Cyprus Today sol
  • 18 Eylül 2017, Pazartesi 8:33
Av. HasanSÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

Bağımsızlık madalyonu

Geçen haftaki yazımda, kırk yılda bir balık yemek için gittiğimiz lokantada balığın, boğazımda kaldığını anlatmıştım. Bunun yanı sıra, KKTC Devletinin şekli ve nitelikleri ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal düzenlemelerden de bahsetmiştim.

Yine, Anayasanın, KKTC Devletinin şekli ve nitelikleri ile ilgili ilkeleri teminat altına alabilmek için, bir takım düzenlemeler yaptığından ve bu düzenlemeler arasında, bazı organlara, bağımsızlık verilmesine ilişkin düzenlemelerin de yer aldığından bahsetmiştim.

Bir organa bağımsızlık verilmesinin temel gerekçesi, bağımsız organda görev yapacak olanlara, ayrıcalıklar tanımak veya bağımsız organda çalışanları, bağımsız organı yönetenlerin insafına terk etmek değildir.

Dikkat ediyorum, anayasanın bağımsızlık tanıdığı organlar adına açıklamalar yapıldığında, ilk söylenen sözler arasında, “…bağımsız organdır. Bu organa, kimse emir veremez talimat veremez.” Anlamında sözler muhakkak yer almaktadır. Bu tür açıklamalardan murat edilen veya bu açıklamalarla yaratılmak istenen algı şudur; “biz bağımsız bir organız ve istediğimizi yapmakta serbestiz.” Bu böyle olduğu için de örneğin; Geldiğimiz noktada, ortaya çıkan durum veya halkın çoğunluğunun algıladığı durum şudur;  Kendilerine bağımsızlık tanınan yargıçlar ve bağlı bulundukları daireye bağımsızlık tanınmış olan savcılar dokunulmazdırlar. İstediklerini istedikleri anda tutuklayabilirler, onlara karşı hiçbir şey yapılamaz.

Şu ana kadar anlattıklarım madalyonun bir yüzüdür. Yani, bağımsız organda görev yapmakta olanların, dıştan nasıl algılanmak istediklerine ve algılandıklarına ilişkindir. Bir de, bağımsız organda görev yapanların durumuna bakmak lazımdır. Anayasa, bağımsızlık tanıdığı organların bağımsızlıklarının korunabilmesi ve siyasilerin bu organlara müdahale etmemelerini sağlamak için de bir takım düzenlemeler yapmış veya bu gibi düzenlemelerin, yasama organı tarafından yapılmasını emretmiştir.

Geçen hafta yarım kalan konumuz dıştan bu kadar geniş yetkilerle donatılmış gibi algılanan yargıçlar ve savcılar olduğuna göre, onların yasal ve tatbikattaki durumlarına bir bakalım.

Yargıçlarla ilgili olarak oluşturulan kurulun adı, yüksek adliye kurulu, savcılarla ilgili oluşturulan kurulun adı, yüksek savcılar kuruludur. Yargıçları, atayan, görevlendiren, nakleden, terfi ettiren, disiplin işlerini yapan yüksek adliye kurulu, savcılara ilişkin bu işleri yapan ise, yüksek savcılar kuruludur. Her iki kurulda söz sahibi olanlar, kurul üyeliklerini, görevleri icabı elde etmektedirler. Görevleri icabı elde edilen üyelik, yaşa göre bazen yirmi, bazen otuz yılı bulabilmektedir. Anlaşılacağı üzere bahse konu her iki kurulun oluşumunda, demokratik ilkeler yoktur veya yeteri kadar yoktur veya olan da sonucu etkileyecek düzeyde değildir. Peki; bu durum ortaya neyi çıkarmıştır. Yargıç adaylarının ve yargıçların ve savcı adayları ile savcıların, bu kurullara karşı, hak arama özgürlüklerini ortadan kaldırmıştır. Düşününüz ki, bir genç, yargıç veya savcı olmak için, ilan

edilen münhallere müracaat etmekte ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin, müracaatı reddedilmekte, hiçbir kıstasa bakılmaksızın münhaller doldurulmakta, bir yargıç veya savcı tamamı ile keyfi bir şekilde ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin nakledilebilmekte veya terfi ettirilmekte veya ettirilmemekte ve bu gibi işlemlerden veya kararlardan kendisini mağdur hissedenlerin, susmaktan başka hiçbir çareleri yoktur.

Aslında anayasa, yargıçlar ve savcılara ilişkin bu gibi işlemlerin nasıl yapılacağının, yasa ile düzenlenmesini şart koştuğu halde, yasama organı, bu doğrultuda yasalar yapamamaktadır. Görüldüğü kadarı ile

Bu kurullar veya kurul üyeleri, yasama ve yürütme organı üzerinde, çok büyük bir nüfuz elde etmişler ve bu nufuzlarını, bu tür yasaların çıkarılmaması yönünde kullanmaktadırlar. Aslında yasama organının, bağımsız organlara ilişkin düzenlemeler yaparken, bu organların yöneticilerinden çok, bu organlarda yönetilen durumda olanları muhatap almalıdır.

Şu anda meclisin gündeminde, yargıçlarla ilgili, mahkemelerle ilgili bir yasa tasarısı bulunmaktadır. Bu yasa tasarısının hazırlanmasında kimler rol almıştır? Yüksek adliye kurulunu oluşturmakta olan yargıçlar dışında kalan yargıçların görüşleri alınmış mıdır? Daha doğrusu gelinen noktada, yargıçlar bu tasarı hakkında görüş bildirme yetkisine sahip midirler? Asla değillerdir. Bu yasa tasarısı ile, amaçlanan, yargıçların, daha da baskı altına alınabilmelerinin sağlanmasıdır. Yargıçlar isterlerse bana kızsınlar ama ben onlara tarihi bir uyarıda bulunmak istiyorum. Bu tasarı yasallaşırsa, görecekler ki, üzerlerindeki baskı daha da artacaktır ve baskıdan dolayı “of” bile demeye korkacaklardır. Halkın seçtiği milletvekillerine ve özellikle hukukçu milletvekillere sesleniyorum, bu tasarıyı yasallaştırmakta aceleci davranmayınız. Yüksek adliye kurulunu oluşturan yargıçlar dışındaki yargıçların görüşlerine de müracaat ediniz ve onların görüşlerini de alınız. Bunu yaparken de, bu yargıçların görüş beyan etmekte çekingen davranacaklarının bilinci içerisinde olunuz. Tasarlanmakta olan yargıç kıyımına ve sindirilmiş yargıçlar ordusu yaratılmasına alet olmayınız. Yargıçlarla ve savcılarla ilgili yukarıda saymış olduğum işlemlerin yapılmasında veya kararların alınmasında geçerli olacak düzenlemeleri, demokrasi ilkelerine, sosyal devlet ilkelerine, hukuk devleti ilkelerine uygun olacak şekilde yapınız. Adı büyük  ….. Kovuk insanlar yaratmak yerine, sadece, …. Kovuksuz insanlar yaratmayı yeğleyiniz.  Yargıçların ve savcıların, halkın temel hak ve özgürlüklerine yasal olmayacak şekilde, müdahale etmemeleri gerekir ancak, yargıçların ve savcıların temel hak ve özgürlüklerine de dokunulmamalıdır. Alıngan bir toplum olduğumuz ve her yazılanı kişiselleştirme ve darılma ve kızma huyumuz olduğu için hemen belirteyim ki, bu yazımda, bağımsız organlarla ilgili olarak, ne şimdiki yöneticileri, ne geçmişteki yöneticileri ne de gelecekteki yöneticileri hedef aldım. Benim derdim kişilerle ilgili olmayıp, kişilere Allahın vermiş olduğu özelliklerledir ve bu kişilerin yarattıkları veya yaratmaya çalıştıkları sistemle ilgilidir. Örneğin, araba park yerinde kükreyerek iki vatandaşı tutuklatma yetkisine sahip olduğunu zanneden yargıcın, yıllarca terfi ettirilmemesi karşısında gık çıkartamama durumuna ilişkindir. Yargıcın park yerinde vatandaşı tutuklatma yetkisinin olmadığına ve de, haksızlığa uğradığına inanan yargıcın hakkını arayabilmesine ilişkindir. Yargıcın, huzuruna gelen avukatlara ve vatandaşlara karşı haddini aşmamasına onları sürekli olarak tutuklama tehdidi altında bırakmamasına ve de yargıcın huzuruna çıkanların da ona saygılı davranmak durumunda olduklarına ilişkindir. Haklının gönül rahatlığı içerisinde hakkını arayabilmesine ve de, haksızın kollanmamasına ve usul kurallarını, suiistimal ederek adaleti geciktirmemesine, geciktirememesine ilişkindir.

2017-2018 adli yılı bugün başlıyor. Hayırlara vesile olmasını dilerim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
    Takımlar O G B M Av P
1 YENİCAMİ AK 30 18 7 5 30 61
2 DOĞAN TÜRK BİRLİĞİ SK 30 17 6 7 19 57
3 GAÜ ÇETİNKAYA TSK 30 16 7 7 15 55
4 BİNATLI YSK 30 14 8 8 15 50
5 MERİT ALSANCAK YEŞİLOVA SK 30 12 12 6 11 48
6 BAF ÜLKÜ YURDU 30 12 9 9 20 45
7 LEFKE TSK 30 13 5 12 16 44
8 CİHANGİR GSK 30 12 7 11 4 43
9 KÜÇÜK KAYMAKLI TSK 30 13 3 14 -1 42
10 MAĞUSA TÜRK GÜCÜ 30 11 8 11 7 41
11 TÜRK OCAĞI LİMASOL 30 13 2 15 2 41
12 L. GENÇLER BİRLİĞİ SK 30 10 7 13 -8 37
13 GENÇLİK GÜCÜ TSK 30 10 4 16 -25 34
14 YALOVA SK 30 6 7 17 -23 25
15 YENİ BOĞAZİÇİ DSK 30 5 9 16 -35 24
16 OZANKÖY SK 30 4 7 19 -47 19
yukarı çık
Pop Up ek