HUNKAR SAG GIYDIRME
Ali BATURAY

Ali BATURAY

23.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yılmayalım, pes etmeyelim

Yaşadığımız sorunlara bakarak, “Başka ülkeler bu sorunları yıllar önce çözdü” diyoruz.

Gittiğimiz ülkelerde bunu görüyor hayıflanıyoruz.

O ülkeler de benzer sorunları yaşadılar ve bu yaşadıkları sorunlardan, deneyimlerinden yola çıkarak çözüm yolları buldurlar.

Yani yaşadıklarından ders çıkararak, benzerini yaşamamak için tedbir aldılar.

Bizim sorunumuz, yaşadıklarımızdan ders çıkaramamaktır.

Mazoşist bir toplum muyuz neyiz, ne yaşadığımız acılardan ders çıkarabiliyoruz ne de sorunlardan.

Aynı şeyleri yıllarca tekrar tekrar yaşıyoruz.

Eminim birçok kişi tekrar duygusu yaşıyordur ama bizim gibi işi olayları, sorunları takip etmek olan gazeteciler bu duyguyu çok daha fazla yaşıyor.

Bir dönem köşe yazarlığını çok aza indirmiştim çünkü tekrarlanan sorunlar beni de tekrara düşürüyordu.

Tekrar duygusu da çok bıktırıcıdır.

Tekrarda monotonluk vardır, umut yoktur, heyecan yoktur...

Sürekli aynı şeyleri yazıyormuşum hissine kapılıp ara vermiştim yazmaya.

Tabii beni birçok kişi eleştirmişti, “Sorunlar devam ederken, tekrara düşüyorum diye yazmamak yılgınlıktır” demişti.

Evet haklıydılar, yılgınlık tekrardan, klişeden de beter bir durumdur, olumsuz bir insan davranışıdır ancak yılgınlığı yaratan da çemberi yırtamamak, tekrardan kurtulamamaktan doğuyor.

Okurlarımız, “Siz yazın, tekrara düşseniz de yazın, başta değişmez gibi görünse de yazdıkça, hataları, kusurları tekrarladıkça bir şeyleri değiştireceğiz” diyordu. Haklıydılar tabii ki.

“Nasıl olsa hiçbir şey değişmez” mantığı pes etmekle eş anlamıdır.

Pes etmek, bize biçilene razı olmak ise ülkeyi yönettiğini zannedenlerin tam da istediği şeydir.

Halbuki bize biçilene razı olmak değil, hak ettiğimizi elde etmek için mücadele etmeliyiz.

O nedenle tekrar yazmaya karar verdim…

2004’teki “Annan Planı Referandumu’na destek”, yalnızca ülkeyi birleştirme isteği değildi.

Evet ağırlık çözüm bulunması, ülkenin uluslararası hukukun içine girmesi, legal bir düzen içindi ama yaşadığı kısır döngüden, sosyal ve ekonomik sorunlardan, haksızlıklardan, adaletsizliklerden bıkanlar da çoktu.

Değiştiremediği kaderini bu kez belirlemek için eline gelen fırsatı kullanma isteğiydi.

Referandum bir güçtü halkın elinde, ülkeyi yönetirken canını yakan, ona yaşanır bir hayat sunamayanlardan bir nevi intikam almaktı.

Bir arkadaşımla konuşurken, “intikam demeyelim” dedi.

“Evet diyenler ders vermek istemiş olabilir” diye bir değerlendirme yaptı.

Evet “intikamı” ben de hiç sevmem, gerçekten de “ders vermek” daha uygun bir kelime olabilir.

Arkadaşım, “Yalnızca bizi yönetenlere değil, hatta bize ambargo uygulayanlara da, belki de bizi küçümsediğini ve nimetleri paylaşmak istemediğini fark ettiğimiz Rumlara da bir ders vermek istemiş olanlar var” dedi. Kim bilir belki de öyleydi.

2004’teki şartlar yok bugün, birçok şey değişti.

2004’teki çözüm dinamikleri bugün o kadar etkili değil, örneğin Avrupa Birliği o dönem itici bir güçtü ama bugün öyle bir etkisi yok.

Çözümden beklentiler daha değişik ama Kıbrıslı Türklerin tıkanmışlığı halen sürüyor.

Yıllar geçiyor, daha ileriye gideceğimize, geçmişi özler duruma düşüyoruz.

Bugün de sanki hayatımızı değiştirecek bir atlım olamayacak gibi geliyor bize.

Sürekli aynı sorunları yaşamak ve çözüm bulamamak bıktırıcı boyutlara ulaştı.

Bugüne kadar iktidara gelmemiş partilere haksızlık yapmak istemiyorum ama yıllardır süren başarısızlıklardan dolayı vatandaşlar, sanki bu ülkeyi kimse iyi yönetmeyi başaramayacakmış gibi düşünüyor.

Böyle düşünmesini gerektirecek çok şey yaşadı çünkü.

Ancak değiştirmekten korkulmamalı, sürekli değiştirerek doğruyu bulmaya çalışmalıyız.

Tabii ki Kıbrıs sorununun çözülmesi en büyük değişimdir.

Yeni bir çözüm referandumu, yeni bir umuttur...

Kıbrıs’ta yapılacak bir çözümün bize fayda getirmeyeceğine inananlar, şimdiki durumdan memnun mu acaba?

Nasıl bir çözüm olması gerektiği konusunda ayrıntılarda boğulmayacağım.

“Nasıl isterse olsun da çözüm olsun” diyecek de değilim ama bir çözüme ihtiyacımız var, ona eminim.

Söyleyin bana, şimdiki hayatımız da hayat mıdır, yaşadığımız, bize reva görülenler hak ettiklerimiz midir?

Bu düzeni değiştirmek için yılmadan, pes etmeden mücadele verelim, “Kıbrıs’ta çözüm” opsiyonumuzun kıymetini bilelim.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.