık yapar ya da tecavüz eder, o zaman sistemde görünür olup, devlet kurumlarıyla tanışmış oluyor. Suçlu bile olsa bir insanın, insan hakları kapsamında belli hakları vardır” diyor.

Keşke diyorum, suçlular olmasa da cezaevi açmasak, suçları önleyebilsek de yeni cezaevine gerek kalmasa, keşke kadınlar şiddet görmese sığınma evine ihtiyacımız olmasa...

Ancak her ikisini de yapamazsak, yani hem suçu engelleyemiyor hem cezaevi dökülüyorsa, ıslahevi açamıyorsak, bir kadın sığınma evinin yaşamasını sağlayamıyor, yenisini açamıyorsak ortada gerçekten ciddi sorun var demektir.

Ülkemizi yönetenler sorunları önceden düşünerek, genel bir düzen kurma derdinde olmadı hiç…

Hep yaşayarak, hep kafaları tokuştuğunda, hep yumurta kapıya dayandığında akıllarına geliyor ve sorunların içine gömüldüklerinde çıkış yolları aramaya başlıyorlar.

Tabii ki sistemsiz, plansız, programsız yapılan işler de beklenen sonuçları veremiyor.

İnsanımız sürekli olarak ülkemizi başka ülkelerle, Avrupa ülkeleriyle, Güney Kıbrıs’la, bazen Türkiye’yle karşılaştırıyor, hatta o kadar ki geçmişle karşılaştırmaya başladı, o kadar ki İngiliz sömürge yönetimine kadar gidebiliyor bu karşılaştırma...

“Islahevi”nin gerekliliğinden çıktık yola, bir örnek olarak onu aldık, suçlular da dahil devletin her kesimden her durumdaki vatandaşının yanında olması gerekliliğinden hareketle ancak bu konuda yöneticilerimizin karnesi çok zayıf...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.