Cyprus Today sol
  • 30 Mayıs 2018, Çarşamba 8:52
AliBATURAY

Ali BATURAY

Linç en kolayı

Sosyal medya dün bakılmaz haldeydi… 7 yaşındaki oğlunu bıçaklayarak öldüren anneye öfke kusuyordu çok sayıda insan… Kimisi inanılmaz duygusal ifadeler kullanıyor, kimisi öfkesini ortaya koyuyor, kimisi küfrediyordu… Herkes uzman, herkes psikolog, herkes sosyolog kesilmiş durumda. Kendini yargıç yerine koyanlar da vardı…

Böyle durumlarda sosyal medyaya bakmamayı tercih ederim, çünkü çok kontrolsüz, çok abuk sabuk, çok sinir bozucu mesajlar, ifadeler var oralarda… Çocuğunu öldüren anneye öfkeyi anlayabiliyorum aslında… “Anne” toplumumuzda çok önemlidir, kutsal bir varlıktır… Herkesin sevgisinden şüphelenebilirsiniz ama annenizinkinden asla… Kadınlar anne olduktan sonra “hayatlarını anlamlandıran tek şey çocuğu ya da çocuklarıdır” diye düşünülür.

İnanç odur ki; bir anne öncelikle çocukları için vardır, çocukları için yaşıyordur. Öyle kabul edilir ki; bir anne gerekirse çocuğu ya da çocukları için gözünü kırpmadan canını bile verebilir… Öyle olması beklenir… Bir annenin, 9 ay karnında beslediği, daha doğmadan bile onunla çok farklı bir bağ kurduğu çocuğu ile yakınlığı başka kimseyle bu kadar derin olamaz.

İstisnalar kaideyi bozmaz, biz genel için konuşuyoruz, babalar ne kadar çabalarsa çabalasın, annenin çocukla kurduğu bağı kurması mümkün değildir. Anne, çocuğu dünyaya getirmek ve büyütmek için inanılmaz fedakarlıklara katlanır, bu fedakarlığı ödeyecek bir meblağ, bir bedel yoktur dünya yüzünde.

Yurt dışında katıldığım bir konferansta iyi bir gazetecinin şüpheci olması gerektiğini anlatmak için Amerikalı bir gazeteci, “Gazeteci, annesinin sevgisinden bile şüphe eden kişidir” dediğinde buna karşı çıkanlar olmuştu. Hiçbir insan annesinin sevgisinden şüphe etmez çünkü… Mesleğin bir özelliğine vurgu yapmak istese de aslında gazetecinin söylediğini tersten okuduğunuzda da bu anlam çıkıyor, “annenin çocuğuna sevgisi” hilesizdir, saftır, tamdır, derindir… İnsanı herkes yarı yolda bırakır ama annesi asla… Bu anlattıklarım insanlara özgü bir şey de değildir, birçok hayvan türünde de annenin sevgisi ve korumacılığını gözlemlemek mümkündür.

İşte hal böyle olunca, bir annenin çocuğunu öldürmesi kabul edilemez. Yani herhangi birisinin başka birisini öldürmesi de kabul edilemez ama annenin çocuğunu öldürmesi hiç ama hiç kabul edilemez. Tüm bu anlatılanlarda gerçeklik payı varsa da sonuçta “annelerin” de insan olduğu unutulmamalıdır.

Aslında bir annenin çocuğunu öldürmesi dünyada ilk değildir. Dünyanın başka ülkelerinde bu tip olaylar yaşanmıştır, bunların haberlerini okuduk. O ülkelerde de hoş karşılanmadı bu cinayetler, o ülkelerde de annelere yakıştırılamadı. Annenin çocuğunu öldürmesi, en son akla gelebilecek, hatta akla dahi gelmeyecek bir şey… Çocuğu için canını verebilecek bir anne, çocuğunun canını nasıl alır? Aklın alabileceği bir şey değildir.

Toplumun kabullenemediği budur ama olay ne kadar korkunç olursa olsun, bu kadını bu noktaya getiren şartlara da bakabilmek, bu şartları da bilmek ya da görebilmek gerekir. Bazen yaşadığı sarsıcı olaylar, derin acılar, hayal kırıklıkları, kişiyi tanınmaz hale sokar, bambaşka bir kişi haline getirir. Bazı kişiler bazı olaylar karşısında daha dirayetlidir, bazıları tez çözülür, psikolojisi erken bozulur, kolay kolay da düzelmez. Bazı kişiler gerçekten büyük sorun yaşamasa da kendisi meseleleri büyütür, kendi kafasında dev bir sıkıntıya dönüştürür ve kendi kendisini geri dönülmez bir girdaba sokar. İşte bu tedavi gerektiren bir durumdur, birçok insan bu ruhsal sağlık sorunuyla mücadele etmeye çalışıyor.

Mesela bu kadın, nasıl oldu da çocuğunu öldürecek noktaya geldi ya da psikolojiye büründü? Kimse bu kadının bu halinden şüphelenmedi mi, anlamadı mı? Suçlamak kolaydır, bazı nitelendirmelerde bulunmak da…

Olayı sıradan bir aile dramı ya da “psikolojisi bozuk bir kadın” hikayesi olarak basite indirgemek de hatadır, canavar bir kadının işlediği cinayet diyerek linçe kalkışmak da… Linç en kolaydır, biz kolayı seçmemeliyiz. Eğer fotoğrafın geneline bakmaz, geniş düşünmezsek yanılgıya düşeriz. “Ne oldu bize?” diyerek hayıflanarak ve toplumdaki değişimin nedenine bakmazsak da büyük hata yaparız… Bu işleri sosyal medyadaki sövgü edebiyatıyla da çözemeyiz…

Toplumları ya da kişileri hangi travmalar değiştirir, hangi gelişmeler kendisi olmaktan çıkarır? İnsanlar hangi olayların etkisi altında kalırlar? Devletler kişileri bu travmalardan nasıl korur, hep bunları tartışmamız ve bunlara çare bulmamız gerekiyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


adim ileri adim ileri 30.05.2018 13:06

aile icinde siddet oldu mu?Kadin kocasi tarafindan devamli dovuluyormu?Yoksa kadina yapilan siddet serbest mi? Anne sucludur veya degildir. Anne tedaviye ihtiyaci vardir.Poliste tutulacagina bir tedavi merkezinde tedavi edilmelidir.Ya kocasini kim koruyor?

YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık