KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

02.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Seyrüsefer macerasında ikinci perde ve yeni makam araçları

Önceki gün yaşadığım seyrüsefer maceramı dünkü yazımda anlatmıştım...

Aşırı yoğunluktan dolayı iki saat sırada bekleyip de seyrüseferimi çıkaramadığımı yazmıştım.

Tabii kendimi yazdım ama ben yalnızca bir örneğim, benimle birlikte çok sayıda insan perişan oldu.

Dün erkenden kalktım, hedefim Araç Kayıt Dairesi açılırken ilk numaraları alıp, işimi erken bitirmekti.

Daireye gittiğimde bir de ne göreyim grev varmış... “Yok biz bu seyrüseferi çıkaramayacağız” dedim.

Gitmişken grev yapan çalışanlarla kahve içtik sohbet ettik.

Çalışanlardan birisi, “Sen zannediyorsun insanların böyle ezilmesi, çile çekmesi hoşumuza mı gidiyor? Bundan en çok rahatsız olan biz çalışanlarız” dedi.

Uzun yıllar dairede çalışan birisi, “Buradaki sıkıntılar nedeniyle ben kalp krizi bile geçirdim, hatta ciğerlerim de rahatsızlandı” diye konuştu.

Tüm çalışanlar çok üzgün ve mutsuz...

Sinirlenen vatandaşlar, karşılarında gördükleri çalışanlara yükleniyor, demediğini bırakmıyormuş.

“Her gün stres çekiyoruz burada, insanlar sırada beklerken, of puf çekerken bazen kalkıp tuvalete gitmeye çekiniyoruz. İki sokum ekmek yemek için yan tarafa geçemiyoruz” diyor çalışanlar.

Eski, sağlıksız, dökülen bir binada çalışmak bir dert, ağır iş yükü bir dert, yetişemedikleri vatandaşlardan duydukları laflar, hakaretler başka bir dert. Hak verdim onlara, zaten halk da biliyor onların suçu olmadığını ama önünde bulduğuna yükleniyorlar. Çalışanları dinleyince kendi seyrüsefer derdimi unuttum, kalktım gittim.

“Bugün perşembe, öğleden sonra gider yaptırırım” dedim, öyle de yaptım; işimi yapmak yine bir saatime mal oldu ama yapacak bir şey yok…

KTAMS yetkilileri, dünkü grevde basına konuşurken sözü, bakanların makam araçlarına getirdi.

Araç Kayıt Dairesi’ndeki sorunların çözülmesini yıllardır beklerken, bakanların lüksü için makam aracı aldığını belirtip, bu durumu eleştirdiler. Bakanların makam araçları her sorunu olan kesimin tepkisini çekti.

Ülkede devletin yerine getirmediği, getiremediği çok fazla yükümlülük var.

Devlet, sosyal devlet olma özelliğini yitirmiş durumda... Devlet okulları dökülüyor, hastaneler dökülüyor...

Daha dün yazdık Gazimağusa Hastanesi’nde iki yıldır kalp ultrasonu yok, 2017’ye kadar da olamayacak.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde klimalar, asansörler çalışmıyor, ilaç bulunamıyor.

TÜK batmış, kurtarmak için fon konuldu, bedelini vatandaş ödüyor…

Tek tek sorunları sıralamaya gerek var mı, sorunsuz bir yanımız yok…

Şimdi bu kadar sorun varken siz kalkıp da 2 milyon TL’ye, 17 adet lüks makam aracı alırsanız herkesin gözü üzerinizde olur tabii ki.

Geçmişte benzer bir olay yaşandığında bir bakan bana, “Siz gazeteciler ve bazı vatandaşlar, konuları bir birine karıştırıyorsunuz. Ülkedeki tüm sorunları aynı torbaya koyarak değerlendirme yapmak olmaz. Sorunlar, yapılacak işler ayrı ayrı ele alınır” demişti.

“Başka bir yerde sorun var ve parası bulunamamışsa bakanlar bisiklet mi kullansın?” diye sormuştu.

Bu konuşma hiç aklımdan çıkmadı...

Dünyada bisiklet kullanan başbakanlar, bakanlar var, lüks olmayan otomobiller kullanan, kendi aracıyla gidip gelen devlet yöneticileri de var...

Kimse bakanlarımıza “bisiklet kullanın” demiyor, “makam aracı kullanmayın” da demiyor, “o lüks araçlardan inin” de demiyor.

Ancak ülkenin en zor zamanlarında toplu halde tam 17 tane makam aracı almak gerçekten abartmadır.

Bozulan, onarılamayacak durumda, çok yıpranmış olanın yerine bir tane yeni alsanız, 6 ay, bir yıl sonra yıpranan başka bir tanenin yerine başka bir tane alsanız size kimse bir şey demeyecek.

Bakansınız, tabii ki bir aracınız olacak, kabul ettik konforu da olacak, korunabileceğiniz, yurt dışından gelen misafirinizi taşıyabileceğiniz bir aracınız olacak.

Ancak toplu halde hepsini bir tarafa koyup, tümünü yenilemek tepki çeker tabii ki.

Şu yukarıda anlattığım bakanın söylediği, “konuları bir birine karıştırmayın” sözüne bir cevabım olmuştu.

“Devlet bütçesi tekse ve saydığınız tüm ödemeler o bütçeden yapılıyorsa, onun içinde bizim vergilerimiz de varsa, konuları bir birine karıştırmış olmayız sayın bakan. Devletin bütçesinden çıkan para önceliklere, acil ihtiyaçlara, halkın yararına kullanılmalıdır” dedim. Yine de öyle düşünüyorum...

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş Bey, “Bu arabalar kişilere değil, devlete alınmıştır” diyor.

Devlete alınıyor tabii, sorun da odur ya, devletin en imtiyazlı kesimine alınıyor.

Devlette öncelik vererek harcama yapabileceğiniz o kadar çok acil yer var ki, hali hazırda araçları bulunan bakanlara top yekün araç almak neresinden bakarsanız bakın sorun olur, göze batar.

“Devlet için alındı kişiler için değil”, çünkü bu araçları şeytanlar kullanacak insanlar değil. Gerçekten hiç zamanı değildi, üstelik vergi mükellefi vatandaşın da hesap sorması, tepki koyması en doğal hakkıdır.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.