Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

03.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Lükse düşkün sadece bakanlar mı?

Herkes bu günlerde bakanların lüks makam araçlarını konuşuyor...

Şiddetli bir şekilde lüks makam araçlarını eleştiren bir kişinin aracının da lüks olduğu dikkatimi çekti ve aklıma bir şey geldi.

Aklıma takılan aracının lüks olması değil, eleştiren kişinin, o lüks aracı ödemek için çektiği sıkıntıydı.

Hatta bir arızasında parçasını alamayacak kadar zorlandığını, parayı denkleştirmek için neler çektiğini anımsadım.

Sonra lüks, modern villalar alıp, ödeyemeyen ve devretmek zorunda kalan bildiğim kişiler aklıma geldi.

Özel okula çocuğunu gönderip de yükü altında ezilen ve devlet okuluna geçmek zorunda olanları düşündüm.

Avrupa turu ya da gemi turu yapıp da borç altına girenler aklıma düştü.

Ya da henüz bir yılını doldurmamış akıllı telefonunu bir köşeye koyup, 3 bin TL’yi aşkın para verip en yeni model telefon alanı...

Gazetemizde geçen salı günü “Lüküs hayat” başlığıyla manşet de yaptık peynir ekmek gibi Mercedes, BM ve Land Rover satıldığını...  Yanlış anlamayın, kimsenin satın aldığı eşyaya ya da yaptığı işe göz koymuş değilim.

Keşke herkes o refah düzeyine gelse de bunları hiç zorlanmadan yapabilse.

Ancak gelecek olduğum nokta, ülke olarak lükse düşkün olmamız.

Maddi gücümüze, imkânımıza bakmadan yarışırcasına lüks peşindeyiz. Azla, mütevazı olanla yetinemiyoruz.

“Herkes ne diyecek?” kaygısına düşüyoruz ya da “Herkes beni konuşsun” derdine...

Lüks düşkünlüğümüz, satın alma çılgınlığımız nedeniyle toplumun büyük bir kısmı borç batağı altında.

Konut, otomobil gibi büyük alışverişlerde, kâğıt üzerinde cazip görünen banka kredileri; seyahat, giyim, takı, akıllı telefon gibi nispeten daha az masraflı olabilecek lükslerimiz için de kredi kartları ve bu kartların sağladığı taksitler en büyük tuzağımız...

Lüks merakımız da yetmiyor, o lüksü erken tüketiyoruz, yani sürekli yenilemek istiyoruz.

Lüks eşyasını üç- beş yıl tutan yok, ona iyi bakıp da uzun yıllar kullanmak gibi bir alışkanlığımız da yok, birinin borcu bitmeden diğerine giriyoruz...

Elbette maddi gücü olan lüksünü yaşasın... Maalesef, maddi gücü olan kişilerle aynı statüye erişmek için onların alabileceklerini, sahip olabileceklerini, imkânımız olmamasına rağmen bunu zorlamak en büyük yanlışımızdır.

Şimdi bu kadar şeyi sıraladıktan sonra, yani “ülke olarak lüks düşkünüyüz” dedikten sonra şunu sorayım size: Bakanlarımızın lüks düşkünü olması sizi şaşırtıyor mu?  Onların da bu ülkenin bir ferdi olduğunu unutuyoruz galiba.  “Aynı şey değildir, onlar devletin imkânlarını kullanıyor” diyebilirsiniz.

Evet aynı şey değil gibi görünse de aslında aynı şeydir, sonuçta ortada bir lüks düşkünlüğü var, hem de her kesimde.

Nasıl ki bazı vatandaşlar bütçesine, önceliklerine bakmadan, batma uğruna lükse yöneliyor, ülkeyi yöneten en yukarıdakiler de devlet kaynaklarını kullanırken aynı mantıkla hareket ediyor.

Birkaç yıl önce İsveç’e gittiğimizde, daha önce bu ülkede yaşamış olan bir abimiz, yolda yürürken, “Bu ülkede bizden faklı olan bir şeye dikkat etiniz mi?” diye sordu.

İsveç’teki hemen her şey bizden farklı olduğu için neyi sorduğunu anlayamamıştım.

Kendisi söyledi; “Otomobiller... Otomobillere dikkat ettiniz mi? Tümü de yeni ama küçük ekonomik araçlar, çok az lüks araç görebiliyorsunuz” dedi.

Gerçekti, 5 gün kaldık İsveç’te, inanın ben Kuzey Kıbrıs’ta daha fazla lüks araç gördüm.

Bizden çok daha zengin ve refah içindeki İsveç’te, mütevazı araba kullanılması bizi şaşırttı ama onlar kendileri ile barışık ve bilinçli insanlar. Üstelik devlet lüks araca yüksek vergi de koyuyormuş...

“Kendileri ile barışık” dedim. Bir arkadaşım hatırlattı dün, geçmişte TDP milletvekili Mehmet Çakıcı, psikiyatr kimliğiyle söylemişti, “Tanınmamış ülkenin, dışa kapalı toplumu olarak lükse düşkünlük kompleksimiz oldu...” diye.  Böyle miydi tam olarak hatırlamıyorum ama bu mealde bir şey söylemişti Sayın Çalıcı...

Tanınmamış ülkenin içine kapalı halkı, elbette dışa uçmanın yollarını buluyor bir şekilde ama içindeki kompleksi de bir türlü çıkarıp atamıyor.

Dünyalı olmayı, dünyanın en lüks eşyaları veya faaliyetleriyle başarabileceğimizi sanıyoruz.

Bunu kullandığımız otomobilden, inşa ettiğimiz villaya, seçtiğimiz eşyaya, taşıdığımız telefona, tatil tercihimize kadar hissetmek mümkün.

Sayın Çakıcı haklı bence ama yanılıyor olsa bile, toplum olarak nedeni ne isterse olsun lüks düşkünüyüz...

Lüks düşkünü olmakla yetinmiyoruz, onun uzantısı olarak hoyratça tüketiyoruz, kirletiyoruz, umursamıyoruz ve kendi kusurumuzu göremiyoruz.

Ödemekte zorlandığı lüks otomobilden inip de ciddi bir analiz yapar gibi, “Bu hükümetin yaptığına bak, bakanlara dünya parasına lüks araç aldılar” diyebiliyoruz.

Kusura bakmayın ama o çok eleştirdiğimiz, benim de sıkça eleştirdiğim bakanlar, biraz da toplumun aynasıdır maalesef... Öyle olmasa şikayet ettiklerimizi tekrar tekrar seçmezdik herhalde.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Göksel Aksan.
    04.09.2016

    Sayın Baturay, ne doğum günü kutlamaları bitiyor, ne de yemeleri içmeler. ...Resimleri önümüze günün menüsü olarak konulur. LÜKS KIBRIS TÜRKLERİNİN BAŞ TACI OLDU. KALEMİNİZÉ SAĞLIK.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.