KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

27.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Seni ben atadım, sözümden çıkmayacaksın!

“Genel Tarım Sigortası Fonu”nun yönetimi değişti. “Değiştiyse değişti, ne oldu?” demeyin sakın.

Bu olay bile ülkenin nasıl yönetildiğini, ülkeyi yönetenlerin nasıl bir demokrasi anlayışı olduğunu ortaya koyuyor.

“Genel Tarım Sigortası Fonu”nun yönetimi neden değişti?

Değişti çünkü yönetim kurulundaki bazı üyeler, fonun borçlandırılmasını istemiyordu.

Fon için Türkiye’den beklenen 25 milyon TL’nin gelmesi gecikince, hükümet fonu 18 milyon TL borçlandırmak istedi ama yönetim kurulunun çoğunluğu buna karşı çıktı.

25 milyon TL’nin ne zaman geleceği belli değil, geldiğinde de bu paranın fona yatırılıp yatırılmayacağından emin değil yönetim kurulu.

“Sürekli borçlanma, ancak taahhüt edildiği halde paranın yerine konulmaması” alışkanlığının başka kurumları batırdığının örnekleri var.

Başka kurumların perişanlığı ortadayken, Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) gibi batırılmış canlı örnek karşımızdayken, tabiatıyla yönetim kurulu üyeleri bu borçlanmaya karşı çıktı.

Çiftçiler Birliği de bu borçlanmaya karşı olduklarını, Genel Tarım Sigortası Fonu’nun da batırılabileceğini defa defa söyledi.

Ancak Tarım Bakanı ve hükümet kararlı, ne isterse olsun bu borçlandırmayı yapacaklar ve kendilerinin atadığı bir yönetim kurulu nasıl olur da sözlerini dinlemiyor diye köpürdüler.

Demokratik ülkelerde yönetenler, atadığı kişiler tarafından denetlenir.

Atayan, “Seni ben atadım, sözümden çıkmayacaksın, ne dersem yapacaksın” demez.

Atanan kişi de “Beni sen atadın, ne dersen başım üstüne. Bir dediğini iki etmeyeceğim” diye boyun eğmez…

Ancak bizde öyle mi? “Seni ben aradım, ne isterse olsun benim sözümden çıkmayacaksın” görüşü hakim.

Sanki yönetim kuruluna atadıkları insanlar beyinsiz.

Yönetim kuruluna atanıyorsan, beynini, aklını seni atayana devredeceksin, robot gibi ne derlerse yapacaksın.

Yönetim kuruluna seçilmişsen, sen sen değilsin, artık bir kuklasın, bırakacaksın iplerini başkaları çeksin ve seni oynatsın. “Git kuyuya düş” dese gidip düşeceksin, hiç sorgulamadan...

Ayıptır, günahtır, bu insanlar sizin partililerinizdir, sizin insanlarınızdır ama sizin partilinizdir diye onlara beyinsiz muamelesi yapamazsınız.

Bir yönetim kurulu seçilir, yarıdan bir fazla kişiyle alınan kararlara da uyulur.

Yönetim kurulunun aldığı karara da saygı duyulur.

Tabii bu dediğim uygar ülkelerde olur, bizim gibi ülkelerde olmaz.

Zaten bu ilk değil ki, daha önce de defalarca yaptılar bu tür şeyleri.

En tazesi Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde (DAÜ) olmadı mı?

Yapılmak istenen bir atamaya itiraz ettiler diye bir üyeyi görevden alıp, vakıf yönetim kurulu başkanını istifaya zorlamadılar mı?

Benzer bir rezillik de şimdi Genel Tarım Sigortası Fonu’nda yaşandı.

Söylediğini yapmadı diye fonun yönetim kurulu üyeleri değiştirildi.

O insanların birikimleri, patlattıkları kafa, tespitleri, emekleri bir çırpıda sıfırla çarpıldı, dahası bu insanların üzerine çarpı çekildi, bir çırpıda yok edildiler, kamuoyunda isimlerini tartıştırdılar.

Bunlar başka partili de değil ha, kendi insanları...

Bunlar amacına ulaşmak isterken yavrusunu yiyen aslan gibi kendi insanlarını da harcıyorlar.

Üstelik üyelerin ikisi aynı zamanda daire müdürüdür, onları da görevden alacaklarmış… Ne öfke bu böyle?

Tarım Bakanlığı Müsteşarı Emirali Deveci konuyla ilgili diyor ki; “Daha önce neden ve nasıl atanıyorsa yönetim kurulu üyeleri, yenileri de ondan atandı. Bakanın uygun gördüğü kişiler atandı...”

Bu kadar basit, bakanın sözünü dinlemeyenlerin yerine, onun uygun göreceği söz dinleyecek yenileri atandı.

Nasıl ama zihniyet?  Müsteşar “Despotluğa” güzelleme yaptığının, savunduğunun farkında bile değil.

Borçlanma konusunda bakanlık yüzde yüz haklı, yönetim kurulu haksız olsa bile, yönetim kurulunun kararına saygı duymaları gerekirdi.

Sonuçta oraya seçilen insanlar var, karar da onlarındır, sen atadın diye hep senin istediklerin olacak gibi bir kural yoktur.

Saf saf neler söylüyorum değil mi?  Kendimi İsviçre’de falan zannettim galiba...

Şu yeni atanan kişiler var ya, nasıl kabul ettiler bu görevi hayret ediyorum.

Söz dinlemeyenleri gönderen, kimi göreve getirir?

Tabii ki sözünden çıkmayacak, ne derse “evet efendim” diyecek kişileri göreve getirir.

Böyle bir yakıştırmayı kabul eder mi insan? Akıl alır gibi değil.

Başta dediğim gibi; tüm bunlar, ülkenin nasıl yönetildiğinin de bir göstergesidir...

Milletin gözü önünde neler yapılıyor ve dönüp bu yaptıklarını savunuyorlar da, yazık, çok yazık...

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.