Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

06.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rumlar başka biz başka düşünerek, bir plana evet dersek!

Bakıyorum da sanki Kıbrıs sorunu bir yere bağlanmış, yarın plan çıkıyor, referandum yapılıyor ve Kıbrıslı Türkler de buna “evet” diyecekmiş gibi davranılıyor...

Kıbrıs sorunu kolay bir sorun değildir, kolay olsaydı bunca yıl sürmezdi.

Tamam, Kıbrıslı Türklere yönelik Güney Kıbrıs’taki ırkçı saldırılarla ilgili etkin tedbirler alınamıyor, doğrudur.

Tamam, Kuzey Kıbrıs’tan patates ithal eden kişiye ELAM üyelerinin saldırısı, güven kırıcıdır, endişe vericidir.

Tamam, Rum Lider Nikos Anastasiadis’in kendi halkını rahatlatmak için söylediği sözler Kuzey Kıbrıs’ta, “Haklarımız Rumlara mı geçiyor?” korkusu yaratabiliyor.

Tamam, müzakerelerde konuşulanları anlatmaması gerektiği halde Anastasisadis konuşuyor ve konuşmaları hem güneyde hem kuzeyde tartışma konusu oluyor.

Tamam, iki toplum arasında güvenin gelişmesi gerekir ki gelecekte sorunlar yaşanmasın... Hepsine tamam...

Tamam da bu meselenin çok zor olduğunu bildiğimiz halde, bazı kesimler her olumsuzlukta karalar bağlıyor, her sıkıntıda, “bunlarla olmaz” deyip, kestirip atıyor.

Keşke bu olumsuzluklar olmasa, keşke Güney Kıbrıs’tan sıkça ırkçı saldırılar gerçekleşmese.

Ancak uzun yılların birikimi var, öyle şak diye her şeyin düzelmesini bekleyemeyiz.

Çözüm çaba ister, emek ister, önyargıları, düşmanlıkları yok etmek o kadar kolay mıdır?

“Kuzey Kıbrıs’tan patates ithal eden Rum’a fanatiklerin yaptığı saldırılar, Rumların gerçek yüzünü gösterdi, bunlarla çözüm olmaz” deniliyor.

Keşke bu saldırılar hiç olmasa ama sanki ilk kez patates ihraç ediyoruz Güney Kıbrıs’a, sanki bu olayla birlikte tüm kapılar kapandı.

Bugünkü gazetemizde haberi var, Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında, Güney Kıbrıs’a 9 ayda 1292 ton patates ihraç ettik. Yeterli mi? Tabii ki hayır. Yeşil Hat Tüzüğü bize yeterli imkânı sağlıyor, iyi çalışıyor mu?

Tüzük iyi çalışmıyor, sıkıntılar var, memnun değiliz ama bakın tüm zorluklara rağmen imkân bulup Rumlara 1292 ton patates satmışız.

Rum toplumunda ticaretle ilgili aşılması gereken psikolojik engeller var ama bakın, hem güneyden hem kuzeyden bu önyargıların kırılması için çalışanlar var.

Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere yönelik bazı ırkçı saldırılara değinecek olursak, elbette yine Rumlardan gelecek yasal önlemler, kınamalar, engellemelerle, bunlara sahip çıkmayarak önüne geçilecek.

Hemen “Bunlarla nasıl yaşayacağız?” sorusu geliyor. Ne yapacaksınız, alıp koynunuza mı koyacaksınız?

Türkler Türklerle, Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Türklerle kavga etmiyor mu, bir birini darp etmiyor mu, öldürmüyor mu? Mahkeme koridorlarına her gün suçlular çıkıyor, baktınız mı bir birimize neler yapıyoruz?

Başbakan Yardımısı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya sosyal medya hesabından soruyor, “Siz Anastasiadis’e ve Rum halkının büyük çoğunluğuna inanıp güvenebiliyor musunuz?” diye.

Güvenmekten kastettiğiniz nedir?  Kişisel güven mi?

Biz şu anda etrafımızdaki insanlara güveniyor muyuz?  “Güvenmek” dediğiniz nedir ki?

Ortada bir müzakere vardır ve her iki toplumu memnun edebilecek bir anlaşma aranıyor.

Geçmişte savaşmış, bir birine karşı bazı önyargıları olan iki toplumun ortak bir noktada buluşma çabası.

Anastasiadis, “Annan Planı’nda Rumların reddettiği maddeler düzenlendi. 1960 Anayasası’nda iyileştirmeler yapıldı. Adada asker olmayacak” demiş. Kendi halkına ne diyecekti? Ne demesini beklerdiniz?

Anastasiadis de baskı altında, tepkilerden çekiniyor, toplumunu çözüme hazırlamaya çalışıyor.

Çözüme sıcak bakmayanları ikna etmeye uğraşıyor.

Siz nasıl ki Cumhurbaşkanı Akıncı’yı baskı altına alıyorsunuz, onlar da Anastasiadis’i baskı altında tutuyor.

Anastasiadis de Güneyde kendisine yöneltilen eleştirilere isyan etti ve sosyal medya hesabından, geçmişte yaşananlardan ders çıkarılmasını istedi, çözümden başka seçenek olmadığını vurguladı.

Rum lider, “Bu ülkede daha ne kadar savaş ve kanla yaşayacağız?” diye sordu. Bence anlamlı bir soru.

Akıncı’nın ve Anastasiadis’in işi kolay değildir, kaşını kaldırmalarından, gözünü kırpmalarından, yan bakışlarından, her söyledikleri sözden mana çıkarmaya çalışmayalım.

Denktaş, “Onlar başka biz başka düşünerek bir plana evet dersek ve sonrasında gerçeklerle karşılaşırsak durumumuz ne olur?” diye soruyor. Tam bir korkutma hamlesi...

Vay be, öyle bir plan yapılacak ki Rumlar okuduğunda kendi lehine sanacak, biz okuduğumuzda lehimize sanacağız ama aslında Rumların lehine olacak.

Hangi becerikli kişi yazacak ki bunu, öyle her okuyan kendi lehine sansın ancak Rumlara yarasın?

Sayın Denktaş, siz kararınızı vermişsiniz zaten, size göre olası herhangi bir plan bizim lehimize olmaz.

“Nasıl isterse olsun ben hayır diyeceğim” deyin, olsun bitsin, uğraştırmayın bizi

Okuduğunu anlayamayacak bir toplumsak, yazıklar olsun bize.

Sabredin, herkes sabretsin, ortada fol yok yumurta yok, telaşa da korkuya da hiç gerek yok...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.