KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Ali BATURAY

Ali BATURAY

30.11.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Yok, bir şey diyecek değilim!

Girne dağ yolundaki ölümlü trafik kazasıyla ilgili yazmak istemiyorum aslında ama başka bir şey yazmak da gelmiyor içimden...

Bazı olaylar karşısında birçok şey anlamını yitiriyor.

Üç vatandaşımızın ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının ardından yüreğimize hançer saplandı sanki, bambaşka duygular içerisindeyiz.

Kimseyi eleştirecek değilim bugün.

Kimseye bir şey yazmayacak, kimseye bir şey söylemeyecek, kimseye sorumluluğunu hatırlatmayacağım...

Televizyonlarda ve sosyal medyada herkes bir şeyler yazıyor...

Tepkiler, eleştiriler çığ gibi...

Ben bir şey yazmayacağım.

Yıllardır yazacağımızı yazdık, fazlasıyla konuştuk, tekrara düşerek, kendimizi tekrarlayarak yazdık da yazdık, konuştuk da konuştuk...

Bitti, söyleyeceğimiz de yazacağımız da bitti...

Artık bir şey söylemek de yazmak da istemiyorum.

Yazsak ne olacak, söylesek ne olacak?

Bu saatten sonra aynı şeyleri tekrar etmenin kime bir faydası dokunacak?

Birçok kişi acılı, birçok kişi öfkeli, böyle bir ortamda dilime de kalemime de sahip çıkmanın daha doğu olduğuna karar verdim...

Okul yolunda öğrencilerin uğradığı kazanın sonuçlarına gerçekten de yürek dayanmaz.

Ne büyük bir acıdır bu böyle?

Çocuğunuzu yatağından kaldıracak, kıyafetini giydirecek, kahvaltısını yaptıracak, gururla başını okşayacak, minibüse koyup okula göndereceksiniz ve kısa süre sonra size ölüm haberi gelecek.

Ne yakıcı, ne kahredici bir durumdur bu böyle...

Kimse böyle bir acı yaşamasın...

Muhabirimiz İsmail Volkan, hastane önüne, ölenler ve yaralananların yakınlarının haykırışlarına tanık olması nedeniyle, hayatındaki en zor günlerden birisini yaşadığını söyledi.

Gazeteye sapsarı bir suratla geldi, gün boyu da tanık olduklarının etkisinden kurtulamadı.

Evlatlarından iyi haber almaya gelen insanların hem yetkililerden bir şey duymak istediklerini hem de kötü haber gelecek diye “söyleme” diye yalvardıklarını anlatan muhabirimiz, “Ne tuhaf, ne zor bir durum” dedi.

Evet, evlat acısı acıların en büyüğüdür, tarifi zordur, insana yaşattıkları kelimelerle anlatılmaz...

Öte yandan, insanların yaralı öğrencilere kan vermek için hastanelere akın etmesi çok güzel bir olay.

Neredeyse tüm toplum, bu acıyı kendi acılarıymışçasına hissetti...

Keşke yalnızca kötü zamanlarda değil, her zaman bu kadar yardımlaşabilsek, bir birimizi anlayabilsek.

Rum tarafından da “kan bağışı” yapılmak istenmesi, hekim takviyesi veya benzeri katkılar tavsiye edilmesi, Rum lider Nikos Anastasiadis dahil, devlet yöneticilerinin, siyasi parti temsilcilerinin taziye mesajı yayınlaması, yardım etmeye hazır olduğunu söylemesi güzel şeyler...

Eğer gelecekte ortak bir devlet kurmayı istiyorsak, işte böyle bir birimizin acılarını da hissedebilmeliyiz.

Bugün kimseye kızmayacak, eleştirmeyeceğim ama tatlı tatlı bir tavsiyede bulunayım, ya da bir istekte...

Lütfen, ne olur bu “yaz saatine devam etme, kış saatine geçmeme” konusunda bir şey yapın ve artık vatandaşlarımız, özellikle de öğrencilerimiz zifiri karanlıkta yollara düşmesin.

Ne yola çıkan endişe etsin ne de yakınlarını karanlıkta gideceği yere gönderen...

Saat konusu halkın üzerinde psikolojik bir baskıya, taşınamayacak bir ağırlığa dönüştü.

Bugün çok duygusalım, saçmalayabilir, gereksiz şeyler yazabilirim, o nedenle kısa kesiyorum...

Bunca yıl yazdıklarım ve söylediklerimin üzerine başka ekleyeceğim yok...

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.