Cyprus Today sol
  • 22 Kasım 2017, Çarşamba 8:30
AliBATURAY

Ali BATURAY

“Su baskını olmaz” dediniz, ben de bir yere yazdım

Bu ülkede birçok korkumuz var... Mevcut korkularımıza her gün yenileri de ekleniyor ama bizim zaten eski bir korkumuz var. Su baskını… Evet, son yıllardaki korkularımızdandır su baskınları...

Bir taraftan yağmur yağsın diye dua ederiz, diğer taraftan “Acaba su basar mı bizi?” diye korkarız.  Ne yapsak da su basmasa bizi? Mesela yağsın, uzun süreli yağsın ama ağır ağır, sindire sindire yağsın isteriz... Bizi su basmayacak kadar yavaş ve derinden yağsın...

Ne ilginç değil mi? Doğadan korkuyoruz aslında, doğanın intikamından... Doğal dengeyi bozmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Acımasızca hem kirletiyor hem de katlediyoruz; dereyi, tepeyi, dağı, göleti, ormanı...

Yeşil düşmanıyız, yeşil görmeye dayanamıyoruz, her tarafı binalarla dolduruyoruz. Doğal dengeyi sağlayacak bitki örtüsünü, canlı varlıkları, kuşları, yılanları, böcekleri ve daha birçoklarını yok etmekten geri durmuyoruz.

Av hayvanlarının azaldığı söyleniyor, nasıl azalmasın ki, yaşam alanları her geçen gün daralıyor. Hayvanlar ve bitkilere neredeyse yaşam alanı bırakmadık... Sıra sıra, koca koca binalarımızı yaparken yağmur suyunun nasıl akıp gideceğini hesaba katmıyoruz...

Dere yatağının önüne de üzerine de bina yapıyoruz. Bataklık alanlara bile bina yapmaktan çekinmiyoruz. Sit alanıymış, orada tarih yatarmış, bölgede endemik bitki veya hayvan varmış, hiç umurumuzda değil. Vahşi bir şekilde yok ediyoruz.

Doğal dengeyi bozduğumuz için birçok sorunla boğuşuyoruz ama açgözlü tavrımız, bitmek bilmez isteklerimiz, hırslarımız nedeniyle, bu sorunları neden yaşadığımızın bile farkına varamayız. Doğaya daha saygılı olsak, doğal felaketleri daha hafif atlatacağız ama inadına saldırgan davranıyoruz.

Kentler içinde suyun akıp gidebileceği zemini dahi yaratmaktan aciziz. Ya da doğanın gücünü hesaba katmıyoruz, örneğin bir sel suyunu taşıyamayacak, yetersiz kalacak alanlar bırakıyoruz. Tabii ki sonuç felaket oluyor. Peki yaşadığımız felaketler bize ders oluyor mu, ona göre tedbirler alıyor muyuz?  Ne gezer? Ne yaşarsak yaşayalım ders almıyoruz. O kadar çok şey konuşuyor, masaya yatırıyor, çözüm önerileri ortaya koyuyoruz ama iş icraata gelince erteliyoruz, hep ileriye öteliyoruz, ta ki yeni bir felaket yaşayana kadar.

Evet bazı yerel yönetimlerin hatası var ama tüm suç yerel yönetimlerin değil, esas ülkeyi yönetenlerde irade yok… Kararlılık yok, niyet yok, irade yok… Ne var? Çok lâf var, boş laf var, popülizm var... Hep tedbir alınacağı söylenir ama ya hiç yapılmaz, ya da göstermelik dostlar alışverişte görsün misali göz boyanır... Gözümüzü boyarlar ama göz boyama işleri felaketlere dayanamaz, dayanmadığını da gördük...

Geçmişte derelerin içine, ya da önüne yapılan binaların yıkılacağı söylenmişti, kaç bina yıkıldı sizce? Öyle irade kimde var ki? Kim yıkacak? Peki ne olacak? Yeni ve büyük bir felakete kadar her şeyi unutacağız, sonra felaket bizi bulunca, ah- vah çekecek, yine tedbirleri konuşmaya başlayacağız.

Uzmanlar uyarıyor, tüm kentlerde altyapısal sorunlar olduğunu söylüyor... Uzmanlara göre, altyapıların ciddi şekilde elden geçirilmesi gerekiyor ama belediyelerin çoğu yolları yamalamakta bile zorluk çekiyor. Hükümetler de bu konuda üzerine düşen görevi yapmıyor. Yani diyorsunuz? Yani su baskınlarına hazır olun, çünkü bizim öyle ders çıkarıp da ciddi tedbirler alacağımız yok.

Yok yok durun, altı ilçemizin belediye başkanları iddialı, gerekli tedbirleri almışlar artık su baskını olmayacak. Hepsini de çok seviyorum ama “Büyük lokma yiyin, büyük lâf etmeyin” diyorum onlara. Kiminizin sizden de önce eciş bücüş edilmiş kentlerinize başkan da olsanız fazla güvenmeyin, kefil olmayın. “Su baskını olmaz” dediniz, ben de bir yere yazdım. Ümit ederim ki sizin dediğiniz olur ve su basmaz ama basarsa size hatırlatırım...

Ben yine ağır ağır, sindire sindire yağmur yağmasını, bizi su basmayacak kadar yavaş ve derinden yağış olmasını diliyorum. Yapacak bir şey yok. Ne yapayım, bugüne kadar yaşadıklarımız bizi böyle düşündürüyor, önyargılı yapıyor. Sakın “haksızsın” demeyin, acı tecrübelerimiz bizi böyle yaptı.

Ha, bu arada merak ediyorum, erken seçime hazırlanan partiler bu sorunu da gündemine alacak mı? Yoksa “Bu iş yerel yönetimlerin işidir” deyip topu başka tarafa mı atacaklar?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 28 18 7 3 34 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 28 16 5 7 18 53
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 28 16 5 7 15 53
4 BİNATLI YSK 28 14 7 7 19 49
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 28 11 11 6 8 44
6 BAF ÜLKÜ YURDU 28 11 8 9 14 41
7 LEFKE TSK 28 12 5 11 11 41
8 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 28 13 2 13 2 41
9 CİHANGİR GSK 28 11 6 11 2 39
10 TÜRK OCAĞI LİMASOL 28 12 2 14 2 38
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 28 10 7 11 3 37
12 GENÇLİK GÜCÜ TSK 28 10 2 16 -25 32
13 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 28 8 7 13 -15 31
14 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 28 5 8 15 -32 23
15 YALOVA SK 28 5 7 16 -21 22
16 OZANKÖY SK 28 4 7 17 -35 19
yukarı çık