Cyprus Today sol
  • 08 Şubat 2018, Perşembe 9:03
AliBATURAY

Ali BATURAY

“Popüler başarılar” üzerinden Kıbrıslı Türkün kimlik arayışı

“Toplum olarak her şeyi abartmayı çok seviyoruz” dedi bir arkadaşım... Evet toplum olarak bazı konuları abarttığımız oluyor, özellikle de sosyal medyayla tanıştığımızdan beridir her şeyi abartıyoruz. Oralarda ortalığı velveleye veriyoruz... Arkadaşıma döndüm ve “Mesela neyi abarttık yine?” diye sordum. “Neyi olacak, alt tarafı bir şarkı yarışmasını kazanan Lütfiye Özipek’i, sanki de Grammy Ödülü kazanmış gibi siz de ön sayfadan verdiniz” dedi.

Aslında Lütfiye’nin başarısı, çok derin ve üzerinde durulması gereken bir konudur. Ben Lütfiye Özipek’in gördüğü ilgiyi bir abartı olarak görmüyorum. Bu olsa olsa bir terapi olabilir… Evet bu bir terapidir. Bunun çok derin sosyolojik ve psikolojik anlamları vardır. Kimlik bunalımımızın, “işe yaramaz” yakıştırmalarının bizi ne kadar kendini ispat etme derdine düşürdüğünün bir göstergesi...

Evet TV8’in “O Ses Türkiye” yarışması, bir TV yarışmasıdır. “O Ses Türkiye”, popülizmi sonuna kadar kullanan ve bu yolla hem geniş kitlelere ulaşıp reytingleri kapan hem de reklam pastasından büyük bir pay koparan popüler bir televizyon programı. Biz sevmesek de büyük bir kitle oturup, ses yarışmasında kimin birinci olacağını merakla izliyor. “Ses yarışması”, popülizmin, çağdaş para kazanma yöntemlerinin, dibine kadar kullanıldığı bu ve bunun gibi yarışmalar aslında kişileri kestirmeden tanınır olmaya, şöhrete, paraya ulaştıracağı vaadiyle, kitleleri “şöhret olma” üstünden oyalamaktadır. Birçok kişi, çalışarak, okuyarak, mücadele vererek değil de böyle kestirme yollar deneyerek hayatını kazanmayı denemek derdine düşer. Belki ülkemizde değil ama Türkiye’de bu nedenle birçok kişinin başına kötü şeyler geldi, geliyor da... “Kısa yoldan şöhret ve para”, araştırmalara, kitaplara, filmlere, belgesellere konu olmuş, yıllardır tartışılmaktadır. Dizilerin de böyle bir yanlış yönlendirme tarafı vardır. Bu yönünü bir yana bırakacak olursak, söz konusu yarışma bilinçli izleyici için bir eğlence aracı olabilir. Fazla düşünmeden vakit geçirmek, bu arada da müzik dinlemek ve bunu bir yarışma tadında takip etmek belki de diziler ve “Reality Show’lardan” çok daha iyidir. Ben izlemeyi sevmem ama demek istediğim kötünün iyisidir. Bu programlarla ilgili ne düşündüğümü de bilmenizi istedim...

Halkımızın, Lütfiye Özipek’in başarısına gösterdiği ilgiye gelince... Bir kere Lütfiye Özipek, yarışmaya katılmadan önce de ülkemizde birçok kişi tarafından, en azından müzik severler, canlı müzik dinlemeye meraklı olanlar tarafından bilinen ve sevilen, sesi çok güzel olan bir sanatçımızdır. İnanın bana Lütfiye, bizim gibi tanınmamış ve kendi değerlerinin farkında olmayan, değerlerinin kıymetini bilmeyen ve onları hak ettiği yere getiremeyen bir ülkenin çocuğu olmasa bugün bu yarışmaya katılmaya hiç gerek duymazdı. Gerek duyması gerekmezdi, oraya yarışmacı olarak katılanların tümünden daha iyiydi…

Yalnızca Lütfiye’nin başarısı değil, herhangi başka bir alanda başarı göstermiş kişilere de büyük ilgi gösteriyoruz. Çünkü bizimle, dokumuzla o kadar oynadılar, bizi o kadar değersizmiş gibi gösterdiler ki kimlik bunalımı yaşamaya başladık. Dayatmalarla, aşağılamalarla, asalak muamelesi yapmakla kendimizi “değersiz” görmeye başladık. İşin kötü tarafı vatandaşlarımızın bir bölümü değerlerimizin, kültürümüzün yok olmasından, köklerimizin kurumasından son derece memnun, buna çanak tutuyor.

Kıbrıslı Türk, “Ben kimim?”, “Ne oluyorum?”, “Nerede durmalıyım?” derdine düştü, özgüvenini kaybetti, kimlik bunalımı yaşıyor. Horlanıp, itilip kakılırken işte Lütfiye’nin başarısı gibi bir başarı elde etmek ona güç veriyor. Kendisini değerli hissettiriyor. Dizilerde, filmlerde rol alan Osman Alkaş’a, Hazar Ergüçlü’ye, ses sanatçıları Ziynet Sali’ye, Lütfiye Özipek’e, futbolcu Ahmet Sivri’ye duyulan ilgiye tepki göstermeyin, bunu değersizleştirmeye çalışmayın... Siz fark etmeseniz de değerlidir. Örnekleri çoğaltabiliriz...

Popüler kültürün ortasında yer alan bu kişilerin ortak özelliği nedir biliyor musunuz? Türkiye’de başarılı olmak... Lütfiye, Türkiye’de değil de İtalya’da Almanya’da bir yarışma kazansa belki de toplumumuz için bu kadar önemli olmayacaktı. Toplum o hale sokuldu ki, “kendimizi Türkiye’ye kanıtlama” derdine düştük. Orada başarılı olmak, onların arasından sıyrılıp bir yere gelmek sanki bir onur ve gurur meselesi gibi... Ülkeyi yönetenler, yerel yöneticiler, dernek birlik yöneticileri, bazı işadamları, bazı gazeteciler herkes kendisini kanıtlama ya da gösterme derdinde. Doğru bir yöntem değil belki ama toplum o hale sokulmuş bir kere...

Belki sanatçılar, sporcular kendileri değilse bile toplum onlar üzerinden kimlik bulmaya “ben de yaparım”, “ben de varım” duygusunu tatmaya çalışıyor. Kınamayın, bu hale sokulmuş toplumun terapi olabilmesi için bu tür başarılara ihtiyacı var... Kimliğini bulmak için en doğru yol olmayabilir ama bırakın herkes yaşasın bu hazzı... Toplum mutlaka kimliğini bulmak için başka yollar da keşfedecektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
3 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 19 11 4 4 13 37
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 19 3 6 10 -14 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık