KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

17.07.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

İzmir, göç, dünyada göç ve Kuzey Kıbrıs’ta nüfus

Birkaç gün izin aldım, bu yıl ailecek İzmir’de tatil yaptık. İlk kez İzmir’e gittik… Tabii, en çok gittiğimiz kent olan İstanbul’la kıyas yaptık İzmir’i… Böyle bir kıyas yapmak gerekli mi ya da doğru mu bilmiyorum. Bana göre İstanbul daha güzel bir kent ama daha yorucu, daha tedirgin edici...

Hani insan bir yere gitmek için can atar, orada güzel şeyler de yaşar ama ayrıldığında da bir nevi rahatlar ya, işte İstanbul o duyguları yaşatıyor bana...  İzmir yorucu değil, rahat bir kent. “Dört gün kaldın bunu test edecek süre midir dört gün?” derseniz,  inanın dört gün bunu test etmeye yeterlidir. Turisttik sonuçta orada, oturup kalmadık durmaksızın dolaştık, insanların içine karıştık...  İzmir kenti de İzmirli de sanki konuk ettiği yabancılara daha samimi, daha kucaklayıcı, öyle geldi bize... İstanbul’un o tedirgin edici tarafı yok İzmir’de...

Ancak İzmir de süratle göç alıyormuş, yerli halk bundan şikayetçi...  Suriyeliler zaten fazlalık yaratmış, başka kentlerdeki kadar sorun yaratmıyormuş İzmir’deki Suriyeliler ama yine de halk söylenip duruyor, çok da memnun değiller. Kültür farklılığının en büyük sorun olduğunu, bu nedenle Suriyelilere alışmakta zorluk çektiklerini anlatıyor İzmirliler.

Tabii göç Suriyelilerle sınırlı değilmiş, Türkiye’nin başka yerlerinden ve kırsaldan kişiler de İzmir’i tercih ediyormuş. Terörist olayların çok fazla yaşanmaması, polisiye olaylar konusunda diğer büyük kentlere göre daha az sorun meydana gelmesi İzmir’i cazip kılıyor.

Gelişimi biraz daha ağır gidiyor, belediye hizmetleri kusursuz değil, hatta şikayet bile ediliyor büyük şehir belediyesinden ama o kendine özgü yapısı içinde İzmirliler mutlu görünüyor. Dediğim gibi kentin hızlı göç alışı İzmirlileri korkutuyor, insan dokusunun fazla bozulmamasını istiyorlar, göç edenlerin uyum sorununun herkesin huzurunu bozmasından korkuyorlar. Kontrolsüz nüfusun yaratacağı yoğunluğun, hizmetleri aksatacağından endişe ediyorlar. Şu sıralar 3 milyon civarındaki nüfusu bile fazla görüyor halk, yükselen apartmanların hep nüfusa karşılık vermek için olduğunu belirtiyorlar.

Göç, şu sıralar tüm dünyanın korkusu... Tüm dünyada en duyarlı, en hümanist insanlar bile bir iç çelişki yaşıyor.  Dünyanın her yerinde duyarlı insanlar bir taraftan göçün, göç etmek zorunda kalmanın ne kadar zor, ne kadar yaralayıcı olduğunun farkında ama diğer taraftan da kendilerine kaybettirecekleri konusunda endişeliler.

İnsanın köklerinden, yerinden yurdundan ayrılmasının ve başka ülkelerde gelecek aramasının özellikle günümüz şartlarında “imkansızı talep etmek gibi” bir şey olduğunu, bu konuya insani yaklaşmak gerektiğini söyleyen insanlarda bile, başta terörizmi getireceği kaygısı, ardından da gelenlerin uyumsuzluğu ile kendi ülkesindeki huzurun kaçması endişesi var.

Belki hümanist insanlarda yoktur ama genel olarak toplumlarda kendi ülkesinin nimetlerini yabancılarla paylaşmak istememe duygusu hakim... “Önce ben, sonra yabancılar” düşüncesi genel olarak göç alan ülkelerde ya da kentlerde halktaki hakim olan duygu ya da düşünce.

İzmir’de birçok kişinin aynı şeyleri söylemesi, ülkemizdeki göç olgusuna, nüfus artışına gösterilen tepkileri getirdi aklıma. Bakın işte, yüzölçümü, imkanları, insan kabul etme kapasitesi bizden yani Kuzey Kıbrıs’tan çok daha geniş, çok daha fazla olan Avrupa ülkeleri, ya da İzmir gibi kentler göç konusunda endişeli. Halklar, dünyanın her yerinde ülkelerine gelecek nüfus konusunda dikkatli davranılmasını istiyor, “gelsinler ama huzurumuzu bozmasınlar, imkanlarımızı zora sokmasınlar” diyorlar.

Peki bizim gibi küçücük bir ülkenin insanları, Türkiye’den ve üçüncü dünya ülkelerinden gelen nüfus konusunda dikkatli olunmasını, doğal çoğalma dengesini yani bir ülkedeki doğum- ölüm dengesini bozacak bir çoğalmaya fırsat verilmemesini istediği zaman neden suçlu olsun ki?

Dünyanın tüm ülkelerinde insanlar, kendi kültürünü, gelenek göreneklerini sürdürmek, köklerini devam ettirmek, izole olmamak isterken Kıbrıslı Türklerin bunu istemesi hakları değil midir? Bu ülkenin nimetlerini paylaşmak değil sorun olan, Kıbrıslı Türkler bunu sorun etmiyor, bu nimetlerin kimseye yetmeyecek duruma gelmesinden korkuyorlar.

Tüm dünyada farklı kültürlerin uyum sorunundan, yaratılacak sorunlardan, gelen nüfusun sorunlarını da getirmesinden korkuluyor. Bizim gibi küçücük ülkede gittikçe artan polisiye olayın failinin çoğunluğunun yabancılar olduğunu gören halk nasıl korkmasın? Oy uğruna, partizanlık yaparak süratle vatandaş yapılmasına tepki gösteren insanlar neden haksız olsun?

Kıbrıs Türk toplumunun büyük çoğunluğu göç etmiştir ve göçün zorluklarını bilmektedir ama kontrolsüz nüfus artışının başına neler getireceğini de biliyor, çünkü bunları yaşamaya başladı. Kıbrıslı Türklerin nüfus duyarlılığına saygı gösterilmelidir, Kuzey Kıbrıs sırf bir toprak parçası değildir, üzerinde bu ülkenin insanları vardır ve onların ne düşündüğü, kaygıları, gelecek korkuları önemlidir.

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.