HUNKAR SAG GIYDIRME
8 MART ÖZEL
Ali BATURAY

Ali BATURAY

15.01.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Umut her zaman iyidir

İyimserlik mi iyidir yoksa kötümserlik mi?

Ya da olumsuz tarafından soralım.

İyimserlik mi kötüdür, yoksa kötümserlik mi?

Kötümserlik de, iyimserliğin fazlası da faydalı değildir.

Kötümserler genellikle kendilerinin kötümser olduğunu kabul etmez, onlar kendilerini temkinli ya da ölçülü diye tanımlarlar…

Bana göre aşırı iyimserler gerçeklerden uzaklaşır, tabii kötümserler de…

Her şeye pembe gözlüklerle bakarsak, kendimizi kandırmış oluruz, bizi bekleyen tehlikelerin, tehditlerin de farkına varamayız…

Elbette kötü olaylar karşısında, oturup da ağlamak yerine, onlardan ders çıkarmak iyidir, yararlı bir davranıştır ama Pollyannacılık, günümüz çetin şartlarında insana her zaman fayda getirmez.

Tabii her şeye kara gözlüklerle bakıp, hiçbir şeyin iyi tarafını görememek, hep kötü bir şeyler aramak, sürekli kuşkucu olmak da iyi değildir, çünkü bu da hayattan tad almanızı engeller.

Her şeyi kötü yanıyla ele almak, hep en kötüyü beklemek, her şeyi kötüye yormak, kötümserlikten dolayı karamsarlık içinde yüzmek, bedbin, pesimist bir ruh hali, iyi bir ruh hali değildir.

Hayatımız boyunca herkese, her şeye kara gözlüklerle, kuşkuyla bakamayız, her şeyin altında bir çapanoğlu arayamayız, o zaman çok mutsuz oluruz.

Dünyada güzellikleri görememek, güzel anların tadını çıkaramamak ne kötü değil mi?

Beni tanıyanlar “iyimser” birisi olduğumu söylerler...

Hatta “iyimserliğin” dozunu kaçırıp, “saflık” sınıfına girdiğim zamanlar olduğunu söyleyenler de var.

Doğrudur, ben önce olaylara hep iyi tarafından bakarım, bardağın dolu tarafını görmeyi tercih ederim ve öyle de yaparım…

Ufacık bir umut bile beni mutlu eder, hayata daha sıkı bağlanmama fayda sağlar…

Her şeye iyi tarafından bakmak bazen kötü olanı görmemi engelleyerek beni yanıltsa da ben iyimserliğin kötümserlikten daha iyi olduğuna inanıyorum.

Bana göre dünyayı da iyilikler kurtarabilir, kötülükler değil…

Fazla uzattım ama konuyu yine Kıbrıs sorununa ve müzakerelere bağlayacağım.

Cenevre müzakerelerinin kopmadığını, garantiler konusunun 18 Ocak’a ertelenmesinin bize bir umut barındırdığını yazdık ya, bazı kişiler beni fazla iyimser bulduğunu söyledi.

1976’dan bu yana ilk kez harita sunulmasını ya da 58 sene sonra tüm garantörlerin aynı masa etrafında toplanmasını, bunların önemli ve küçümsenmeyecek gelişmeler olduğunu söylememi, “bunlara fazla anlam yüklüyorsun” diye eleştirenler oldu.

Garantörlerden hiçbirinin salondan öfkeli çıkmamasını, masayı terk etmemesini ve yeniden buluşmak için randevulaşmasını olumlu görmenin saflık olduğunu söyleyenler var.

Tüm bunların üzerine Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’la ilgili, daha önce söylemediği farklı şeyler söylemesi ve bazı sınırlarla, verilecek verilmeyecek bölgelerle ilgili yaptığı konuşmadan sonra halen nasıl iyimser olabileceğimizi soranlar var.

Ben bu konulardaki her yazımda “çözüm olacak demiyorum”, “temkinliyim” diyorum ama bazı önemli gelişmelere de bırakın “önemli” diyelim.

Madem ki şimdilik her şey berhava olmamış, bozulmamış, bırakın biraz umudumuz olsun.

Sayın Erdoğan kendi görüşlerini ortaya koydu, bu görüşler, Türkiye Hükümeti’nin görüşleri de olabilir, bu sözler Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın müzakerelerde izlediği stratejinin aynısı da olabilir ancak olmayabilir de…

Politikacılar bazen sağ gösterip sol vurabilir…

Türk tarafının önerileri bunlar olabilir ama pazarlık yapılabilir, masada değişebilir.

Neden hep kötü tarafından bakalım, neden tanınan süre içinde kendi kendimizi yiyelim?

Süreç zaten çökecekse çökecek, yapacak bir şey yok, oturup da çökecek diye ağlayacak halimiz yok ki.

Bana göre, beklentiler ve kazanımlara göre dengeler değişebilir, orta yol bulunabilir.

Kimin neye hayır, neye evet diyeceği konusu bence değişebilirdir…

İster iyimser, ister optimist, ister nikbin, isterseniz de saf deyin, her şey bozulup da müzakere masası resmen dağılmadan, ben az da olsa umudumu koruyacağım.

Fazla beklentiye girecek, gönlümü fazla kaldıracak değilim ama az olsa umut da taşıyorum.

Dikensiz gül bahçesinde değiliz ama umut her zaman insanın kendisini daha iyi hissetmesine fayda sağlar, herkese tavsiye ediyorum.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.