Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

18.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kurumlar neden didişme yerine dönüyor?

Yükseköğretim Denetleme ve Akreditasyon Kurulu (YÖDAK), uzun süre kamuoyunun gündeminde kaldı.

Cumhurbaşkanlığına bağlı bu kurumun başkanı, kimisine göre görevden alınmalıydı, kimisine göre alınmamalıydı...

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geçtiğimiz hafta içinde YÖDAK Başkanı’nı görevden aldı ve yerine başkasını atadı.

Tartışma sürüyor ama birkaç yönden bakmalıyız bu olaya.

Önce şöyle soralım; bir kere bir devlet kurumu bu kadar tartışılır mı kamuoyunda?

Belki de yanlış bir soru sorduk.

Şöyle soralım; kurum içindeki insanlar niye tartışıp durur, niye didişir?

Niye herkes işini yapmaz, niye bir toplantı yapacak kadar birbirlerine katlanamazlar?

Çalışmak yerine, enerjilerini neden birbirleriyle kavgaya harcarlar?

YÖDAK ne ilktir ne de son aslında…

Birçok devlet kurumunda benzer şeyler yaşanıyor...

Hafızanızı bir yoklayın, geriye doğru bir düşünün; ansızın bakıyoruz Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda (BRTK) tartışmalar, kavgalar... Bir bakıyoruz Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ), bir bakıyoruz Türk Ajansı Kıbrıs’ta (TAK), bir bakıyoruz Kooperatif Merkez Bankası’nda (KOOP) ve daha birçok devlet kurumunda, devlet dairesinde benzeri tartışmalar, kavgalar…

İnsanlar neden işini yapmaz da didişip durur?

Nedir paylaşamadıkları?

Bir devlet kurumunu arenaya çevirmeye kimin hakkı var ki?

Mesela BRT’de ve DAÜ’de zaman zaman tanık olduğumuz şey; bir parti iktidara gelir, bir grubun dönemi başlar, diğerleri boşa çıkar, diğer parti iktidara gelir başka bir grubun dönemi olur, diğerleri boşa çıkar…

Bu ne bolluk böyle?

Ne demek bir grup boşa çıkacak, hiç görev almayacak, açığa alınmış gibi ama tıkır tıkır maaşını alacak?

Açığa alınmış gibi olan kişiler gidecek başka yerde çalışacak.

Bu kişiler bana kızmasın, gücenmesin ama bu adalet midir, hangi ülkede olur böyle bir şey?

Hangi işveren, iş yapmayan birisine para öder?

Devlet kurumları arpalık mıdır, kavga yeri midir, paylaşım yeri midir?

Evet öyledir, siyasilerin at koşturduğu yerlerdir, verimsizdir…

Bir özel şirkette bir patron böyle bir şeye izin verir mi?

Çalışanlarının kavgaya tutuşup, şirketi batırmasına fırsat tanır mı?

O nedenle Cumhurbaşkanı Akıncı’ya YÖDAK’la ilgili “erken karar alın” diye çağrı yaptık...

Ya “Mevcut YÖDAK Başkanı’yla devam edeceğim” deyin ya da “Görevden alın” dedik.

Kurumlardan sorumlu bakanlar, oralarda didişmeye, kavgaya, tatsızlığa izin vermemelidir.

Mesela YÖDAK Başkanı’nın ne isterse olsun, ne yaşarsa yaşasın, “Üyelerin yüzünü görmeye tahammülüm yok” deyip toplantı yapmamaya hakkı yoktur, böyle bir lükse sahip değildir.

Kurumlarda böyle olaylar olduğunda, onu atayan makam, buna izin vermemeli, uzatmamalı bu işi…

Başka bir kurumda, örneğin BRT’de bir yöneticinin, “Ben göreve geldim, şu kişiyle, bu kişiyle çalışmam, onlar şurada boşta otursun, buraya gelmesin” deme lüksü olmamalı.

Karar alma, karar verme süresi uzayınca da işler çığırından çıkıyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın geç karar vermesini titizliğine bağladım, seçeceği kişiyi bulma ve ikna etme sürecine yordum ama bundan sonra oralarda olup bitene daha erken el atmalı.

Yalnızca Cumhurbaşkanı değil, tüm yetkili makamlar aynı şeyi yapmalı.

Cumhurbaşkanı’nın Ombudsman’a yaptığı atama takdir topladı, Ombudsman kısa sürede halka moral verdi.

YÖDAK’ta da aynı titizliği gösterdiğine inanıyor ve seçtiği kişinin başarılı olmasını temenni ediyorum.

Ancak olaya bir başka yönden bakmak gerekirse, son zamanlarda yetkililerin tartışmalı kurumlara ülke dışında yaşayan Kıbrıslı Türk bulma arayışları var.

Son dönemlerde hep böyle oluyor, BRT’nin başına da yurt dışında yaşayan bir Kıbrıslı Türk getirildi, YÖDAK’ın da…

Hatta TAK’a da yurt dışından bazı isimler aranmış, kişiler tespit edilmiş ama ikna edilememişti.

Yönetenleri yurt dışından eleman aramaya iten şeyi iyi tahlil etmek lazım.

Ülkedekiler bir biriyle didişip durduğu için ya da YÖDAK’ta olduğu gibi “o şunun adamı, bu diğerinin adamı” yakıştırması ayyuka çıktığında yurt dışından arayışlar başlıyor.

Olsun tabii ki, yurt dışındaki değerlerimiz gelsin ama ülkedeki kişileri düşünemez hale gelmek, ya da bazılarının buralardaki görevi “yıpranırım” korkusuyla kabul etmemesi de önemli bir sorun...

Tabii bir de yurt dışından gelenleri canından bezdiriyor, pişman ediyoruz, umarım yine böyle olmaz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.