KTV
  • 09 Temmuz 2017, Pazar 11:36
AliBATURAY

Ali BATURAY

Kazandığını sanırken, aslında kaybeden olmak...

Kaybetme duygusunu hiç yaşadınız mı?

Yani “kaybetme” derken, girdiğiniz bir sınavdan başarısızlıkla çıkmak gibi.

Oynadığınız bir takımın şampiyonluğu kaybetmesi gibi.

Desteklediğiniz bir siyasi partinin seçimde hezimete uğraması gibi...

Terfi beklerken, bunun bir başkasına verilmesi gibi...

Başkaları yapsa bile sorumluluğunuzda olduğu için işinizi kaybederek bedelini ödemeniz gibi...

Sevdiğiniz kızın en iyi arkadaşınızı tercih edip, “sen arkadaşımsın” demesi gibi…

Ya da 2004 Annan Planı referandumunda, Kıbrıs’ta çözüme yaklaşıp da avuçlarınızın arasından uçup gitmesi gibi... Örnekleri artırabilirim.

Ölümle kaybettiklerinizi hiç saymıyorum bile, o bambaşka bir kayıptır.

İnsan yaşamı hep başarılarla dolu değildir, her insanın tökezlediği dönemler de olur.

Hep kazanan insan var mıdır, sanmıyorum...

Hep kazanan olmaz bence ama “hep kazandığını sananlar” vardır.

Çok parası olanlar, kaybettiğini parayla kapatacağını sanır.

Mutluluğu veya başarıyı parayla satın aldığını sanan çok insan vardır ama onlar ancak kendilerini kandırırlar.

Emek harcamadan elde edilen başarılar aslında başarı değildir.

Emek harcamadan elde edilen başarılar insanı mutlu edemez, çünkü insanlar bakışlarıyla bile orayı hak etmediğini o kişiye ima eder ve aslında bu da insanı içten içe kemirir.

“Herkeste olmaz bu” diyebilirsiniz...

Olur, onlar bunu bir şekilde belli etmeyenler ya da belli etmediğini sananlardır.

Başarı ne parayla ne de torpille elde edilebilir.

“Sen öyle de, adamın bir ömrü böyle geçer, bize hikaye anlatma” diyebilirsiniz.

Hak etmeden ya da basamakları tek tek çıkmadan elde edilen makamlar, o makamdaki kişiler çoğunlukla başarısızlıkla karşılaşır, başarısızlık yakalarını bırakmaz.

Başta kamu olmak üzere, ender makamlarda bu sıkıntı yaşanmaz, aslında yaşanır da başkaları, alttakiler o açığı kapatır. Bir ömrü bir makamda geçirmek de ancak orasının maaşını çekmekle eşdeğerdir, onun başarılı olduğunu göstermez.

Diyeceğim o ki; hep başarılarla geçen bir hayat, aslında hayatı anlamanızı, kaybedenlerin duygularını hissetmenizi engeller. Kaybetmek insanı hayatta dinç tutar, kaybetmek ya da zaman zaman gelen başarısızlıklar aslında birer hayat tecrübesidir.

Kaybetmeyen birisi kazanmanın anlamını bilemez, neyi elde ettiğinin, neler kazandığının ayırdına varamaz. Tecrübe bir nevi hatalar ve kayıplar bütünüdür, tabii aynı hataları tekrarlamamak kaydıyla... Yani ders çıkarmazsanız, sürekli kaybeden olmak da iyi bir şey değildir. Kaybetmeye alışmak, duygularını yitirmek gibi bir şeydir.

Bir arkadaşım, Crans- Montana’daki başarısızlığın ardından beni aradı ve kahkahalarla “Yine kaybettiniz, kaybetmekten bıkmadınız mı?” dedi.  Kaybetmek... Evet Kıbrıs müzakerelerinde başarısızlık önemli bir kayıptır.

Doğduğum yıl olan 1968’de başlayan müzakereler benimle aynı yaşta. 49 yıldır Kıbrıs sorunu müzakere ediliyor. Müzakerelerin başarısızlığı bir kayıpsa demek ki ben doğduğumdan beridir kaybediyorum.

Peki beni arayıp da dalga geçen, “çözüm istemeyen” arkadaşım, kazanıyor mu? Müzakereler çöktü diye bayram eden, çözüm isteyenlerle dalgasını geçen, onları küçümseyen, hatta küfreden efendiler, kendileri kazanan tarafta mı?

Çözüm isteyenler mi kaybediyor yalnızca? İşte en büyük yanılgı buradadır, aslında kendilerinin de kaybettiğinin fakında değildir bu insanlar.

Evet çözüm isteyenler için müzakerelerin başarısızlığı, yani kaybetmenin verdiği acı büyüktür, hayal kırıklığı sarsıcıdır ama bugün o acıyı, o hüznü hissetmeyenler zannetmesinler ki kendileri kazanandır.

Müzakerelerdeki kayıp, tüm toplumun kaybıdır. Bazen kaybettiğinizi sandığınız anlarda, oradan çıkaracağınız derslerle aslında kazanansınız ama bazen kazandığınızı sandığınızda da aslında kaybınız büyüktür.

Kıbrıs müzakerelerinin başarısızlığını, kazançları olduğunu sananlar da aslında çok yanıldıklarını bir gün anlayacaklardır. Umarım o gün çok geç kalmış olduklarını anlamazlar. Umarım onların yanlışlarını anlayacağı kadar da uzun sürmez bir çözüme varmak. Onlar yanlışlarını anlasın diye uzun yıllar geçmesini istemem çünkü zararını yine toplum olarak hepimiz göreceğiz...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup