Cyprus Today sol
  • 26 Haziran 2017, Pazartesi 9:36
AliBATURAY

Ali BATURAY

 “Yüzde 50 ürün belirsizliği yöntemine” neden inanamıyoruz?

Sebze meyve için yapılan analizlerde “yüzde 50 ürün belirsizliği” yönteminin kullanılması, ülkede büyük endişe yarattı. Tarımsal ürünlerin denetiminde limit üstü kalıntıya rastlanan ürünlerin değerinin yarı oranda düşürülmesini öngören “yüzde 50 ürün belirsizliği yöntemi” bir türlü halkımızın aklına yatmadı. Bu yöntem 6 ay boyunca kullanılmış. Herkes soruyor, “6 ay boyunca zehirlendik mi?” diye. Her kafadan bir ses çıkıyor.

Bazı sivil toplum örgütleri ve bazı duyarlı vatandaşlar, bu yöntemin felaket bir şey olduğunu, insanların zehirlendiğini söylüyor, hükümet yetkilileri ise bu yöntemin Avrupa Birliği ülkelerinde de uygulandığını belirterek, “endişe etmeyin” diyor.

Türkiye’de ve Güney Kıbrıs’ta da bu yöntem kullanılıyormuş... Kafamız karıştı, kime inanacağımızı bilemez hale geldik. Konu mecliste de konuşuldu, Tarım Bakanı, Avrupa Birliği’nde uygulanan bu yöntemden korkulmamasını istedi.

Tarım Dairesi Müdürü de yanlış bir şey yapmadıklarını anlatmak için çırpınıp duruyor, gazetelere demeç veriyor, televizyonları gezip anlatıyor ama halk bir türlü ikna olmuyor. Zaten bakanlık da halktan gelen tepkileri dikkate alarak, uygulamayı askıya aldı. Bu askıya alma, uygulamanın yanlışlığından değil, halkın hassasiyetinden kaynaklamış.  Halka uygulamanın yanlış olmadığını anlattıktan sonra yeniden yürürlüğe girecekmiş…

Peki halk ikna olacak mı? Hiç sanmıyorum.  Halk zaten daha önce yapılanlara da güvenmiyordu.

Halk, siyasilerin kendilerini defalarca aldatmasından, hayal kırıklığına uğratmasından dolayı devlete, hükümete, bürokrasiye güvenemez oldu.

Halktan gizli yapılan ve daha sonra ortaya çıkan birçok anormallik, partizanlık, usulsüzlük, peşkeş, halkta büyük bir güvensizliğe neden oldu.

Yapılan yanlışlıklar, yolsuzluklar tüm çıplaklığıyla ortadayken saklanmaya çalışılıyor.

Yetkililer, ne isterse olsun, hiçbir hata, hiçbir yanlışlığı kabul etmiyor, illa ki her hatanın, her beceriksizliğin, her usulsüzlüğün bir gerekçesi var… Partizanlık her tarafa yayıldı, partililerin yaptığı hiçbir yanlışlık, beceriksizlik, usulsüzlük cezalandırılmıyor.

Borç içindeki politikacılar, bakan olunca tüm borçları ödenebiliyor, insanlar bunu biliyor. Bakan, onlarca trafik cezasını sildirebiliyor. Önemli mevkilere gelenler devlet olanaklarını acımasızca, fütursuzca kullanıyor, halk bunları görüyor.

Hatırlayın, Devlet Laboratuarı’nda çıkan yangın sonrası personel hasta oluyor, laboratuar müdürü neredeyse hayatını kaybedecekti, ciddi tedavi gördü, çalışanlar gruplar halinde Türkiye’ye tedaviye gönderildi ve halka “bir şey yoktur, merak etmeyin” denildi…

Söyleyin bana, bu güvensizlik içinde tarımsal ürün analizlerinde “yüzde 50 ürün belirsizliği yöntemine” nasıl inansın insanlar?

Kafamız karıştı, gerçekten de Avrupa Birliği ülkelerinde bu yöntem kullanılıyorsa bile mutlaka tarlaya ekimden, toplamaya, ilk andan son noktaya, çarşıya çıkana kadar bir dizi başka tedbirler de aranıyor.

Avrupa Birliği ülkelerinde her türlü tedbir, her türlü denetim yapıldığı için insanlar yaptığı işi bu kadar kolay istismar edemiyordur, usulsüz iş yapmaya yeltenmiyordur, o nedenle belki de bu yöntem orada sakıncalı olmayabilir.

Oradaki değer yargıları farklıdır, tarladan başlayarak, daha ekim yapmadan her şey usulüne göre yapıldığından bu yöntem sırıtmıyordur. Yani insanın aklına bunlar geliyor ister istemez…

Tabii bizde bir de Avrupa Birliği’ni kullanma kurnazlığı var. İşimize geldi mi Avrupa Birliği kurallarını, değerlerini, standartlarını kullanıyoruz, işimize gelmediğinde Avrupa Birliği aklımıza gelmiyor.

İşimize gelmezse Avrupa Birliği uyumuna yanaşmıyoruz. Aslında Avrupalı olmak, Avrupa değerlerini benimsemek işimize gelmiyor, çünkü o değerler içinde bugünkü gibi her türlü Alicengiz oyununu oynayamayız.

Biz karar veremedik ki Avrupalı olup olmamaya, bu rehavet, bu hantallık, bu umursamazlık, bu hazırcılıkla Avrupalı da olamayız ki... Şimdi bu sakat sistemimiz içinde “yüzde 50 ürün belirsizliği yöntemi” bize uymaz arkadaş, olmaz, güvenemiyoruz, inanamıyoruz. Belki de bu işi yapanlara haksızlık ediyoruz ama suç bizde değil ki, politikacılar, bürokrasi bizi böyle düşünmeye itiyor.  Geçmişte yaşadıklarımız bizi paranoyak yaptı kimseye inanamıyoruz, haksız mıyız sizce?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 19 12 4 3 20 40
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 20 12 4 4 19 40
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 19 13 1 5 15 40
4 BİNATLI YSK 19 9 7 3 12 34
5 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 19 10 1 8 3 31
6 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 19 7 8 4 3 29
7 CİHANGİR GSK 19 7 5 7 0 26
8 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 19 6 7 6 2 25
9 TÜRK OCAĞI LİMASOL 19 8 1 10 1 25
10 BAF ÜLKÜ YURDU 19 5 8 6 8 23
11 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 19 6 5 8 -1 23
12 LEFKE TSK 19 6 3 10 -5 21
13 YALOVA SK 19 5 5 9 -5 20
14 GENÇLİK GÜCÜ TSK 19 6 2 11 -22 20
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 20 3 6 11 -20 15
16 OZANKÖY SK 19 2 5 12 -30 11
yukarı çık
Pop Up ek