HUNKAR SAG GIYDIRME
Ali BATURAY

Ali BATURAY

25.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Nasıl inanalım “lağım akıtılmıyor” denilmesine?

Birkaç gündür hem gazetemizde hem de diğer bazı gazetelerde denize arıtılmadan atık su pompalandığı iddialarıyla ilgili haberler yer alıyor.

Deniz altına döşenmiş borular aracılığıyla lağım suyu bırakıldığı iddiaları ilk değildir.

Uzun zamandan beridir bu iddialar kamuoyunda dolaşıp duruyor.

Oralara gitmeye cesaret eden bazı dalgıçların çektiği fotoğraflar ortada dolaşıyor, geçmişte de benzer fotoğraflar paylaşılmıştı.

“Lağım sularının su yüzüne çıktığını gördüm” diyen birçok kişi var.

Daha önce de bu iddialarla gazetemize gelen insanlar oldu.

Yetkililere bu konuda her soru sorduğumuzda, “Biz kontrol ediyoruz tamamdır” diyorlar.

Peki tamamsa neden bu iddialar halen ortada dolaşıyor?

Neden kimse yetkililerin “tamamdır” demesine inanmıyor?

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz, var bir durum buralarda...

Bazı kişiler ciddi iddialarda bulunuyor ama şimdilik ortaya çıkmaya korkuyorlar...

Bu memlekette halen insanlar bazı şeylerden korkuyor, konuşamıyorlar...

Öte yandan, deniz altından çekilen fotoğraflar da tatmin etmiyor yetkilileri, “temizdir” demeye devam ediyorlar.

Şimdi bize “evet kirlidir”, “evet birileri lağım bırakıyor denize” deseler, ardından bin tane soru gelecek.

Lağımı kimler bırakıyor?

Lağımı bırakan bu kişilerle ilgili ne gibi bir işlem yapılacak?

Lağım akıtılan bölgelerde insanlar ne yapacak, denize girmeyecek mi, balık avlamayacak mı?

Ne kadar lağım bırakıldığı nasıl tespit edilecek ve bölgedeki sahillerin temiz hale gelmesi ne kadar süre alacak?

Peki “evet denizlerimiz lağımlıdır” diye resmi açıklama yapılır ve bu basında yer alırsa, bunun yansıması nasıl olacak?

Turizmimiz bu açıklamadan ne kadar etkilenecek?

Hatırlayacaksınız, daha önce Girne’de Kordonboyu’nun denginde, hani şu insanların sıralanıp balık tuttuğu bölgede günlerce lağım akmıştı.

Bu zaten ne ilktir ne de son olacaktır.

Zaten bazı bölgelerde denizin ne kadar kirli olduğu gözle bile görülebiliyor.

Yani karada, her tarafı kirletenler denizi mi kirletmeyecek?

Anlıyorum, Turizm ve Çevre Bakanlığı için kolay bir durum değildir ama ne olur gerçekçi olun, sırf kriz olmasın diye bazı şeyleri görmezden gelmeyin.

Bugün sırf panik olmasın, sırf turizmimiz zarar görmesin, genel olarak ülkemiz eksi puan almasın diye bazı şeyleri gizlerseniz, yarın başka sorunlarla karşılaşır altından hiç kalkamayız.

İnsanımızın sağlığı söz konusu olursa, bazı hastalıklara sebebiyet verirse, deniz canlılarını tüketirse ne olacak?

İnsan sağlığı diğer tüm saydıklarımızdan daha önemli değil midir?

Gazeteciler manyak mıdır ki durup dururken bu haberleri yapsın?

Bir şeyler var, doğru dürüst gitmeyen durumlar var.

Yönetenlerin yetersiz kaldığı birçok konu biliyoruz, o nedenle artık güvenemiyoruz, kimse güvenemiyor.

Bu ülkede bazı nüfuzlu kimselerin yasa, kanun, kural dinlemediğini az mı gördük?

Bu ülkeyi yöneten siyasilerin, “olmaz” dediğinin olduğuna, “yapacağız” dediklerini yapmadıklarına, “hallederiz” dediklerini halletmediklerine, “temizdir” dediklerinin kirli çıktığına defalarca tanık olduk.

Bu ülkeyi yönetenlerin, bazı işletmelerden elektrik parası, su parası tahsil edemediğini, vergi toplayamadığını, ihtiyat sandığı, sosyal sigorta yatırımlarını yapmayanlara göz yumduğunu az mı gördük?

Bu ülkeyi yönetenlerin, bazı işletmelerin çevreyi kirletmesine, denizi pisletmesine, dereyi, ovayı, tepeyi işgal etmesine engel olamadığını bilmiyor muyuz?

Bu ülkeyi yönetenler, mahkeme kararlarına uymayanlara dahi müdahale edememeye başladı, sırf bu yüzden Yüksek Mahkeme Başkanı adli yıl açılışında “Mahkeme kararları istisnasız uygulanmalıdır” diye uyarı yapmak zorunda kalmamış mıdır?

Bu kadar örnek karşımızdayken, denizlere akıtılan lağım konusunda bazı iddialar varken, ortada bir takım fotoğraflar dolaşıyorken, yetkililerin “denizlerimiz temizdir, lağım akıtan yoktur” demesine nasıl inanalım?

Bizi de tüm toplumu da buna inandırmak için çok daha fazla çaba sarf etmeniz gerekecek.

İnanmak istiyoruz ama inanamıyoruz, yaşadığımız tecrübeler bizi böyle davranmaya itiyor...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Ali Bağlarbaşı
    25.09.2016

    Sy Baturay, işlediğiniz konu çok önemli, bu konuyu günlük yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Kirletme hiçde iddia değildir.gerçekdir. Karaoğlanoğlu Merkür hotel yapımının tüm etaplarını günlük yaşadım. Dinamitler parlatıdı ve evimin her tarafı içi dişi 1 cm toz altında kaldığı günleri yaşadım. Yetkili yokki , devlet yokki hukuk var olsun. Hiçbir yetkili bulamadık. Lağım sularının proje uygulamasını izledim . Girne belediyesine, çevre bakanlığına, başbakanlığa sözde olan bu makamlara günübirlik Yapılmak isteninin nereye varacağını anlatmaya çalistım, yazılı ve telofoniyen. Sözde bu makamlar hiçbir tedbir almadılar. Buğünde sözde durumları aynen devam ediyor. Deniz dibine yerleştirilen borular, dalğiçların çalişmaları hepsinin göz şahidi oldum. İddia kelimesi bana çok şaşırtıcı geliyor. Şimdi yeni bir hotel inşaatı ayni yolu yürüyeçek ve seyirci olacağız. Kat fazlası çıkıldı, sadece seyircilik yaptık. Mahkeme durdurdu. Bu mahkeme kararının uygulanması gerekirken kat hukuku değiştiridi. Bu hediyeyi alan burdan sonra hangi hukuka saygı duyaçak sorarım size. Sözde olanların tiyatrosu son bulmadıkça düzenimiz düzensizliklerin devamini getireçek. Bir zamanlar Dişişleri bakanlığı yapmiş bir kişi çevre ile ilgili bir dernekde başkanlık yapıyor. Konunun yakınında ve bilgisinde uğraş verdi sonuç alamadı. Bu uygulamayı kültürü buraya taşıyanlar güçünü yanliş kullanıyor, nasıl engel olacağımızı Bilemiyorum. Siz biliyorsanız köşenizde yazın ve öğrenelim. Saygılar.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.