KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

21.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Örgütlü olmak iyidir

Zaman zaman sendikalardan, derneklerden, birliklerden şikayet edilir...

Sivil toplum örgütlerinin talepleri bazı kesimlerce aşırı bulunur.

Hatta bu örgütler demokrasi savaşı verdiği zaman; “Siz kendi işinize bakın, mesleğinizle ilgili olmayan işlerle uğraşmayın” derler.

Meslekleriyle ilgili talepte bulundukları zaman da “Hep kendi çıkarınızı düşünüyorsunuz, işiniz gücünüz paradır” diye suçlanırlar.

“Yalnızca kendi alanınla ilgilen başka hiçbir şeye karışma” mantığını çok doğru bulmuyorum.

Bir sivil toplum örgütü elbette öncelikle kendi alanı, kendi meslek grubu ile ilgili sıkıntılara odaklanır ama tüm toplumu ilgilendiren sorunlara da kayıtsız kalamaz.

Sivil toplum örgütleri demokrasinin de bekçileridir.

Herkesin hatası olduğu gibi, bu gibi örgütlerin de hataları olabilir.

Onların da eksiklikleri, yetersizlikleri bulunabilir ama hiç kimse bana örgütlülüğün kötü bir şey olduğunu söylemesin.

Bir sağ partiye adeta tapan, sağ görüşlü öğretmen arkadaşım, sol görüşlü ve biraz da bazı kesimlerin “deli” diye nitelediği eski sendikacıyı çok seviyordu.

Bir gün, “Bu adamla siyasi görüşün örtüşmüyor ama sendika başkanlık seçimlerinde onu destekliyorsun, onu yere göğe sığdıramıyorsun. Neden böyle?” diye takıldım arkadaşıma.

Güldü, “Sendikada görüş mörüş olmaz. Deli meli diyorlar ama haklarımızı çatır çatır alıyor. Bir sağ görüşlü adam bunu başarabilir miydi emin değilim. Boş ver benim başkanım tamamdır” dedi.

Biraz çıkarcı bir bakış açısı olsa da takdir ettim onu sendikasına sahip çıktığı için.

Zaten sendikanın, derneğin, birliğin amacı üyesinin haklarını korumak değil midir?

Hakkını koruduktan sonra başındakinin dünya görüşünün ne olduğunun ne önemi var?

Zaten yıllarca birçok konuya da sağ sol, o parti, bu parti diye baktığımız için hayır etmedik.

Sivil toplum örgütlerini ayak bağı olarak niteleyenler, gereksiz görenler çok yanlış yoldadır.

CTP eski Başkanlarından Rahmetli Özker Özgür Hoca’nın sıkça anlattığı bir papaz hikayesi vardı.

Papaz Martin Niemöller’in hikayesini Özker Hoca’dan birkaç kez dinledim.

Papazın ağzından nakledilen hikaye kısaltılmış olarak şöyle:

“Naziler önce komünistleri götürürken sesimi çıkarmadım, evet, ben bir komünist değildim.

Sosyal demokratları hapsettiklerinde sesimi çıkarmadım, evet, bir sosyal demokrat değildim.

Sendikacıları almaya geldiklerinde sustum, evet, ben bir sendikacı değildim.

Benim için geldiklerinde ise, buna karşı çıkabilecek kimse kalmamıştı…”

Evet, etrafımızda olup bitene ses çıkarmaz, örgütleri hor görürsek, “Beni ısırmayan yılan bin yaşasın” dersek, bir gün bizi savunacak birini bulamayabiliriz. O açıdan bu hikayeyi ben çok seviyorum.

Son günlerde sendikalara yine çok yükleniliyor.

Girne dağ yolundaki ölümlü trafik kazalarının sonrasında eylem ve grev yaptı diye eleştirilen sendikalar, ardından da saatler konusunda hükümetle anlaştığı için yerden yere vuruluyor.

Vatandaşların da hiç ortası yok, öyle yaparsın suç, böyle yaparsın yine suç.

Sendikalar taleplerinden ve kararlılığından vazgeçmiş değil ama kaos olmasın, özellikle eğitim zarar görmesin diye bir orta yol buldular.

Uzlaşma da sendikacılıkta vardır, sendikacı demek her şeye hayır demek, her şeyi reddetmek değildir.

Oturdular, düşündüler, bu zor zamanda bir orta yol bulmanın herkesin yararına olduğuna karar verdiler, bu da mı suç? Hiçbir eylem boşa gitmez merak etmeyin.

Mutlaka gerekli yerler gerekli mesajları alır.

Evet keşke her grev her eylem anında sonuç verse ama olmuyor işte.

Sendikalar veya diğer örgütler gerektiğinde daha sert eylemler de yaparlar merak etmeyin.

Ancak bir kesimin sesini çıkarmayarak, birilerinin kendileri için de mücadele etmesini beklemesi, üstelik beklerken de eleştiri yapması doğru değil.

Halk sivil toplum örgütlerine ne kadar destek olabilir, ne kadar çoğalabilirse, haklar o kadar rahat alınır.

Her şeyi sivil toplum örgütlerinden beklememek lazım, önemli olan onlara omuz verebilmek, büyük bir güç haline gelebilmektir.

Yeter ki sendikaları, dernekleri, birlikleri siyasi partiler esir almasın, oralara da siyaset karışmasın, oraları da kişisel kavgalar, kişisel hırslar mahvetmesin.

Örgütlü olmak iyidir, örgütlü olursan hakkını savunabilirsin, örgütlü olmak demek birlik, beraberlik, kuvvet demektir.

Bu kuvvetin kıymetini bilin.

Siz şimdi fark etmeyebilirsiniz ama sivil toplum örgütleri hepinize bir gün lazım olur.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.