Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

08.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

“Kadınlar Günü”nü sevmiyorum!

Evet, “Kadınlar Günü”nü hiç sevmiyorum...

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nü demedim dikkat ederseniz, çünkü çok az kesim bu isimle anıyor bu günü.

Kadınlara değer vermediğim için değil bu günü sevmeyişim...

Sevmeyişim, içi boşaltıldığı içindir…

Şu andaki birçok kutlama, 8 Mart’ın “kadınlarla anılmasını” sağlayan o ilk olayın ruhuna çok ters…

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, süslenip püslenip restoranlarda barlarda kutlanacak bir gün değildir.

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, müzik eşliğinde şakada şukkada oynanacak, göbek atılacak bir gün değildir.

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, sevgilinizi ya da eşinizi yemeğe çıkaracağınız gün değildir.

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, sevgilinize ya da eşinize en pahalı hediyeleri alma günü de değildir.

Yani, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, diğer birçok özel gün gibi tüketim çılgınlığına malzeme olacak gün hiç değildir.

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, bir kutlama değil, anma günüdür.

Hâlâ “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nün tarihçesini bilmeyen var mı bilmiyorum ama bu günü eğlence günü zannedenlere bir kez daha hatırlatmakta yarar vardır.

“8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polis işçilere saldırdı ve işçiler fabrikaya kilitlendi. Arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. Olay büyük tepki gördü ve işçilerin cenaze törenine binlerce kişi katıldı.

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde ‘2. Enternasyonal’e bağlı kadınlar

toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın ‘International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü’ olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.”

Yani “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, insan hakları temelinde anılması gereken bir gündür.

Kadınların “siyasi”, “sosyal”, “ekonomik”, “eşitlik” temelindeki özgürlüklerine odaklanılması gereken bir gündür.

Bizim gibi erkek egemen toplumlarda kadının bastırılmış rolünü terk etmesi adına bilinçlenme günüdür.

Kuzey Kıbrıs’ta “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”, (ki buna ülkemizde daha çok “Dünya Kadınlar Günü” ya da yalnızca “Kadınlar Günü” deniyor) anlamından çok şey kaybetti.

Gerçi başka birçok ülkede de bu gün “tüketim/ alışveriş/ eğlence” amaçlı kutlanır oldu ama biz yine de ülkemize bakalım.

Ülkemizde hele gün nedeniyle yapılan o uzun açıklamalar, onlara hiç dayanamıyorum.

Bilgisayarda kopyalanmış ve her yıl çıkarılıp tekrar tekrar servis edilen samimiyetten yoksun, göstermelik açıklamalardan hiç hoşlanmıyorum.

Özellikle bazı siyasilerin o basmakalıp açıklamaları, neye hizmet ediyor çok merak ediyorum.

Kadınlara önem verdiklerini söyleyen bazı kesimlerin, önemli noktalarda kadınları hiç düşünmemesi ikiyüzlülüğüne de katlanamıyorum.

Cinsiyet eşitliğine inanmayan, dalgasını geçenlerin, 8 Mart nedeniyle ciddi pozlara bürünmesi, büyük büyük lâflar etmesi ahlaki gelmiyor bana.

40 Dervişiz, bir birimizi bilmişiz, kimse kimseyi aldatmasın...

Beyefendilerin kadınlara karanfil ya da gül dağıtması, falan, offf ne göstermelik şeyler bunlar böyle…

“Dünya Emekçi Kadınlar Günü” nedeniyle birkaç gün önceden başlayan sayfa sayfa açıklamalar, yığınla fotoğraflar gazetelerde sayfa kirliliğine neden olmaktan öte anlam taşımıyor.

İnanın bana bir Allah’ın kulu da bunları okumuyor...

Herkes bunların çoğunun samimiyetten yoksun olduğunu çok iyi biliyor.

Bu özel günde bilinçlendirme etkinlikleri, konferanslar, seminerler düzenleyenleri, gerçekten adına yakışır şekilde ananları tabii ki ayırıyorum.

Yazının başlığı sizi yanıltmasın sakın, kadınları değil, içi boşaltılan “Kadınlar Günü”nü sevmiyorum.

Benimkini de yalakalık olarak kabul etmezseniz, tüm emekçi kadınlarımızı, özellikle de en kutsal mertebe olan “anneliğe” ulaşmış o özel insanları saygıyla anmak istiyorum.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.