Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

13.03.2017

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Adam gibi adam olunuz

Sanık genç bir kadın imiş. Bu kadın hamile kalmış ve kendisine kürtaj yapılmasına izin vermiş. Genç kadına bir doktor tarafından kürtaj yapılmış. Genç kadın, kendisine kürtaj yapılmasına izin vermek suçu ile itham edilmiş. Aleyhindeki suçlamayı kabul etmiş ve mahkeme onu suçlu bulmuş ve ona, 9 ay hapis cezası vermiş.

Genç kadının kendisine kürtaj yapılmasına izin vermesinin bir suç olması ve mahkemenin, sanığa bu suçtan dolayı 9 ay hapis cezası vermesi, yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.

Bu konuda iki sorunun cevabı aranmaktadır.

1-Bir kadının özgür iradesi ile kürtaj olmasının suç teşkil etmesi doğru mu? Özgür iradesi ile kürtaj olan bir kadına, 9 ay hapis cezası vermek doğru mu?

Bu iki soru çok sayıda kişi tarafından bana da soruldu. Eğer sorulara evet veya hayır şeklinde kısa cevaplar vermem gerekiyorsa, her iki soruya vereceğim cevap, hayırdır.

Hayır cevabını verdikten sonra iki soruya daha cevap vermem gerekir. İşte bu yazımda bu iki soruya cevap vermeye çalışacağım.

2-Mahkeme, genç kadını suçlu bulmakla hata mı etti?

Hayır hata etmedi. Çünkü genç kadının hamileliği on haftayı geçmişti ve ceza kanunu, 10 haftadan sonra kürtaja izin verilmesini, suç olarak düzenlemektedir. Ceza kanununun suç kabul ettiği bir davranışta bulunan bir kişiyi, mahkemenin suçsuz bulması söz konusu olamaz. Yasalar buna izin vermez. Yargıç, bir davranışın suç olarak düzenlenmesinin doğru olmadığı görüşünde olsa dahi bu durum değişmez. Yani mahkeme, ceza kanununu uygulamak zorundadır ve bu olayda uygulamış ve genç kadını suçlu bulmuştur.

3-Mahkeme, genç kadına 9 ay hapis cezası takdir etmekle hata mı etmiştir?

Bu soruya direkt olarak evet veya hayır cevabını vermeden önce yasal duruma bir bakalım. Ceza takdiri konusunda ülkemizin kanunları ile kıta Avrupa’sı hukuku sistemini uygulamakta olan ülkelerin kanunları arasında çok önemli bir fark vardır. Ülkemizdeki kanunlar, suçların yalnızca azami cezalarını belirlemekte, asgari cezaları belirlememektedir. Örneğin, kürtaja izin suçunun cezası kanunumuzda, üç yıla kadar hapis cezası veya 3 Türk Lirasına kadar para cezası veya her iki ceza olarak belirtilmektedir. Halbuki kıta Avrupa’sı hukukunda, suçlar için azami cezaların yanı sıra asgari cezalar da belirlenmektedir. Örneğin, iki yıldan, beş yıla kadar hapis cezası, bin Türk Lirasından, beş bin Türk Lirasına kadar para cezası… Gibi. Asgari cezaların belirlendiği durumlarda, yargıç, ceza takdir ederken, asgari cezanın altında bir ceza takdir edemez. Halbuki ülkemizde, suçların asgari cezaları belirtilmediğinden, ceza takdirinde, cezayı takdir edecek olan yargıç, çok geniş takdir yetkisine sahiptir. Yargıç huzurundaki olgulara göre, azami cezayı da takdir edebilir, azami cezanın altında bir ceza da takdir edebilir, sanığı, şartlı veya şartsız olarak salı da verebilir. Hatta, kanunun para cezası öngörmediği, sadece hapis cezası öngördüğü durumlarda, yargıç, takdirini kullanarak, sanığa, hapis cezası vermek yerine para cezası da verebilir.

Bu yasal durum çerçevesinde mahkeme, takdirini kullanarak sanığa yetkisi dahilinde olmak üzere, 9 ay hapis cezası vermiştir. Mahkeme, sanığa ceza takdir etmeden, sanığı şartlı da salıverebilirdi veya sanığa yalnızca para cezası da verebilirdi. Mahkemenin bu cezasını yalnızca, Yargıtay değiştirebilir veya meclis çıkaracağı bir yasa ile affedebilir.

Sonuç olarak, mahkemenin, suçlu bulma kararı ve takdir ettiği ceza, kanunlar çerçevesinde doğrudur. Ha, ben meclisin yerinde olsam, bu kanunu derhal değiştirirdim. Yargıcın yerinde olsam, bu genç kadına hiçbir ceza takdir etmez, onu şartsız olarak serbest bırakırdım. Çünkü biliyorum ki hiçbir kadın, mecbur olmadıkça, doğacak olan çocuğunun hayatına son vermez. Erkeklere bir çift lafım olacaktır. “Kadınların karınları kendilerine aittir. Bir kadın, sizin çocuğunuzu karnında taşımak zorunda değildir. Ha, taşımasını istiyorsanız, kadına, sevgi göstereceksiniz, saygı göstereceksiniz ve ona karşı olan sorumluluklarınızı yerine getireceksiniz. Yani adam gibi adam olacaksınız. ADAM GİBİ ADAM OLACAKSINIZ. Duydunuz mu?

ADAM GİBİ ADAM. Bir kadın hiç bir erkeğin oyuncağı değildir. Hamalı da değildir.”

 

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

  • Sevilay Sevcan
    13.03.2017

    Muhteşem bir yazı olmuş. Ne zaman, biri, bu olayın sadece konuşmak, dedikodu yapmak, mahkemeyi suçlamaktan ibaret olmayacak bir konu olduğunu farkedecek diye bekliyordum. Teşekkürler Sayın Avukat, teşekkürler Kıbrıs Gazetesi, böyle bir açıklama yazdığınız, kabul edip yayımladığınız için. Kanunlar vardır ve uymak içindir.

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.