HUNKAR SAG GIYDIRME
Av. Hasan SÖZMENER

Av. Hasan SÖZMENER

26.12.2016

  • Website
  • Google+
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Email

Conference Of Cyprus

Mustafa Akıncı ile Anastasiadis bir gece yemekte anlaşmışlar ki,12 Ocak 2017 tarihinde İsviçre’de beşli konferans yapılacak. Daha doğrusu Sayın Mustafa Akıncı öyle söylemektedir.

Sayın Mustafa Akıncı böyle söylemektedir ancak Anastasiadis veya Rum tarafı böyle söylememektedir. Anastasiadis’e veya Rumlara göre, 12 Ocakta yapılacak olan konferans beşli değil, çokludur.

Vurgulamak istediğim husus, hangi tarafa inanılıp inanılmayacağı hususu değildir. Vurgulamak istediğim husus, anlaşmalarda, uzlaşmalarda kullanılan kelimelerin veya kavramların ne kadar önemli olduğu, hususudur.

Liderler bir akşam yemeğinde buluşurlar ve bir anlaşma yaparlar veya bir konuda uzlaşırlar. Anlaşırlar veya uzlaşırlar ama anlaşılan veya uzlaşılan veya anlaşıldığı veya uzlaşıldığı zannedilen hususa ilişkin olarak liderin birisi başka bir şey diğeri ise başka bir şey söylemektedir.

Sözleşmelerle ilgili ulusal veya uluslararası prensiplere göre, birden fazla tarafın, yapmış oldukları bir uzlaşının veya anlaşmanın, tarafları bağlayabilmesi için, tarafların, ayni şey üzerinde, ayni anlamda uzlaşmaları veya anlaşmaları gerekmektedir. Bu durum hukukta, tarafların ad idem olmaları gerekir şeklinde açıklanmaktadır. Taraflar ad idem değillerse, yapılan uzlaşı veya anlaşma, tarafları bağlayan bir sözleşmeye dönüşmemektedir.

Taraflar, yaptıkları bir sözleşmeyi yazıya döküp altını imzalayabilirler. Yazıya dökülüp, altı imzalanmış olan bir sözleşmenin ihlal edildiği iddiası ortaya çıktığında, ihlalin olup olmadığının kararlaştırılmasında öncelikle, sözleşmede kullanılan kelimelerin veya kavramların anlamına bakılmaktadır. Kelimelerin veya kavramların anlamları, ihlalin olup olmadığının kararlaştırılmasında yetersiz kalır ise, o takdirde, tarafların ne kastettiklerine, yani tarafların niyetlerinin ne olduğuna bakılır.

Çok olmadı, UBP’nin, mahkemeye intikal etmiş olan kurultayına ilişkin olarak yapılan yargılamada, günlerce, haftalarca, Seçim ve Halkoylaması Yasası’nda ve parti tüzüğünde yer alan birkaç kelimenin veya kavramın, ne anlama geldiği hususu tartışıldı. Esas konu ne idi? Esas konu, bir kişinin, partiye başkan seçilebilmesi için, aranmakta olan yeterli oyun kaç olması gerektiği idi. Partinin delege sayısının kaç olduğu üzerinde ihtilaf yoktu. Kurultaya katılan delege sayısının kaç olduğu hususunda da ihtilaf yoktu. Her bir adayın aldığı oyun sayısında da ihtilaf yoktu. Buna rağmen bu basit konu üzerinde dahi, mahkeme, binlerce sayfayı bulan argüman dinledi ve sayfalar dolusu karar yazıldı.

Bu nedenledir ki, Rumlarla yapılması muhtemel anlaşma veya uzlaşma, kaleme alınırken, kullanılacak kelimelere ve kavramlara son derece dikkat etmek gerekmektedir. Benim tavsiyem, uzlaşı veya anlaşma metninin, Türkçe ve Rumca olarak kaleme alınması ve bu metinlerin asıl olarak kabul görmesidir. İleride, “Türkçe metinde böyle yazar ama asıl kabul edilen şu lisandaki metinde başka türlü yazar” şeklindeki argümanlarla karşılaşmak istemiyorsak, bunu böyle yapmalıyız. Bizim ana dilimiz Türkçedir ve en iyi anladığımız dil de Türkçedir. Ana dili Türkçe olan hiç kimse bana, “ben yabancı bir dili ana dilim gibi biliyorum” demesin, çünkü böyle bir şeye asla ve asla inanmıyorum. Yargıda ve dinimizdeki en büyük sıkıntımız, budur. “Türkçesinde böyle yazar ama aslı olan İngilizcesi böyle değil”, “Hocalar böyle derler ama Arapçasında böyle yazmaz”

Gelelim, yazımın başlığına. 12 Ocak’ta yapılacak olan konferans, beşli mi yoksa çoklu mu olmalıdır? Bu konudaki uzlaşı veya anlaşma nedir? Uzlaşıyı veya anlaşmayı yapan tarafların açıklamalarına bakıldığında, bu konuda bir ihtilaf vardır. Uzlaşıldığı söylenen uzlaşı veya anlaşma yazıya dökülmemiştir. Ancak uzlaşının veya anlaşmanın şahidi veya gözlemcisi, tarafların uzlaşı veya anlaşmalarını yazılı bir şekilde açıklamıştır. Orada yazılan “Conference of Cyprus” imiş. Buna göre taraflar, Kıbrıs konferansı yapılması hususunda uzlaşmışlar, uzlaşmışlar ama konferansın beşli olacağına ilişkin bir şey yok. Bu iki kelimenin hangi anlama geldiğini dahi anlayamadık. Bir de düşününüz ki, bizden, evet veya hayır dememiz istenecek olan binlerce sayfalık bir metin önümüze konacaktır. Evet veya hayır demesi gereken halka, herhangi bir açıklama veya yeteri kadar açıklama yapılmadığına göre işimiz… Cümlenin sonunu getiremedim. Varın onu da siz getirin.

Yazıyı Paylaş:

YORUMLAR

    Köşe Yazısına Ait Yorum Bulunmamaktadır....

YORUM YAZIN

  • CAPTCHA security code
  • Yorumu Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Şahıs/Şahıslar’a aittir.