KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

07.10.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rezil olmayacağımız bir düzen kurun

Daha önce benzer bir konuyu yazmıştım ama yine yazacağım…

Yapılan haberden rahatsız olanların söylediği ortak bir söz vardır, “Şimdi haber mi bu? O kadar sorun dururken bunu mu buldunuz haber yapasınız?”

Mesleğe başladığım günlerden beridir hep benzer şeyleri duyuyorum…

Habere canı sıkılanlar “Haber mi şimdi bu?” ya da “Bulamadınız mı yapacak haber?” der...

Evet yaptığımız haberdir…

“Nereden buldunuz?” dedikleriniz de yazılıyor, başkaları da yazılıyor…

O gün o haberler yer alır, başka gün başka, başka gün de başka haberler…

Her gün yapıyoruz bu işi, Allah’ın günü…

Biz hep bir gün sonrası için çalışırız, hep yarın için, hep yarın çıkaracağımız gazete için…

Yarın, yarın, yarın, bitmek bilmeyen yarınlarımız var...

Çeşit çeşit, irili ufaklı, önem derecesi değişen birçok haber yerleştiriyoruz gazeteye.

Elimizden geldiğince hata yapmamaya çalışıyoruz ama yüzde yüz hatasız değiliz, acelecilikten, ertesi güne süratle hazırlanırken hata yaptığımız da olur mutlaka.

Haberleri yaparken bilerek, isteyerek kimseyi üzmek, mağdur etmek istemeyiz…

Ancak birçok sorunu gündeme getiriyoruz, insanlar bir şeylerden şikayet ediyor, birilerini suçluyor…

Sorunlar ortaya konulurken bu sorunlara neden olanlardan ya da sorunların çözülmesine yardımcı olmayan yetkililerden şikayetler oluyor…

Gazeteye yazdıklarımızdan birileri rahatsız olmuyorsa, işimizi iyi yapamıyoruz demektir.

Amacımız zaten rahatsız etmek, rahatsız ederek sorunlara çözüm bulmaktır…

Bir de “Yaptığınız haberler ülkemizi rezil ediyor” diye yakınanlar var…

Bizim kanalda KIBRIS TV’de geçen gün bağımsız milletvekili Hasan Taçoy’u dinliyordum…

Taçoy, başka konuları konuşurken ansızın sözü Girne’deki “Kürtaj skandalı davasına” ya da bir diğer anılışıyla “Fetüs davasına” getiriyor.

Basını eleştiriyor Taçoy, bu kadar çok yazılmasının, her mahkeme aşamasını ayrıntılarıyla aktarılmasının doğru olmadığını iddia ediyor.

Bu haberin ve buna benzer haberlerin ülkemizi dışa, yani ülke dışına kötü tanıttığını, kötü imaj yarattığını söylüyor Sayın Taçoy ve basının illa ki bunları yazmaya mecbur olmadığını belirtiyor.

Evet Girne’deki “Kürtaj skandalı” hiç de hoş bir olay değildir…

Tüyleri diken diken eden, insanı irkilten bir olaydır ama bunu gizlemek marifet midir?

Kürtaj davasıyla ilgili mahkemeden çıkacak her bilgi, teşhir edilen her kusur, başkalarının bunu yapmasını caydıracak unsurlardır. Kürtaj davasını sakladığımızda kimse faydası olacak ki?

Ülkede çok sayıda sorun var, üstelik bu sorunların birçoğu utanç verici, ülkenin adının hoş anılmayacağı haberler ama bunları saklamakla ancak kendimizi kandırırız.

Sorunları yazmayalım, başka ülkelerden duymasınlar, ülkemize eğitime gelecek öğrenciler, turistler, ya da yatırım yapmaya gelecek olanlar ürkmesin.

Hade biz saklayalım, peki ülkeye geldiklerinde bu sorunlarla karşılaşmayacaklar mı?

O zaman da küfürler ederek kaçmayacaklar mı?

Biz yazmadığımız zaman, bu sorunlara sebebiyet verenler daha da cesaretlenmeyecek mi?

En azından medyada yer aldığında herkes kendisine çekidüzen verir…

Medya konuları işlediğinde çürümenin önüne geçilir…

“Yazmayın” denileceğine “Yazın, her şeyi yazın, hiçbir şeyi saklamayın” demek gerekir.

Kaldı ki ülkemizde herkesin bildiği ama medya tarafından ele alınmayan birçok konu vardır.

Bunlar için medyaya “bunları da işleyin” baskısı yapılacağına tam tersi “Haber yapmayın, ülkemiz rezil oluyor” deniliyor.

Ülkemizin rezil olmamasını istiyorsanız, rezil olmayan bir düzen kuracaksınız…

“Silah kaçakçılığını,” “sigara kaçakçılığını”, “kürtaj skandalını”, “yöneticilerin skandal kararlarını”, “soygunları”, “çevrenin ve denizlerin kirletilmesini”,“trafik kazalarını”, “okullardaki, hastanelerdeki aksaklıkları, eksiklikleri”, “kadın ticaretini”, “gıdalardaki sorunları”, “kumarhaneler, bed ofisler ve gece kulüplerinin yarattığı toplumsal sorunları”, “hapishanenin yetersizliğini”, “ülke bürokrasisinin dayanılmaz olduğunu”, “Türkiye geçmedi diye bizim de kış saatine geçmediğimiz için yaşanan tuhaf durumları”, “siyasi partilerimizdeki iç çekişmeleri”, “rüşvet iddialarını”, “kadın ve çocuk tacizlerini”, “kadına şiddeti”, “vergi adaletsizliğini”, “batan kurumlarımızı”, “anayasaya aykırı, yargıdan dönen icraatları” yazmayalım mı?

Biz yazmayınca bu sorunlar çözülecek mi?

Hiç sanmıyorum… Bizi yazdıklarımız için değil yazmadıklarımız için eleştiriniz, ancak o zaman daha güzel günlere ulaşacağız.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.