Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

10.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Rüşvet!

“Yaptırılmak istenen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar...”

Rüşveti tarif ettim size...

“Rüşveti bilmeyen mi var?” diyeceksiniz.

Rüşveti bilmeyen yoktur, yıllardır rüşvet hikayeleri duyar dururuz.

Kulaktan kulağa yayılan, şehir efsanesi gibi bir şey...

Hiç kimse yazmadı, hiç kimse uluorta çıkıp söylemedi ama ismi rüşvetle anılan insanlar vardır.

Çok önemli noktalarda bulunan insanların yanı sıra, “Rüşvete ne ihtiyacı olur?” diye düşüneceğiniz paralı, varlıklı insanlar da var adı rüşvetle anılan.

“Rüşvetin ve şikenin belgesi olmaz” derler.

Türkiye’deki “Civangate Skandalı”nı hatırlar mısınız?

1990'lı yıllarda, Emlak Bankası eski Genel Müdürü Engin Civan ile müteahhit Selim Edes arasındaki suç ilişkisinin açığa çıkmasıyla patlak veren ve 1990'lı yılların ortalarında Türkiye gündemini uzun süre işgal etmiş “Civagate Skandalı”nda literatüre geçen söz aklıma geldi.

Engin Civan'ın “Hani nerede bana para verdiğinin belgesi var mı?” sorusuna Selim Edes'in verdiği “Rüşvetin belgesi mi olur p……k?” şeklindeki ünlü yanıt hiç akıllardan çıkmadı.

Biz de gözümüzle görmediğimiz için kesin konuşamıyoruz ama bu konuda çok iddia duyduk.

Son zamanlarda basında bazı “Rüşvet” iddialarının yer alması gerçekten herkesi rahatsız etmiştir.

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın müteahhitleri suçlaması, yıllardır Müteahhitler Birliği’nde bir çark döndüğünü, ihalelere birkaç müteahhidin katıldığını ancak bir kişinin kazanıp, diğerlerine haklarını verdiğini söylemesi fitili ateşledi.

Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer, Denktaş’ın sözlerine sinirlenip, Güzelyurt Hastanesi ihalesiyle ilgili üst düzey bir kamu personeli tarafından bir bakanın huzurunda kendisine rüşvet teklif edildiğini söyledi.

Hoş şeyler değil bunlar, gerçekten rahatsız edici bir durum.

Ortaya bu gibi iddiaların atılması, artık bunların alenen televizyonlarda konuşulması “çürümüşlüğün” de kanıtı aslında.

Yalnız ortada bir sıkıntı var; Serdar Bey isim vererek, bu ihalelerde paraları kimlerin kırıştığını açıkça söylesin.

Cafer Bey de kendisine hangi üst düzey yetkilinin rüşvet teklif ettiğini, hangi bakanın buna tanık olup da müdahale etmediğini açıklasın.

Gerçi Cafer Bey, rüşvet konusunda mali polise isimleri verdiğini söylüyor ama bu konular açıklığa kavuşmalıdır.

Rüşvet konusunda çok büyük paraların döndüğü söyleniyor.

Türkiye Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, önceki gün basınla yaptığı toplantıda uzun uzun rüşvet olayından söz etti.

Projelere rüşvet karışmış olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Türkeş, sitemlerde bulunurken, ben ülkem adına utandım.

Üç- beş kişinin çıkar kavgası ve yarattıkları anlaşmazlık nedeniyle Güzelyurt Hastanesi ihalesi arapsaçına dönüşüyor, suçlamalar, iddialar havada uçuşuyor…

“Kırışma”, “rüşvet” iddiaları basına yansıyor, ülkeye konuk gelen bakan sitemde bulunuyor.

Şimdi dışarıdan bakan birisi de tüm Kıbrıslı Türkleri aynı kefeye koyup genelleme yapıyor.

Haberlerin altına yorum yapanlar, tüm Kıbrıs halkına yönelik yapmadık küfür bırakmıyor.

Ben kişi olarak bu hakaretleri hak etmediğime inanıyorum…

Yığınla iş, icraat beklenirken ve birçok beceriksizlik, başarısızlık örneği varken, birileri “rüşveti” başarıyor, başka birileri de buna göz yumuyor ya da alet oluyorsa bravo size...

Diyecek söz bulamıyorum, öidem bulanıyor...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.