KTV
  • 17 Eylül 2017, Pazar 10:31
AliBATURAY

Ali BATURAY

Mandıraya dönüş

Hayvancı bir ailenin çocuğuyum… Çocukluğumun tamamı, gençliğimin bir bölümü mandıralarda geçti. Hayvancılık gerçekten zor bir iştir, çok zahmetlidir, çok eziyetlidir. Bayramı, seyranı, cumartesi, pazarı yoktur. Hayvanlar yedirmek ister, bakım ister, otlatmak ister, kendinizden önce onları düşünmeniz gerekir.

Şimdiki hayvancılık gibi değildi bizim zamanımızda (1980’ler sonu, 90’larda), şimdilerde Pakistan’dan, Uzakdoğu ülkelerinden çalışanlar var. Hayatında hayvan görmemiş insanları (burada önyargı var), bir anda hayvan bakıcısı yapıyorlar. Uzak ülkelerden gelen bu insanlar hayvanlara bakar, patron da uzaktan bakar. Yürüyerek bile hayvanların yanına gitmez bazı patronlar. Arazi tipi aracıyla, klimalı traktörüyle ya da motosikletiyle hayvanlarını ve dilini bile bilmediği çalışanını kontrole giderler.

Yani hayvancılık da maskaralık oldu, halbuki geçmişte aile boyu herkes mandıradaydı. Çoluk çocuk herkes… Kentte hayatında hayvan görmemiş olan arkadaşlarım, “Nasıl yaparsınız bu işi? Hayvan dışkısı kokusuna nasıl dayanırsınız?” diye sorardı. Koku bize vurmazdı ki, kimine göre ağır olan koku, bize göre olayın bir parçasıydı, o hayvanlar sayesinde para kazanıyor, geçiniyorduk ve canlı varlıklar olan bu hayvanlarla gönül bağımız bile vardı.

Lisede arkadaşlarım sorardı, “Koyun beklemekten utanmıyor musun?” diye. Niye utanacaktım ki? Koyun beklemek yani “çoban” olmak utanılacak bir şey değil ki. Bence son derece güzel bir iş, doğayla baş başa olmak kadar güzel bir şey mi var? Ben ilk kez dünya klasiklerini koyun beklerken okudum, sayısız kitap, dergi, gazete okudum. Kendimi okuduğum şeye, hep ovada daha iyi verdim. Kitaba dalıp da koyunların başka tarlaya kaçtığı da olmadı değil ama o da arada koşmak için tatlı bir vesileydi.

Bana sezdirmeden kitabımı yiyen kurnaz koyunlar da oldu ama hiç kızmadım, yenisini aldım. “Ben okudum o sayfalarını yedi, kitap iki işe yaradı” diye iyimser bakardım. Gazetemi, dergimi de yedikleri oldu, tek endişem midelerine bir şey olur muydu, yoksa satın alınan şeyi kendilerinden para kazandığım koyunların yemesi hiç de kızacağım bir şey olamazdı.

Yemeğimi de paylaşırdım bazı koyunlarla, ekmek meraklıları vardı, yemeklerimi çıkarır çıkarmaz başıma üşüşürlerdi. Babam, “Yüzsüz ediyorsunuz bu hayvanları” derdi ama elimle onları beslemek hoşuma giderdi.

“Koyun da güler, mutlu olur, bazen morali bozuk olabilir ya da seni görünce sevinir” dersem inanır mısınız, evet hayvanın da böyle refleksleri, bir ruh halleri olur. Eğer soframı açtığımda o ekmeğe meraklı koyun yanıma gelmezse, morali bozuksa, bir sorun var demekti, hasta olabilirdi. Öyle de olurdu, bakardım memesi şişmiş, canı yanıyor, veterinere ihtiyacı var... Hayvanın sorunu olduğunu hissedebilmek çok önemlidir.

Irkçılık yaptığımdan değil, hayvanlar için meraktır benimkisi, bu Pakistanlı, Vietnamlı, Sri Lankalı çobanlar da hayvanın ruh halini anlayabiliyor, hissedebiliyor mu diye hep merak ederim. “Amma şeyi merak ediyorsun?” diyebilirsiniz ama bu duyguyu ancak hayvancı olanlar anlayabilir… Bir de hayvan sevgisi olanlar.

Dedim ya, çoluk çocuk herkes mandıradadır; geçmişte bu işi yapanların adam tutmak için parası yoktu sanmayın, ondan değil, hayvancılığın kuralıydı adeta tüm ailenin bu işle uğraşması. Elbette eskiden de çoban tutulurdu, mandırayı temizlemek ya da hayvanları sağmak için adam bulunurdu ama patron da hep yanında olurdu çalışanın. Yine hep beraber çalışırlardı...

Her bir hayvan çok önemliydi, adeta aileden biriydi. O kadar aileden biri gibiydi ki hayvanlar, kasaba satılırken, mezbahaya gönderilirken hüzün yaşardık. Bizde neredeyse 200 koyunun da ismi vardı. Tabii kendisini sevdiren, sevimlilik yapan, insana yakın olan, sürünün en başında giden özel koyunlar da vardı. Ya da çok haylaz, hep başka davarlara kaçmaya ya da başkasının tarlasına, ziyana kaçmaya çalışan huysuzlar da hep ön plandaydı.

Bir mandıra, aslında bir topluma benzer, içinde çeşit çeşit koyunlar var ya, toplumlar da öyledir, orada da çeşit çeşit insanlar var. Toplumun da “koyunları”, davarın gerçek anlamda “koyunları” kolay idare edilir ama hep sönüktür onlar... Yavaş olmak, güdülmek, idare eden için kolaydır, “kurban” hep bu yavaşlar, güdülmeye müsait olanlar arasından seçilir ilk olarak. İdare eden “güdülecek koyun ister” ama onlar hep elinin altında olduğu için hiç cazip değildir, değer bile yüklemez onlara. Davarda olduğu gibi toplumda da “olumlu” ya da “olumsuz” anlamda fark yaratanlar hep dikkatleri çeker.

Davarda “uyumsuz” olanların kasaba gitme ihtimali de yüksektir ama düzene sorgusuz sualsiz dahil olanlar yerine onları tercih ederim. Sistemi reddetmek hep saygı duyduğum bir davranıştır, mandırada bile... Hele toplumlarda “isyankarlara” çok ihtiyaç var. Farklı olmak, fark ortaya koymak, “uyumsuz” ya da “deli” diye anılmanıza neden olur ama birçok hakkın elde edilmesi bu “delilerin” ayak diremesi sonucu gerçekleşir. Ben koyun sürüsünde bile uyumsuz olanları severdim, babamın onları kesmesine engel olmak isterdim. Koyunun bile koyunluğu kabul etmeyenine saygı duyarım.

“Nerden geldi aklına bunlar?” diyebilirsiniz. Bildiğiniz gibi, iki gün önce Lefkoşa ve bölgesini dışkı kokusu kapladı. Tarlalara serilen taze tavuk dışkısı Lefkoşa bölgesini mandıraya çevirdi. Tam bir mandıra kokusu, koku halen var. Kendimi hayvancılık yaptığımız mandıra günlerinde hissettim. Ben de eşim de hayvancı çocuğu olduğumuz için bu koku bizi fazla bozmadı. Gerçi biz küçükbaş hayvancı aile çocuğuyduk, küçükbaş dışkı kokusu, büyükbaş hayvanın ve tavuğun dışkısı kadar kokmaz ama bu koku tam bir mandıra kokusu ve bana çocukluğumu hatırlattı, beni hayvancılık yaptığımız günlere götürdü.

Eşime “Mandıraya geri döndük” dedim. Biz alışkınız ama çocuklar dayanamıyor bu kokuya, sonuçta biz de artık şehirde yaşıyoruz. Başkentte mandıra havası koklamak da istemeyiz. Mandırada yaşamak isteseydik, köye geri döner hayvancılık yapardık. Geçmişten alışık olsak da bugün kentteyiz, mandırada yaşarmış gibi bir yaşamı bize reva görenleri ve bunu engelleyemeyenleri hoş karşılamamız beklenmesin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 9 6 0 3 6 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
6 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
7 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
8 BAF ÜLKÜ YURDU 9 4 1 4 11 13
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 21.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup