KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

04.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Tartışmayı bile bilmiyoruz

Bazen “Keşke şu sosyal medya hiç olmasaydı” diyorum.

Bakıyorum da o mecrada yapılan birçok tartışmanın seviyesi çok aşağılarda.

Kişiler bir birlerine karşı çok ağır küfürler yağdırıyor.

Herkes aklına eseni yazıyor, iddia edilenlerin çoğu gerçek dışı, birçoğu bilgisizce yazılmış…

Çok kısa süre önce gerçekleşmiş olayları dahi unutacak kadar hafıza yoksunu ürünler var…

Zaman zaman çıkış noktası haklı dahi olsa, sonra karşısındakinin seviyesine inerek, ondan faksız hale dönüşüyor insanlar…

Sosyal medyada inanılmaz derecede yargısız infaz var…

Nefret suçları zirve yapmış durumda…

Klavyeye sarılan sanki bu mecrada aklına geleni, istediğini yazabileceğini ya da video aracılığıyla söyleyebileceğini sanıyor…

Sosyal medyada (internet ortamında da diyebiliriz) herkes her istediğini çalabileceğini ve gönlünce onu sayfasında yayınlayabileceğini düşünüyor…

Bilişim yasasının halen geçmemiş olması istismarcıları cesaretlendiriyor.

Mesela Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sosyal medyada modacı Barbaros Şanşal’ın sınır dışı edilmesini engelleyememekle suçlanıyor.

Neredeyse “Barbaros Şansal’ı Cumhurbaşkanı Akıncı sınır dışı etti” diyecekler.

Ülkede parlamenter sistem var, ülkeyi Cumhurbaşkanı değil, bakanlar kurulu yönetiyor.

Ülkemizde başkanlık sistemi yok ki…

Bilmeden (ya da bildiği halde çarptırarak), cumhurbaşkanı sanki de hükümetin başıymış gibi suçlamalar yapılıyor.

Üstelik de cumhurbaşkanının bu konuda çok objektif bir açıklama yaptığı günde geliyor eleştiriler…

Bakıyorum da öfkesine kapılanlar, haklı noktada başladığı tartışmada karşısındakinden beter duruma düşüyor.

Hani diyoruz ya, “Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” diye, hiç kimse buna uymuyor.

Kendi durduğumuz noktadan baktıkça ve hep kendimizi haklı gördükçe, karşıyı hep düşman ve haksız diye niteledikçe doğruyu bulmamız, gerçek bir tartışma ortamı yaratmamız imkansız...

Bundan birkaç yıl önce gazeteyi arayan birisi yaptığımız bir haberden dolayı küfürler yağdırıyordu.

Telefona bakan muhabirimizin asaplarını bozacak denli ağır küfürler ediyordu…

Baktım muhabirin sesi yükseldi; “Küfür etme dedim sana” dedi.

Ben işin iyi noktaya girmeyeceğini anladığım için, “Bağla bana telefonu” dedim ama ok yaydan çıkmıştı…

“Anama küfretme dedim sana” diye patlayan muhabirimiz, “Ben de senin ananı……” diye başlayıp arkası gelen o küfrü sarf etti.

Çok sinir oldum, onu yanıma çağırdım.

“Niye küfrettin adamın anasına? En sevmediğim şeydir, büyük hata yaptın” dedim.

Muhabir, “Ama abi bilmeden kızıyorsun, önce o benim anama küfretti, hatta tüm gazete çalışanlarının analarına, seninkine bile…” diye kendisini savundu…

“Yani gerekçen bu mu?” diye sordum.

Muhabir ısrarlıydı; “Kusura bakma abi, annem benim bu dünyadaki en değerli varlığımıdır, söz söyletmem ona. Benim annem melektir, en kutsal şeydir benim için” dedi.

Ben de ısrarlıydım ve sordum ona; “Peki senin annen değerlidir de onunki değil midir? O adam beş para etmez olabilir ama annesinin suçu nedir? O da kutsal bir anne değil midir? Tüm anneler değerli değil midir?” diye sordum.

Durdu, hiçbir şey söyleyemedi.

Konuşmaya devam ettim: “Şimdi sen onun seviyesine inmedin mi? Ne farkın kaldı ondan? Annene küfür edilmesini istemiyorsun ama sen başkasının anasına küfrediyordun…”

Muhabir, “Bunu hiç düşünmemiştim, haklısın abi, özür dilerim” dedi.

Ne kadar haklı olursan ol, karşıdaki yanlış yapan kişinin seviyesine inersen ondan farkın kalmaz.

Bize yapılmasını istemediğimiz şeyleri biz başkasına yaparken, ne yaptığımızın farkında mıyız acaba?

Tartışma deyip geçmeyin, tartışmanın bile bir adabı vardır, tartışmak da bir kültür işidir.

Tartışma, “birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma sanatıdır”, kırmadan, dökmeden, cinayet işlemeden, aşağılamadan, küfretmeden, yalana- dolana başvurmadan,...

Bilgisiz insanlar, kültürden nasibini almamış olanlar tartışamaz zaten, ancak bir birine bağırır...

Karşılıklı değilse ve sosyal medyadan yazıyorsa bile kişi, klavyeler aracılığıyla bir şekilde yine de bağırmanın, küfretmenin, suçlamanın yolunu bulur.

Bağırmak tartışmak değildir, söyleyecek şeyi olmayan ya da söyleyecek şeyi kalmayan bağırır...

Bir süreden beridir yapılanlara bir dönüp bakın isterseniz, tartışmayı bile bilmediğimizi göreceksiniz.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.