Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

29.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kolejler meselesinde samimi olabilmek

Bazı sorunlar vardır, günü geldiğinde herkes onu konuşur, herkesin söyleyecek bir sözü vardır ama çözüm üreten yoktur. Ya da bu sorunun çözülmesi için baskı unsuru olan da yoktur.

‘Kolejlere Giriş Sınavları’ (KGS) bir sorun mudur? Genel kanı, bir sorun olduğu yönündedir.

‘Kolejlere Giriş Sınavları’, bir süreci içeriyor…

Bu süreci bazı aileler iki yıl önceden, bazı aileler bir yıl önceden, bazı aileler ise o yıl içinde ya da yalnızca sınav zamanları şeklinde tercih ediyor.

Açmam gerekirse yani; “İlkokul üçten sınava hazırlananlar, ilkokul dörtten sınava hazırlananlar, ilkokul beşten sınava hazırlananlar ve yalnızca sınavlara girenler” olarak anlatabiliriz.

Doğal olarak çocuk için bu süreç dershanelerde veya özel derslerde geçiyor.

Bu dersleri verenler dahi süreçlerin zorluğuna, bilinçsiz kişilerden kaynaklanacak tehlikelere dikkat çekiyor.

Bu süreçlerin çocuklar için çok yıpratıcı olduğu, özellikle ailelerin ve bazı öğretmenlerin yanlış tutumundan dolayı psikolojik olarak izler bırakabileceği, oyun zamanlarından çaldığı, çocukluğunu yaşamasına fırsat vermediği gibi sakıncalarından söz ediliyor.

Genelleme yapmayalım, bilimsel olarak yaklaşan, çocukları elden geldiğince sıkmadan, bunaltmadan eğitmeye çalışan merkezler, çocuklarına fazla yüklenmeyen aileler de vardır...

Ancak işin içinde yarışma ve başarı beklentisi olunca, istemeseniz de sorunlar yaşanıyor.

Üniversite sınavlarına giren gençlerin bile yarıştırılmasının yakıcılığından söz edilirken, küçücük çocukların bu sıkıntıya sokulması elbette dikkate değer bir sorundur.

Yarıştırmanın tabii ki en büyük sakıncası, iyi not alanlarla, geride kalanların kıyaslanması meselesidir...

Kıyas, karşılaştırma çok yaralayıcı bir davranıştır...

Aynı yaşta, aynı sıralarda oturan çocukların arkadaşları ile mukayese edilmesi ve “Falanın oğlu kadar olamadın”, “Senin neyin eksik ki ondan, onların ailesi bizim kadar bile ilgilenmiyor, neden başarılı olamıyorsun?”, “Her şeyi alıyoruz sana; cep telefonu, play station, tablet, bu mu sonucu? Sen de sınavı geçmeliydin” gibi sözler sarf edilmesi çocuklarda çok derin yaralar bırakır…

Peki bunları herkes biliyor da ne yapılıyor? Gerçekten bu sınavları istemiyor muyuz?

Bence birçok kişi bu konuda samimi değil.

Hatta size daha dehşet bir şey söyleyeyim; birçok aile kendisi için yarıştırıyor çocuğunu, sırf kendisi bir şey kazanacakmış gibi. Övünmek, “Bak oğlum/kızım bu başarıyı elde etti” demek için çıldıran, kendinden geçen aileler var. Koleji seçenlerin çeşitli gerekçeleri olduğunu söyleyebiliriz.

Kolejlerdeki eğitimi özel okullardaki eğitime yakın görüp, özele daha fazla para vermek istemeyenler, ya da maddi gücü yetmeyenler var…

Devlet okulları içinde kolejlerde bir nebze olsun daha iyi eğitim verildiğini düşünüp burayı tercih edenler var.

Devlet okulları içinde yalnızca kolejlerde İngilizce öğrenmenin bir nebze daha iyi olduğunu düşünenler var.

Geleneksel olarak çocuğunun kolejde okumasını isteyenler var.

Yarıştırma ve bununla övünme görgüsüzlüğü içinde olmayanların bu tercihlerine saygı duyuyoruz tabii ki.

Kolejler geçmişte sınavsız da yapılmaya çalışıldı, iyi niyetli bir girişim olsa da tutmadı.

Belki ısrar edilse, daha ciddi ve çağdaş normlar örnek alınsa devam edebilirdi.

Her ne kadar gelen bir siyasi partinin, seçimi kaybeden başka bir partinin icraatını yok etme pahasına kolej sınavları geri geldiyse de öncesinde yapılmak istenin başarılamaması nedeniyle “sınavsız kolej” fazla taraftar bulmadı. Tam tersine “sınavlı koleje” dört elle sarıldı yine herkes.

Birçok görüş var kolej sınavlarıyla ilgili, elbette değerlendirilebilir, değerlendirilmelidir de...

Ben de bir çocuğu Türk Maarif Koleji’nde okuyan, ikinci çocuğunu da sokmak için çalışan, dünkü o telaşlı kalabalık içinde olan bir kişiydim...

Dün sınavının kötü gittiğini düşünerek ağlayan çocuklar gördüm, kendini kaybedip çocuğuna bağıran anne- babalara tanık oldum, tüm çocuklar gergindi, yüzlerinde bir çocuğa yakışmayacak korku dolu ifadeler vardı, kaldırabileceklerinden çok daha ağır bir yükle karşı karşıyaydılar. Her birininki başka bir dramdı...

Kulak misafiri olduğum bazı aileler sanki çocukları üniversite sınavına giriyormuş gibi kendinden geçmişti.

Tam bir cinnet hali, çocuklardan önce ailelerin rehabilitasyon ihtiyacı var...

Biz aile olarak çocuklarımızın da görüşünü alıp, kötünün iyisi olan devlet kolejini tercih ettik.

Üzülerek “kötünün iyisi” diyorum kolejlere, onlar da “geçmişini aratıyor” ama yine de orada bir standart var.

Kolejler dışındaki devlet okulları çok çeşitli nedenlerden dolayı istenen seviyede değil.

Aslında bizde de kabahat var, oraları terk ettiğimiz için... Ah bir samimi ya da gerçekçi olabilsek...

Devlet okullarının daha iyi olması için ne yönetenlerde ne de halkta bir çaba var.

İçinde yer aldığımız bu sisteme çok kızmaya hakkımız yok aslında. Daha iyisini elde etmek için baskı unsuru olamıyoruz. Birçok gereksinimimizden kesip çocuğumuzu özel okullara gönderiyoruz, sonra da özelden bir çıkış kapısı olarak kolejleri görüyoruz. Gerçek bu; sistemin içinde yer alıp da sistemi eleştirmek bizi komik yapıyor.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.