KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

19.02.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Siyasilere ve siyasete neden güven azdır?

Kamuoyu yoklamalarında siyasete ve siyasiye olan güven düşük çıkıyor.

Üstelik de her yapılan yeni ankette güven daha aşağıya iniyor.

Göç Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi’nin yaptığı ankette de hem hükümete hem de meclise olan güvende düşüş olduğu görülüyor. Peki bu bir sürpriz midir?

Politikacılara olan güvenin düşük çıkması beklenmeyen bir durum mudur? Değil tabii ki…

Ankette çıkmasa da bunu çok iyi biliyoruz. Siyasiler sürekli olarak vatandaşları hayal kırıklığına uğratıyor.

Tepki daha fazla iktidarda olanlara yöneliktir ama yıllardır aynı şey oluyor, hükümette bulunanların başarısızlığı tüm politikacılara mal ediliyor.

Her zaman söylerim, genelleme yapmak, herkesi aynı potada değerlendirmek haksızlıktır, mutlaka aralarında ilkeli olanlar vardır.

Üstelik parlamento dışında olup da iyi çalışmalar yapan, farklılığını ortaya koyan politikacılar olduğunu biliyoruz.

Genelleme yapmak hata olsa da, şu anda iktidarda olup da dededen kalma yöntemlerle iş yapmaya kalkışan, hatta bazen eskiyi bile aratan siyasilerle, bu göreve talip olanlar çok farklı şeyler söyleyemiyor.

Belki “farklı bir şey söyleyemiyor” demek haksızlık olur, değiştireyim; farklı da olsa söyledikleri, halk farklı bir şey yapacaklarına inanamıyor.

Bizde maalesef politikacıların muhalefette söyledikleriyle iktidara geldiklerinde yaptıkları örtüşmüyor, bu da tabiatıyla güven bunalımı yaratıyor.

Maalesef gelen giden tüm partiler, kurulan tüm hükümetler hemen hemen aynı sorunlarla uğraşıyor ve hemen hemen tümü de bu sorunları çözemiyor, hep aynı yerlerde tökezliyorlar.

Tüm partiler iktidara geldiğinde partililerinin baskısından kurtulamıyor. Partiler önce kendi camiasını partizanca menfaatlerle memnun etmeye çalışıyor, bu da tabii ki haksızlığa, adaletsizliğe neden oluyor.

İktidara gelenlerin birçoğu, “Artık güç bende, ne istersem yapabilirim” diyor ve yapıyor da.

Yasalara, anayasaya rağmen icraatlar yapılıyor.

İktidarda olmanın verdiği özgüvenle despot hale de dönüşebiliyorlar.

İktidara gelen parti, birçok kritik görevi hak edenleri, bu işin uzmanlarını getireceğine partizanca atamalar yapıyorlar...

O makamı hiç hak etmeyen, orada başarılı olabilecek bilgi, beceri ve vizyona sahip olmayan kişiler geliyor.

Böyle olunca da bırakın verimli olmayı, bulundukları yeri daha da geriye götüren, batıran kişiler görebiliyoruz.

Makamlara veya başka bir göreve getirilen kişiler, devlete, topluma hizmet edeceğine sürekli olarak partinin ve partililerinin menfaatini düşünüyor.

Alınan kararlar sorunları çözmeye yönelik değil, günü kurtarmaya yönelik popülist icraatlar oluyor...

Elini taşın altına koyarak, tepkilerden çekinmeden, halka da anlatarak, sorunları kalıcı çözmek yerine “ne yapayım da bir sonraki seçime yatırım olsun” mantığıyla hareket ediliyor.

Böyle olunca da ülkede bir kısır döngü oluyor, dönüyor dolaşıyor aynı sorunları yaşıyoruz.

Sanki hiçbir şey değişmiyormuş gibi geliyor bize.

Politikacılar ise sürekli konuşuyor, sürekli küçük işlerle şov yapıyor, yapması gereken işleri yaptıklarında sanki de çok büyük bir iş yapıyormuş gibi sunuyorlar.

Görevleri olan, yapması gereken işleri yaptıklarında haber olmasını, gazetelerde yer almasını, televizyonlarda gösterilmesini istiyorlar, halbuki bu onların görevi.

İnsan görevini yapıyor diye haber olur mu, sırf görevini yapıyor diye ekstradan takdir bekler mi?

Bunlar o kadar sırıtıyor ki, artık siyasiler toplumun gözünde karikatürize olmuş durumda...

“Peki meclise güven neden azaldı?” diyebilirsiniz? Tabii ki parlamento politikacılardan oluştuğu için...

İktidarda olanlara yönelik tepki, meclise genel bir öfkeye dönüşüyor.

Komisyonlara havale edilen konuların sonuca bağlanamaması, tatmin edici sonuçlar çıkmaması, yapılan yasaların pratikte uygulanmaması, beklenen bazı hayati yasaların sürekli mecliste bekletilmesi ya da geri çekilmesi, hep bunlar meclise olan güveni de sarsmaktadır.

Böyle olunca da mecliste gerçekten çalışan, komitelerde ya da genel kurulda çaba harcayanların da emeği, yaptıkları da görünmez oluyor.

Yani anlayacağınız, “yukarıdan aşağıya menfaat sağla, aşağıdan yukarıya oy gelsin” sistemi tıkanmış durumdadır, adaletsizdir, verimsizdir, yararsızdır, ülkenin ve halkın menfaatine değildir.

Politikacıların anlayamadığı bir şey var, 100- 200 kişiye menfaat sağlayıp, oyunu alacağını sanırlar ama binlerce insanın nefretini kazanırlar.

Ha bir de iktidarda olanlar, o koltuklardan kalkana kadar eleştirileri anlamazlar, normal karşılayamazlar, özeleştiri yapamazlar, mesela bu yazdıklarımı düşmanlık ya da garez sanırlar, halbuki bunlar gerçeklerdir...

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.