Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

30.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kötüyü örnek gösterip, “haline şükret” demeyin

Mevcut kötü duruma tepkiyi düşürmek için daima daha kötü örnekler vermek çok eski bir taktiktir.

Sürekli kötü örnekleri öne sürerek, “halimize şükredelim” denir.

“Halimize şükredelim” dendi mi beklentilerini yükseltmemen gerektiğini anlayacaksın.

Şükretmen isteniyorsa; hedef belirlememen, vizyon sahibi olmaman, büyük hayaller kurmaman gerekir.

Şükretmen isteniyorsa, “mevcut düzene razı ol, sesini çıkarma” demektir.

Neden halimize şükredip de daha iyisini istemeyelim?

Neden daha güzele, en güzele, iyiye, daha iyiye ulaşmayalım?

Niye bize biçilen düzene razı olalım?

Ülkede bir şeyden şikayet ettiğiniz zaman size getirirler dünyadaki en kötü örnekleri gözünüze sokarlar.

Filistin halkının, Suriye halkının yaşadıklarını örnek gösterip, “Şükür biz bu durumda değiliz” deyiverirler.

Ya da nerede bir felaket, nerede bir sefalet ortamı varsa onu gösteriyorlar.

Biz iyi bir ülke olmak istiyorsak, kötüleri değil iyileri örnek almalıyız.

Dünyanın en düzgün, en refah, insan haklarına en çok önem veren ülkeleri gibi olmak olmalı hedefimiz.

İlla ki örnek göstereceksek en iyiyi örnek göstermeliyiz.

Bir arkadaşım, “Biz yine iyiyiz, iyi ki Kuzey Kore lideri Kim Jong- Un gibi bir yöneticimiz yok” dedi geçen gün.

“E yok artık bir de onun gibi yöneticimiz mi olsun? Bir o mu eksiğimiz?” diye cevap verdim.

Gazetelerde okumuşsunuzdur, Kuzey Kore’nin bu çılgın lideri, ülkesinde yeni yılın kutlanmasını yasaklamış ve halktan İsa’ya değil babaannesine tapınmasını istemiş...

Nasıl ama lider?

Ne yani şimdi böyle bir ülke yöneticisine sahip değiliz diye sevinecek miyiz?

Böyle şeylerle mi teselli olacağız?

Bugün ülkede Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını istemeyenler de durumumuza şükredip susmamızı, yerimize oturup kalmamızı istiyor.

Daha iyiye ulaşacağımız bir çözümü neden istemeyelim ki?

Neden bizim de dünya tarafından tanınan bir ülkemiz olmasın?

Niye ömrümüz ambargolar altında geçsin?

Neden uluslararası hukukun geçerli olduğu bir ülkede yaşamayalım?

Neden dünyalı olmayalım?

Legal olmak kötü bir şey midir?

Ekonomide; ithalatta, ihracatta, pazar bulmada, yatırımda neden rahatlamayalım?

Şu andaki Türkiye’ye bağımlı yapı neden sürsün?

Neden kendi ayaklarımızın üzerinde durmayalım?

Neden daha onurlu bir yaşamımız olmasın?

Neden tüketim değil de üretim toplumu olmak için adım atmayalım?

Neden kültürel ve sportif faaliyetlerde hep önümüze engeller çıksın, neden bu engellerin olmadığı bir dünyamız olmasın?

Müzakerelerde mutlaka en iyi ve yaşayabilecek bir çözüm bulmak için çalışılmaktadır, buna şüphem yoktur.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve ekibi en iyi çözümü bulmak için çaba sarf etmektedir.

Başkalarının duyduğu endişeleri Akıncı ve ekibi de duymaktadır, başkalarının gördüğü tehlikeyi onlar da görmektedir, omuzlarında çok büyük bir yük olduğunun farkındadırlar.

En iyiyi bulmaya çalışmamız gerekirken korkutma politikası yine hortladı.

Sürekli olarak olumsuz tablolar, olumsuz senaryolar vizyona sürülüyor, Rum basınındaki olumsuz haberler referans kabul ediliyor, Rum yetkililerin aşırı istekleri öne sürülüyor ve “olmaz bu iş” deniyor.

Zaman pazarlık zamanı, tabii ki talepler aşırı olacak, aşırıdan normale doğru gelecekler, mutlaka orta yolu bulacaklar.

Henüz ortada anlaşma yokken, bir plan ortaya çıkmamışken, her şey bitmiş gibi ortalığı velveleye vermenin ne anlamı var ki?

Ben ki canı gönülden çözüm istiyorum, baktım ki iyi bir plan ortaya çıkmamış, beğenmediğim bir anlaşma var, yürümeyeceğine inanırsam ben de “hayır” derim.

Ancak daha hiçbir şey görmemişken karalar bağlamanın, “satıldık, sattılar bizi, gittik, bittik” demenin, “felakete sürükleniyoruz” yaygarası çıkarmanın anlamı nedir?

Bir de dediğim gibi dünyadaki kötü örnekleri göstererek, “Şükret haline” demeyin, hiç kabul edemem.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.