HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

15.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Kutlu olsun da...

Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü…

Devletlerin kuruluş yıldönümleri, çok özel günlerdir. İnsanlar böyle günlerde duygulanır.

Peki neden sevinemiyorum bugün ben? Neden duygulanamıyorum?

Neden çok sıradan bir gün gibi geliyor bana bugün?

Bugün neden bayrakları kapıp da tören meydanına koşamıyorum?

Beni tutan nedir?

Coşmamı engelleyen nedir?

Bu işte bir terslik var galiba…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulduğu günden beridir, insanımıza dertten başka bir şey getirmemiştir ki?

Cumhuriyet kurduk, ambargolarla tanıştık.

Ticaretten spora, her alanda dünyanın kapıları yüzümüze kapandı.

Cumhuriyet kurduk, içimize kapandık.

Lokal bir devlet olduk çıktık.

Dünyaya kapılarımızın kapanması yetmezmiş gibi üretimden de koptuk.

Üretimden kopan insanları devlet çalışanı yaptık, kamuyu insanla doldurduk.

Tüketim toplumu cumhuriyetine dönüştük.

Uluslararası hukuk buralara giremiyor diye, buralarda neler oldu neler…

İstihdamdan “T” iznine kadar, aklınıza ne gelirse torpille.

O müthiş devlette, “Benden olmayana yaşam yok” anlayışı yıllarca çok canlar yaktı.

Olmaması gereken ne varsa bu ülkede yer buldu.

Hep aksaklık, hep eksiklik, hep gayrı yasallık...

Her yanımız olumsuzluk, çok az şeye sevinebiliyoruz.

Dünya bizi yok sayıyor, dünyanın gözünde yok hükmündeyiz ama biz bu hiçliğin üzerine bina kurmaya çalışıyoruz.

Kendimize göre bir peri masalı kurduk, bu masalın gerçek olduğuna kendimizi inandırdık.

33 yıldır masalın gerçeğe dönüşmesini bekliyoruz.

Dünya durdukça gerçek olmayacak bir duaya amin demeye devam ediyoruz.

Bir adamın cumhurbaşkanlığı devam etsin, şanı yürüsün diye bir toplum uçuruma yuvarlandı.

Devlet kurduk da ne oldu?

Başımız göğe mi erdi?

Ne yararını gördük ki, övünme vesilesi elde etmek dışında?

Övünüyoruz, gururlanıyoruz, bayraklara sarılıp sokaklara koşuyoruz.

Peki 33 yıldır yan yana sıraladığımız o övgü dolu sözler, ne kazandırdı bize?

Beceriksizlikler, peşkeşler, torpiller, rüşvetler, imtiyazlar, yolsuzluklar son buldu mu?

Hangi sektör sorunsuz, kim hayatından memnun?

En büyük gururumuz kumar sektörü, yoksa fuhuş sektörü mü parlak?

Memurunu dahi Türkiye’den katkı almadan ödeyemeyen bir devlet olur mu?

Yolunu, köprüsünü, deresini, barajını yapamayan, bunları Türkiye’den bekleyen bir toprak parçasına dünyadan bakan bir “devlet” değil, ancak bir “alt yönetim” görür, öyle de görüyor zaten.

Türkiye’ye sürekli avuç açan ve oradan biçilen gömlekleri halkına giydirmeye çalışan bir devletin yöneticileri, devletleriyle övünüyor.

Bize biçilen ama kimisi çok dar, kimisi çok bol gelen bu gömleklerle canı çıkacak gibi olan bir toplumuz.

Öyle bir devlet ki birçok stratejik kurumunun başına Kıbrıslı Türk bile koyamayan, iradesini Türkiye’ye teslim eden bir devlet.

Öyle bir devlet ki zaten buraları yönetemeyecekmiş gibi duran, özgüvenini kaybetmiş insanlar topluluğuna dönüşmüş.

“Özgürüz” diyorlar…

Özgürlükle insanların uçağa binip göç etmesini mi kastediyorsunuz?

Özgürlük gençlerin gelecek görmediği “devlete” dönmeyi düşünmemesi midir?

Biliyor musunuz, bu yazı çok ruhsuz oldu, çünkü devletin kuruluş yıldönümünde elimden geldiğince yumuşak yazmaya çalıştım, kendimi kastım.

Gerçekler bunlar... Daha az bile yazdım, biliyorum gerçekleri duymak bazılarının hoşuna gitmez ama gerçeklerle yüzleşmedikçe ve kabul etmedikçe güzel günlere kavuşamayız.

“Çözüm olmasın, bu düzen devam etsin” mi diyorsunuz? Nereye kadar? Buralarda tek Kıbrıslı Türk kalmayana kadar mı?

O zaman da ne önemi var ki devletin? Hade devletin kuruluş yıldönümü kutlu olsun…

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.