KTV
  • 29 Eylül 2017, Cuma 9:25
AliBATURAY

Ali BATURAY

Sanayici, ucuz işçi istiyorsa azacık kahrını da çeksin

Sanayi Odası Başkanı’nın üçüncü dünya ülkelerinden gelen işçilerle ilgili sözleri birkaç gündür tartışılıyor. Sanayi Odası, konu ile ilgili iki açıklama yapmak zorunda kaldı.

Hatırlatmak gerekirse, üçüncü dünya ülkelerinden gelen işçilerin kendi ülkelerinde ayda 50 dolar maaş alırken Kuzey Kıbrıs’ta 500-600 dolar almasını eleştiren Sanayi Odası Başkanı Mustafa Kaymak, bu durumun ülkemizde pahalılık yarattığını söylemişti. Gerçi Sanayi Odası, hem önceki gün hem de dün bu konu ile ilgili bilgilendirici açıklama yaptı ve halkın anladığı anlamda bir düşünceleri olmadığını bildirdi.

Ancak ikinci ve üçüncü açıklamanın, genel olarak ilk açıklamayı savunur durumunda olması odaya tepkileri dindirmedi. Sanayi Odası, bu taleplerinin “demokratik hak” olduğunu, bunu düşünce özgürlüğü çerçevesinde de dile getirdiklerini belirtti.

Oda, bazı çevrelerce Başkan Mustafa Kaymak’a yönelik hakarete varan açıklamalar ve linç girişimi başlatıldığını iddia ederek, bu durumu kınadı. Kaymak’ın açıklamasının odanın görüşü olduğu belirtildi.

Hakaret edilmesini biz de tasvip etmeyiz ama iki ayrı açıklamayla desteklenmesine ve esas niyetin zannedildiği gibi olmadığı belirtilmesine rağmen, Kaymak’ın yabancı işçilerle ilgili söylediği şeylere katılmak mümkün değil.

Yabancı işçiler için düşük maaş talep etmek Sanayi Odası’nın tabii ki demokratik hakkıdır, bunu düşünme ve konuşma özgürlüğü çerçevesinde dile de getirebilirler. Ancak işin bir de vicdan yönü vardır.

Sanayi Odası Başkanı’nın ve odanın açıklamalarına döneceğim ama önce çalışma yaşamı bakımından çalışanlara, işçilere bir göz atalım isterseniz. Önce işverenin puanına bakalım sonra talebine… Genelleme yapmak doğru değil, düzgün çalışan işletmeleri ayırıyorum ama maalesef ülkemizde birçok işverenin, çalışanına karşı sicili temiz değil.

Çalışanını insan yerine koymayan, köle muamelesi yapan çok sayıda işveren var. Hem yabancılara hem de bu ülke insanına hakkını vermeyen, onları kötü şartlarda çalıştıran işverenler olduğunu biliyoruz. Yıllarca “kaçak işçi” haberleri yaptık, yetkililer “yok” dese de inanmayın, bugün de kaçak işçi çalıştıranlar var.

Çalışanlarını mağdur eden, kaçak durumuna düşüren işverenler için muhaceret affı çıkarılmadı mı? Sosyal Sigorta affı da çoğunlukla işverenlerin ihmali için değil mi? Bugün maaş ödemeyen, geç maaş ödeyen işletmeler vardır. Çalışanının özlük haklarını yerine getirmeyen, maaşı kaç lira olursa olsun ihtiyat sandığı- sosyal sigorta yatırımlarını en alt limit olan asgari ücret üzerinden yapan işletmeler olduğunu biliyoruz.

Çalışanının iş kazasında ölmesini önleyemeyen de işverendir. ‘Asgari Ücret’in artmaması için hükümete baskı yapan da işveren değil midir? Birçok işverenin “Tasarruf” denildi mi aklına ilk olarak işçi durdurmak gelmektedir. Üniversite öğrencilerini kaçak çalıştıran işletmeler vardır. Birçok mandırada, bahçede köle gibi çalıştırılıp, işverenin kafası bozulduğunda kapının önüne koyulan üçüncü dünya ülkelerinden gelmiş insanlar olduğunu biliyoruz. Örnekleri artırmak mümkün...

Bu ülkede zor şartlar artında üretim yapıldığını biliyoruz... Ülke şartlarından dolayı girdilerin yüksek olduğunun, yabancı ürünlerle rekabetin zorluğunun, üretmek, satmak, ihracat yapmak için ne gibi zahmetlere katlanıldığının da farkındayız ama durum böyledir diye işverenin nalıncı keseri gibi hep kendine yontması da doğru değildir.

İşverenlerin çoğu gerçekten de çok bencilce davranıyor, Sanayi Odası ve diğer benzeri meslek odaları, dernekleri önce kendi içlerini temizlemeli, halk nezdinde kendilerine yönelik bakış açısının düzelmesi için çaba harcamalıdır.

Onca kusuru olan işverenin, bir de üreticinin üçüncü dünya ülkelerinden gelen insanlar için, geldikleri ülkelerdeki maaşlarına denk gelen ayda 50 dolar maaş talep etmesi tabii ki öfke yaratır.

Bu talep için siz ister “ekonomik akla uygundur”, ister “başka ülkelerde de uygulanır” deyiniz, bize göre ve birçok insana göre vicdansızlıktır. Bu talep aslında işverenin genel olarak “işçiye” bakış açısı hakkında da fikir veriyor, niyetinin iyi olmadığını gösteriyor.

Bu ucuz işçilerin ülkeye gelmesini isteyen ve ülkeye getiren halk değil işverendir. Bu ucuz işçilerin topluma uyumsuzluğunun, bazılarının yarattığı sosyal sorunların sıkıntısını çeken halktır ama ne ilginç ki onları savunmak da halka kalmıştır. Bir insanın ülkesinde kazandığı para kendisine yetse, onunla insanca yaşayabilse, ne diye hiç bilmediği uzak ülkelere gitsin ve en ağır işlerde çalışsın?

Zaten bu insanları ucuza çalıştırıyorsunuz ama yok da ayda 50 dolara ya da oralarda bir rakama. Hem de bizim gibi pahalı bir ülkede. Bu insanlar para biriktirip ailesine göndermek, bir anlamda geleceğine birikim, yatırım yapmak için ülkemize gelir ama sizin reva gördüğünüz para ile burada konaklayıp, karnını bile doyuramaz. Şu anda bile para kendisine yetmeyen ya da kapı önüne konulan yabancılar suç olaylarına karışıyor. Sizin talebiniz, karnı doymayan insanları suça teşvik edecektir.

Hayatın pahalı olmasında o kadar çok etken varken, bunun günahını da yabancı işçilere çıkarmak haksızlıktır. Madem öyle bu insanları ülkeye getirmeyin, bizim itirazımız yok. Ekonomiye bu kadar çok zararı varsa, bu yabancı işçilere neden dört elle sarılıyorsunuz? Hem tepe tepe kullanacaksınız hem de şikayet edeceksiniz. Siz adına “demokratik hak” deyip, konuşma özgürlüğünü kullanıp talepte bulundunuz ama bilesiniz ki talebiniz adaletsiz ve vicdansızcadır.

Bu arada Sanayi Odası’ndan yapılan üçüncü açıklamada, hep “yanlış anlaşılmaktan” söz edildi. Örneğin, sanayicinin 50-60 dolara işçi çalıştırma isteklerinin olmadığı belirtildi. Sanayi Odası Başkanı’na dostça bir tavsiye; eğer bir şeyin yanlış anlaşılmasını istemezseniz yanlış ya da eksik konuşmayacaksınız, başka yerlere çekilebilecek sözler kullanmayacaksınız. “Ben söylerim, umurum değil” derseniz sorun yok ama bakın bir konuştunuz ardından iki basın açıklamasıyla ne demek istediğinizi açıklamak zorunda kaldınız. Siz söylerseniz, basın yazar, herkes de eleştirir.

Sanayi Odası Başkanı iki cümle etti, çok fazla tepki oldu. Evet, yabancı işçilerle ilgili sözleriniz çok kişiyi kızdırdı ama bu öfke sanki de bir birikimin sonucu gibi geliyor bize. Sayın Kaymak, “Acaba bu kadar insan bize niye büyük tepki gösteriyor?” diye camia olarak kendinizi sorgulamanızı tavsiye ediyorum...

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 BİNATLI YSK 9 5 3 1 9 18
2 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 10 6 0 4 5 18
3 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 9 6 0 3 5 18
4 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 9 5 2 2 4 17
5 BAF ÜLKÜ YURDU 10 5 1 4 12 16
6 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 9 4 4 1 5 16
7 YENİCAMİ AK 9 4 2 3 5 14
8 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 9 3 5 1 4 14
9 LEFKE TSK 9 3 2 4 -6 11
10 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 9 2 4 3 -2 10
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 9 3 1 5 -3 10
12 OZANKÖY SK 9 2 3 4 -8 9
13 YALOVA SK 9 2 2 5 -2 8
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 9 2 2 5 -9 8
15 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 9 1 4 4 -8 7
16 CİHANGİR GSK 9 2 1 6 -11 7

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.11.2017 Günlük Yorumu

yukarı çık
Skull King Popup