Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

30.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İş olsun diye mi “Anayasa” var?

İyi niyet, her zaman iyi sonuçlar doğuracak demek değildir.

Siz iyi niyetli bir adım atmışsanız bile, sonu kötü bitebilir.

O yüzden yüzde 100 iyi niyetli olsanız bile, bu niyetinizin dayanağı olmalıdır...

İyi niyetinizin iyi sonuçlanmasını istiyorsanız, hedefiniz kesintiye uğramaması, ya da birileri tarafından bozulmamasıysa sonunu da iyi hesap etmeniz gerekir.

Hele de bu kararları alacak olan devletse, mutlaka yapacağı iş yasal olmalıdır, yasalara, anayasaya aykırı davranılmamalıdır.

Yapacağınız iş, bir kesim tarafından değil, ülkedeki tüm kesimler tarafından kabul görmelidir.

Yasalar yalnızca kötü niyetliler için değil, dikkatsiz olanlar, durumun kötüye gideceğini düşünmeyen, uzağı göremeyenler için de yapılmıştır.

Yasalar, “icraat yapacağım” diyerek, mağduriyet yaratabilecekler için de vardır…

O nedenle şirketler, kurumlar hukukçu istihdam ederler.

O nedenle devlette de birçok makamın hukukçusu, hukuk danışmanı, hukuk müşaviri, adına ne derseniz deyin, yasaları iyi bilen ve kendine danışanları doğru yola yöneltecek kişiler vardır.

Ciddi adım atmazdan önce hukukçulara danışmak, yasalara uygun davranmak gerekir...

“Ben yaparım, kim ne derse desin”, “Ben yaparım bağıran bağırsın” mantığıyla olmaz bu işler…

Önce devlet yasalara uyacak ki vatandaşının da yasalara uymasını beklesin.

“Halkım için yaparım, yasayı da takmam, anayasayı da sallamam” derseniz, birisi de size yasayı da anayasayı da hatırlatır.  İşte gelinen nokta...

O kadar tepkileri, eylemleri, açıklamaları hiç dikkate almadan Girne Emirnamesi’ni geçirdiler.

Sonuçta ne odu?

Girne Emirnamesi ile ilgili Yüksek İdari Mahkemesi’ne üç dava açıldı ve ara emri alındı.

Yani emirnamenin yürütülmesi durdurulmuş oldu.

Hükümete bu konuda çeşitli kesimlerden, yapılanın yaratacağı sıkıntılar anlatılmış ama buna rağmen, geri adım atılmamıştır.  Şimdi daha iyi mi oldu?

Kanun hükmünde kararnamelerle “Muhaceret affı” ve “seyrüsefer affı” çıkarılamayacağı, bunun anayasaya aykırı olduğu defalarca söylendi ancak hükümet bunları da duymazdan geldi...

Bu yaptıklarının anayasaya aykırı olduğuna bakmadılar mı, hukukçuları onlara söylemedi mi, yoksa bildikleri halde “bırakın bağırsınlar?” mı denmiştir?

Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) için fon alınmasının da anayasaya aykırı olduğu defalarca söylendi.

Toplumun büyük bir kesiminden tepki geldi, batırılan kurumun halkın cebine el atılarak kurtarılmasının doğru olmadığı, haksızlık olduğu, yapılanın anayasaya aykırı olduğu defalarca anlatıldı ama nafile.

Hükümet bu konuda da ısrar etti ve fonu uygulamaya koydu..

TÜK için fon meselesi de Yüksek İdare Mahkemesi’nde, muhtemelen bu konuda da ara emri çıkacak, işlem durdurulacak.

Hükümetin Balanlar Kurulu kararıyla, ihalesiz olarak 2 milyon TL’ye satın aldığı makam araçları da çok eleştirildi.

Ülkede maddiyata bağlı birçok eksiklik, birçok sorun varken ihalesiz 17 adet araç alınması kabul görmedi toplumda.

Tabii makam araçları da mahkemelik oldu.

Makam araçları için YİM’de Toparlanıyoruz Hareketi’nin açtığı davanın duruşması dün yapıldı.

Ara emri duruşmasında dün şikayetçi taraf dinlendi, karşı tarafın dinlenmesi için de duruşma 13 Ekim’e ertelendi. Makam araçlarıyla ilgili de durdurma emri çıkması yüksek bir ihtimaldir.

Şimdi kanun hükmünde kararname çıkarılacağına meclisin açılmasını bekleseniz, orada tartışarak, tüm halkın gözü önünde, amacınızı da anlatarak bu işi yapsanız olmaz mıydı?

Bu işlerin mecliste halledilebileceğini, kanun hükmünde kararnamelerin hangi hallerde kullanılabileceğini bilmiyor musunuz?

Sonra makam araçları için, halk tarafından şu anda acil ihtiyaç olarak görülmese de, en azından ihaleye çıksanız, bu konu da mahkemeye taşınmayabilirdi.

Hükümet olmak size her şeyi yapabilme hakkı tanımıyor, hükümet olmak anayasayı ve yasaları pas geçme, dikkate almama serbestliği de vermiyor.

Hükümetin tüm icraatlarının mahkemeye taşınması, ara emirleri ile durdurulması, yarım kalması herhalde iyi olmadı? Hem zaman kaybı, hem bunları bekleyen kesimin hayal kırıklığı, hem de prestij kaybı.

Bu yasalar, özellikle de anayasa iş olsun diye konulmadı. Bu arada kararların mahkemelere toslaması, vatandaşlara her konuda haklarını aramaları gerektiğini, sığınacak ve yıkılmayan yegane kalenin yargı olduğunu hatırlatması açısından da oldukça önemliydi.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.