HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

11.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kaygan bir zemindeymişiz hissine kapılırsak

Başta özel sektör çalışanları olmak üzere, sigortalılar endişeli...

Sosyal Sigortalar Dairesi’nin 7 bankaya olan borcunun, 10 bankadan 5’er milyon TL’lik yeni kredi alınmasıyla 142 milyon TL’ye ulaşması, binlerce sigortalıyı gelecek endişesine sevk etti.

Borçlanarak nereye kadar gidilebilir ki?

Üstelik toplam borç miktarının 313 milyon TL olduğu söyleniyor.

Aslında Sosyal Sigortalar Dairesi’nin alacağı da çok...

Yalnızca belediyelerin daireye 100 milyon TL borcu varmış…

Dairenin belediyeler dışında da piyasadan 100 milyonu aşkın alacağı bulunduğu belirtiliyor.

Sosyal Sigortalar Dairesi’ne ait bir de batak mülk var, hiç kimsenin talip olmadığı Sea Side Hotel...

Ortada böyle bir tablo varken insanlar nasıl endişe etmesin?

Yanlış kararlar, yanlış yönetilme, prim toplayamama, kazandığından çok vermek zorunda kalmak Sosyal Sigortalar’ı batma noktasına getirdi…

İnsanlar artık korkuyor, Kıbrıs Türk Hava Yolları (KTHY) gibi bir dev battıktan sonra, başkalarının da batabileceğini biliyor herkes.

Batma öyküleri bitmek bilmiyor…

Günlerdir Toprak Ürünleri Kurumu’nun (TÜK) batırılma hikayelerini dinleyip duruyoruz.

Sırf TÜK’ü kurtarmak için ithal ürünlere getirilen fon günlerdir tartışılıyor.

Cypfruvex’in de durumunun pek parlak olduğu söylenemez.

Ya belediyeler, belediyelerin çoğu batak durumda.

Yenierenköy Belediyesi, battığı çıkmaza girdiği için başkanı bile istifa etmek zorunda kaldı.

Devletin birçok kurumu bu durumda, ya battılar, ya da bazı eksikliklerini, yetersizliklerini tamamlayamadıkları için gerçek anlamda hizmet veremiyorlar.

“Nasıl olsa devlet güvencesi var” diye rahat olamıyor insanlar.

Devletlerin de sonsuz imkanları olmadığını, iyi yönetilmediğinde devletlerin de batacağını, dünyadaki örneklerinden biliyoruz.

Devlet birçok yükümlülüğünü yerine getiremiyor, nereye dönsek ödeme güçlüğü var…

Birçok alanda bütçe sıkıntısı yaşanıyor.

Bu ülkede hükümet edenlerin başı her sıkıştığında Türkiye’ye koşuyorlar.

Türkiye’den katkı alınmasa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin batması işten bile değil.

Alınan katkılara rağmen birçok alanda sıkıntı var.

Ayakları üzerinde duracak, kendine yetecek bir devlet olmak için çabamız yok.

Bir türlü tüketim toplumu zihniyetinden kurtulamaz olduk.

Yolları tamir etmek, ya da yol yapmak için gidip Türkiye’den para istediğimizde ve aldığımızda bunu müthiş bir icraat olarak lanse ediyoruz topluma.

Kuraklık paralarının yarısını ödemek için Türkiye’den para alınmasını “müjde” diye duyuruyoruz.

Hastane yapmak için para sözü aldığımızda da aynı sevinci yaşıyoruz…

Para koparmak için ikna gücünü kullanmak, “büyük bir devlet adamlığı” olarak satılıyor bize.

Bugüne kadar hep böyle oldu, hep maddi sıkıntı, hep para almak için Türkiye’ye şükran…

Bu yardımların bir sonu olmalı ama “Biz artık rüştümüzü ispat ettik, kendimize yetiyoruz” diyemiyoruz bir türlü.

Türkiye derin bağlarımız olan bir ülke bile olsa dilenir gibi sürekli para talep etmenin yüzümüzü kızartması lazım ama olmuyor.

Aldığımız katkıların çoğu yıllarca hovardaca ve partizanca harcandı, halen birçok konuda çok savurgan davranıyoruz.

Ülkenin her yanı batak, akıllanmıyoruz, tasarruf yapamıyoruz, ayağımızı yorganımıza göre uzatamıyoruz, imtiyazlarımızdan vazgeçemiyoruz, üretime gereken önemi vermiyoruz...

Tek bildiğimiz şey, Türkiye’den para istemek...

Para isteyince de bazı yaptırımlar, bazı dayatmalar önümüze çıkıyor, bunlar da moralimizi bozuyor ama sürekli avucunuz açık beklerseniz, onlar da sizlerden bir şeyler ister.

Ülke yönetmek sürekli para dilenmek değil, projeler yaparak, vizyon ortaya koyarak ayakları üzerinde duracak sistemi yaratmaktır.

Yoksa yaptığınız “devlet yönetmek” değil “devletçilik oyunu” olur.

Her şey “kaygan bir zemindeymişiz” gibi bir his veriyorsa bize ve bu ortamda “batma öyküleri” dinliyorsak, “bataklara” tanık oluyorsak korkarız tabii ki.

Sanki bir an gelecek her şey elimizden kayıp gidecekmiş gibi eğreti duruyor...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.