KıbrısFm
Vakıflar Sağ
Akacan Holding
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

26.09.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Adli açılış

2016-2017 adli açılışı nedeniyle yapılmış olan törende, Yüksek Mahkeme Başkanının konuşmasını web sitesinden indirdim ve okudum. Konuşma 26 sayfadan oluşmaktadır. Tabii ki tümünün okunup okunmadığını bilmiyorum. Metne sadık kalınıp kalınmadığını da bilmiyorum. Tümünün okunduğunu ve metne sadık kalındığını farz ediyorum.

Öncelikle Yüksek Mahkeme Başkanına teşekkür etmek istiyorum. Teşekkürüm, konuşmasında dava sayılarına ve kaç davanın bitirildiğine ilişkin rakamlara, gereğinden fazla değinmemesinden ve icra ile ilgili ve mahkeme kararlarına uyulması konusunda söylediklerinden dolayıdır.

En nihayet yargıdaki en büyük sorunun, icra sorunu olduğu kabul edilmiştir. Bugüne kadarki konuşmalarda, mahkemelerin bir davayı hükme bağlamaları, o davanın bitirildiği şeklinde telaki edilmekte idi.

Tekrar tekrar söyledim, tekrar tekrar yazdım ve yine yazıyorum ki, bir dava, verilen hükmün yerine getirilmesine değin bitirilmiş sayılamaz. Mahkemenin bir davayı hükme bağlaması, davanın bitirilmesi olarak kabul edilemez. Bir dava hükme bağlandığında, dava yeni başlamış demektir. Hükümle dava başlamaktadır ve hükümde belirtilenler yerine getirilince, dava bitmiş olmaktadır.

Dava sayılarının arttığı herkesçe kabul edilmekte olan bir husustur. Konuşmada sıkça temas edilmekte olan 9/76 sayılı Mahkemeler Yasası, kaza mahkemelerinin toplamda 42 yargıçtan oluşacağını düzenlemektedir. Ancak, konuşma metninden görüldüğü kadarı ile şu anda, kaza mahkemelerinde görev yapmakta olan yargıç sayısı 33’tür. Yani ilgili yasa hemen bugün 9 kaza mahkemesi yargıcı atanmasına olanak vermektedir. Hem de bu atamaların yapılabilmesi için, herhangi bir makamdan izin veya icazet alınmasına gerek yoktur. Bina sıkıntısı nedeniyle, bu atamaların yapılmadığı ifade edilmektedir. Ben bu gerekçe ile hemfikir değilim. Atanacak olan her yargıcın illa ki, kürsülerde hizmet vermesi gerekmemektedir. Konuşma metninde, icrada yeterli denetimlerin yapılmadığından bahsedilmektedir. Her bir ilçedeki kaza mahkemelerinde, icraların başına bir veya birkaç hakim görevlendirilebilir. İddia ediyorum ki, böyle bir görevlendirme yapıldığı takdirde, icra konularında yaşanmakta olan sorunların büyük bir bölümü halledilmiş olacaktır.

Konuşma metninde, yargıç atamaları ve terfileri ile ilgili olarak objektif kriterlerin olduğundan bahsedilmektedir ki, ben asla bu konuda söylenenlerle hemfikir değilim. Yargıç atamalarında, terfilerinde ve nakillerinde, hiçbir objektif kriter yoktur. Denmektedir ki, yargıç atamalarında, aday avukatların yaptıkları duruşmalara filan bakılmaktadır. İddia ediyorum ki, bir genç avukat, başka ofislerde çalışmadığı takdirde, yargıçlık için aranmakta olan 5 yıllık avukatlık süresi içerisinde bir tek davanın dahi duruşmasını yapıp bitiremez, Yüksek Mahkeme’de ise hiç bulunamaz. Bu da demektir ki, yargıç olmayı düşünen bir avukat, kökleşmiş bir ofiste kalıp, çalışmak zorundadır. Böyle bir halin ise, yargı bağımsızlığı ile bağdaşıp bağdaşmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Yargıç adayları hakkında, kaza mahkemesi yargıçlarının ve kaza mahkemesi başkanlarının, rapor verdikleri doğrudur. Ancak, bu raporlara pek de uyulmadığı gözlemlenmektedir. Kaldı ki, bu raporların hazırlanmasında da objektif kriterler olmadığı yadsınamaz. Terfilerde ve nakillerde ise hiçbir kıstas olmadığı gibi, anayasanın lafzına ve ruhuna uygun bir yasal düzenleme de, yoktur. Terfi ve nakillerde, tamamı ile keyfi uygulamalar olduğu iddiaları vardır.

Yargıçların görevden uzaklaştırılmaları ve disiplin işlemleri ile ilgili olarak yasal değişiklik yapılacağından söz edilmektedir. Yıllardır yargıçların disiplinleri ile ilgili düzenlemelerin çağ dışı olduğunu, kişiye göre yorumlanabilecek şekilde düzenlemeler içermekte olduğunu söyledim durdum. Yeterli gayreti ve randımanı göstermeyen yargıçlarla ilgili yasal değişiklik yapılacağından da bahsedilmektedir ki, bu konuda söylenenlerin, yargıçlar üzerinde bir korku ve baskı kurulmasına ilişkin olduğu izlenimini edinmiş bulunmaktayım. Konuşma metninde, mahkemenin kararlarına uyulmaması konusunda söylenenlerle bir yere kadar hemfikirim. Ancak, askıda olan bir konuda yorum yapılmamasına ilişkin olarak söyledikleri ile yüksek mahkeme başkanı kendisi çelişmiş ve kendisi halen askıda olan bazı davaları örnek göstermiştir. Askıda olan davaların örnek gösterilmesi, bir yerde o davalar hakkında, davaları görmekte olan yargıçları etkilemeye yönelik olarak algılanabilir.

Konuşmada sorun olarak ortaya konmuş olan tüm hususlara ilişkin olarak geçmişte hazırlamış olduğum önerilerim olduğunu ve bu önerilerimi, zamanında adliye kurulu ile de, paylaşmış olduğumu ve o zamanlar, hiçbir önerimin dikkate alınmadığını da ayrıca belirtmek istiyorum. İnşallah bundan sonra önerilerin kimden geldiği ile ilgilenmek yerine, önerilerin içerikleri ile ilgilenilir.

Sonuç itibarı ile belirttiklerim dışında, yüksek mahkeme başkanının, açılış konuşmasında yer alan birçok hususla hemfikir olduğumu belirtir kendisine teşekkür ederim. En önemli ve acil konulardan birisinin de, sabah sabah tüm avukatları mahkeme binalarına toplayarak onların boşuna zamanlarını çalmak olduğunu belirtmek isterim. Yargıçlardan da ricam, mümkün mertebe, dava ve istida iptallerinden vazgeçmeleridir. İnanınız ki, asap bozmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır. Her kim olursanız olunuz, icraatlarınızda, geçmişinizi unutmadan ve hatırlayarak hareket etmek birçok sorunu çözecektir.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.